<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287</id><updated>2012-02-16T15:43:24.833-08:00</updated><category term='Bir Yudum Çay'/><category term='Kaybediş'/><category term='HAYATLA MİKADO OYUNU OYNAMAK'/><category term='Sonra...'/><category term='&quot;Hı Hı&quot;'/><category term='CEMRE DÜŞERKEN / Hava&apos;ya'/><category term='Kadim Zamanlar'/><category term='Halbuki'/><category term='ASLOLAN NEDİR?  Ya da  &quot;Yine öyle yapmalı insan.&quot;'/><category term='Saklambaç'/><category term='Yani O Ben'/><category term='İNTERAKTİF (*)  -Bir Anlatı-'/><category term='Ofire Yolculuk (Kitap Çalışması)'/><category term='Bir Kış Masalı'/><title type='text'>Ofir'e Yolculuk</title><subtitle type='html'>Yada Bir Ofir Yolculuğu Söylencesi</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>14</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-5161247466057588134</id><published>2011-01-29T13:06:00.000-08:00</published><updated>2011-01-29T13:07:57.286-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Yudum Çay'/><title type='text'>BİR YUDUM ÇAY</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;O kadın hala çay içiyor mu?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;Bakan görüyor mu?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;Elinde bardak var mı?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;Ya Sehpasında demlik?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt;"&gt;Kimseler görmemiştir aslında onun çay içtiğini. Pek tiryakisi değildir. Benim gibi değildir yani. Ancak ne ilginçtir ki her vakit önünde dolu duran bir bardak çayı mutlaka vardır. Ne enteresan değil mi? Hem bardak sürekli dolu ve elinde, ama kimse yudumladığını görmüyor. Baksanız görürsünüz siz de. Hem her bakan görecek değil tabi ki. Aslında haklısınız siz de. Çünkü her bakan göremiyor bardağını. Var yahu var elinde tabi ki her zaman, hem de dolu ve içmeye hazır. Çok tuhafsınız siz de. Görünmez mi bakınca?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;Elbette bakınca görmeli insan değil mi? Ya da hayallemeli. O bardağı. O bardaktaki çayı. O demliği. Siz bilmezsiniz tabi ki. O demlik onca zahmetle alınmıştır. Küçücüktür. İki kişiliktir. Alüminyumdur. Başkaları için değersizdir. İki tane mandal bile etmez eskiciye verseniz. Ama öyle işte. Sehpanın üzerinde demliklerin ardında kalan kısımda bir boş çay bardağı vardır. Bardak ters çevrilmiştir. İçi boş görünür. Oysa o bardak o biçimiyle adeta bir cam fanustur. İçi havayla doludur. Her an bir misafir beklenir. O evde. Ama o misafir bir türlü gelmez. Çay soğur. Çay bayatlar. Yeni bir çay demlenmeli, yeniden beklenmelidir o misafir. Bir yudum dahi olsa tadına bakılmalıdır çayın. Aslında misafir her zaman beklenilendir. Evet, gayet tabi ve doğal olarak konuksever bir ev sahibesi her an bir yudum içirecek çayı bulundurur demlikte. Öyle değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;"Otur karşıma" der kadın.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;“Emreder gibi mi?”&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;Usul, usul sallanan sandalyenin diğerine ilişir konuk.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;"Yok, emir değil kadınınkisi, sadece alışkanlık, ağız alışkanlığı."&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;Fanus artık açılmış hava karışmıştır diğer ortamda olanlarla. Kadın çayı köpürtmeden hem de tam deminde doldurur bardağa. Zaten&amp;nbsp;bilir nasıl içtiğini konuğunun. Bu bir önsezidir belki de. Bilir. Sesiz ve de usulca çaylarını içerlerken karşılıklı olarak.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;Sessiz ve usulca içtiler çaylarını. Hâlbuki konuşacak o kadar çok şey vardı. Ama onlar konuşmadılar. Konuşmadılar ama sessizce birbirlerini dinlediler. Bu anın hiç bitmemesini dilediler içlerinden. Ve hep sessiz ve dertliydiler. Hâlbuki dert çoktu ya çare. Elbette çare de çoktu. Sessizce hallettiler her şeyi. Saatin tik takı da olmasa. Şu dışarıdaki meltemin ağaç dallarında ve yapraklarında yarattığı ses olmasa. Şu kuşun cıvıltısı olmasa. Şu tıp tıp akan musluğun sesi olmasa. Bir çalışıp bir duran buzdolabının sesi olmasa. Şu bardaktan yudum yudum içilen çayın sesi olmasa. Ama hepsi vardı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;"Evet, evet haklısın hepsi vardı." Ve bunun için bile yaşamaya değerdi. Bunun için bile karşılıklı olarak saatlerce sessiz ve derin derin oturmaya değerdi. Bir demlik çay demlenmeye değerdi. Her şeye değerdi. 3 - 2 - 1 - ve sıfır diye geriye saymayı tamamladılar içlerinden. Peş peşe sorularla birbirlerini soru bombardımanına tuttular. İşte o anda sessizlik bozuldu. Ama büyü asla bozulmadı. Diğer sesler kayboldu evin duvarlarında. İkisinin sesi kaldı. Sadece ikisinin sesi. Ve kapı çalındı. Ev sahibesi kapıya doğru yöneldi. Misafir huzursuz oldu. Ev sahibesi kapıyı açtı ama kimsecik yoktu ortalıkta. Sağa sola bakındı. Yoksa düş müydü bu. Kapıyı kapatıp içeri doğru yöneldi.&amp;nbsp;Ama oda da kimsecikler yoktu. Misafirini aradı köşe bucak. Masaya baktı. Kendine doldurduğu çay bardağı vardı. Konuğu için doldurduğu çay bardağına gözü ilişti. Bardak ilk masaya koyduğu gibi idi. Ters çevrilmiş bir vaziyette. Sonra koltuğuna çöktü. Sallanmaya devam etti. Yapayalnız ölecekti. Nice sonra bir sesle irkildi. Birisi cama taş atmıştı. Koştu cama doğru ama kimseyi göremedi. Eğildi. Taşa bir kâğıt sarılıydı. Kâğıdı açtı ve okudu. “Merhaba” diyordu notta “Merhaba kendine iyi bak. Bir dahaki sefere söz geleceğim” diyordu. “Geleceğim ve çayımızı birlikte yudumlayacağız. Saatlerce konuşup, saatlerce susacağız” diyordu. “Ama şimdi değil.” Yine aynısını yapmıştı. Tekrar sallanan koltuğuna oturdu. Kumandanın düğmesine basarak TV’yi açtı. Niyeti TV dinlemek ya da seyretmek değildi. Sadece kafasını dağıtacaktı. Zap yapıyordu durmadan. Ama birden durdu. Adı yazıyordu beklediği konuğunun. Adı bir kazaya karışmıştı. Tam da ona geleceği yol güzergâhında olmuştu olay. Bir otomobil bir yayaya çarpmıştı. Ve oracıkta ölmüştü genç adam. Elinde ise sıkı sıkıya tuttuğu bir paket vardı. Görüntüler karıştı allak bullak oldu. Oraya olayın olduğu yere doğru evden apar topar çıktı. &amp;nbsp;Daha doğrusu çıkmak için kapının koluna asıldı. Ama. Ama kapı açılmıyordu bir türlü. O kadar heyecanlanmış ve paniklemişti ki. Oracıkta düşüp kafasını yere çarptı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;“Merhaba” diyen bir ses duydu. Tatlı bir ses. Tanıdık bir ses. Bu ses onundu. Arkadaşının sesiydi. Ama o ölmemiş miydi? Elinden tuttu arkadaşı ve onu oturtturdu. “Sen beni çay içmeye davet etmiştin ama kısmet benim seni çaya davet etmemmiş” dedi arkadaşı. Ve taze demlenmiş çayla dolu bardağı uzattı. Sonsuza kadar sohbete zamanları vardı artık.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt;"&gt;Sana ne o kadının çay içmesinden. Sen hiç bana çay demledin mi ki kadının çayını şekerini merak ediyorsun. Latife yapıyorum tabii ki. Dün Latife’nin yanındaydım. O sordu “eşin öğrenmiş mi kadının çay içip içmediğini” bende “beraber içmişler” dedim. Ben çay sevmem bilirsin hatırlatayım dedim. Unutmuşsundur sen şimdi. Hadi çay oldu seni bekliyorum. Güzel demekten sıkıldım. Birde böyle yorum yapayım dedim. Sen şekersiz içersin biliyorum. Arada sırada bal katarsın çayına. Her zaman ki gibi gülerim. Sana soruyorum şimdi; Çayını ballı mı? Şekersiz mi? İçersin. Bilmiyorsan öğren. Ben soğuk ve şekerli severim. Tamam, hadi ne durup gülüyorsun alttan alta. Gelsene artık ya... Sen nazlanmayı da seversin. On beşlik gelinler gibi. Bende senin o halini seviyorum işte. Anlıyor musun beni. Senin için bir çay önemli bir de ben, artı çocuklar. Ha unutmadan bir de kadim birkaç eski dostun. Hep diyorum ben sen “grisin” ben ise “kırmızı”. Tabii kırmızı olsun beş fazla olsun değil mi yani. Farkımız ortaya çıksın. Seni çok ama çok seviyorum. Abartmadım değil mi? Sen şimdi sinir olmuşsundur. Ama. Ama bana bir şey diyemezsin. Biliyorum. Çünkü sen de beni çok seviyorsun. Her ne kadar da sık sık söylemezsen de ben bunu biliyorum. Bu bana yeter. Sevgiler Muhammet Demir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt;"&gt;Sen de çok iyi bilirsin ki. Benimkisi laf cambazlığı. Ya da gönlün sohbet etmesi gibi bir durum. Yoksa “çay” burada bahane. Kala kala kim kaldı ki hayatımda. Sen, çocuklar, birde birkaç kişi. Bir elin parmakları bile fazla geliyor artık saymaya kalkınca. Ya. Ya o kadim zamanlar. Nerde kaldı? Nereye gitti? Eleğin delikleri bu kadar kocaman mıymış? Elek mi? yoksa. Felek mi? Seni seven biri olacak hep hayatında, yanı başında. Tıpkı benim yanı başımda ve hayatımda beni seven senin gibi biri olduğu gibi. Sevgiler Kader Çoban Demir. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-5161247466057588134?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/5161247466057588134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/5161247466057588134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2011/01/bir-yudum-cay.html' title='BİR YUDUM ÇAY'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-7776008517627384922</id><published>2010-10-08T08:13:00.000-07:00</published><updated>2011-01-30T11:44:37.364-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Kış Masalı'/><title type='text'>Bir Kış Masalı</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div style="color: black; font-family: 'lucida grande',tahoma,verdana,arial,sans-serif; font-size: 11px; line-height: 1.5em; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/photo.php?fbid=1562599235230&amp;amp;set=o.432609634462" style="clear: right; cursor: pointer; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;img class="img" height="215" src="http://photos-d.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs338.ash2/61815_1562599235230_1542825733_1377328_1260199_a.jpg" style="border-width: 0px; margin: 0px;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Yıllar yılı kovalıyor. Ama herşeye rağmen işte yine hep beraberiz. Sencede öyle değil mi? Yani biliyorsun sen de benimle bilikte söyle. "Biz koskocaman, küçücük bir aileyiz." Dışarıda dondurucu bir hava var. "Kar yağmış." &amp;nbsp;diyorum ya sana. Kar yağmış çünkü karın yağdığını göremedik. Kar bir yağdı bir kayboldu. Mevsimler adeta değişti. Küçüklüğümüzdeki gibi değil artık mevsimler. Adam boyu olurdu yağınca kar ve kar dinince biz sokakları doldururduk. Sokaklar diyorum ya, sokaklar belirsizleşirdi kar yağınca. Biz hemececik yağan kardan topuğu kırılmış kösele ayakkablardan yaptığımız ayak kızaklarımızla kendimize yol açardık... Şu anda kar ha yağmış, ha &amp;nbsp;yağmamış, ama gerçek olan tek şey dışarıda ayaz var. Ama içersisi dışarıdan yalıtık. AVM diyorlar. Alış Veriş Merkezi. Biz çocukuğumuzda bir bakkalı bilirdik, bir tüpçüyü, bir de semt pazarını. Semt pazarında bir defasında su satmaya &amp;nbsp;bir defasın da da naylon poşet satmaya çalışmıştım. Su satma serüvenim su sattığım bidonun eski bir kolonya bidonu olmasından dolayı başarısızlığa uğrasa da, naylon poşet satışımdan epey para kazanmıştım. Kazandığım para kendim ve kardeşlerim için alınan dondurmaya ve leblebi tozuna gitse de öyleydi işte... Şu anda &amp;nbsp;ailecek AVM deyiz. &amp;nbsp;Ben, eşim, kızım, oğlum ve eşimin yeğeni. Çocuklar eğleniyorlar. Onların eğlenmesi &amp;nbsp;biz ana babaların da eğlenmesi değil midir? Eğlenmek... Malum biz ana babalar çocukları kolaçan etmekten kalan zamanda ne kadar mümkünse o kadar eğleniriz değilmi? Neyse hala paramız var.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="photo photo_left" style="clear: left; color: black; float: left; line-height: 16px; padding: 2px 10px 5px 0px; width: 180px;"&gt;&lt;div class="photo_img" style="margin: 0px; padding: 0px;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 16px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bir adet büyük boy karışık pizza, bir adet de büyük boy Coca Cola alacak kadar paramız var yani. İki kase de sevdiğimiz karşımlardan oluşan dondurma da yanında olunca. Eh ne yapalım o kadar da lüksümüz olsun değil mi? Pizza, kola ve dondurma bitecek. Eli ve yüzü kirlenen çocuklar peçete ile temizlenecek. Bir süre daha AVM’nin parkında çocukların oynamasına izin verilecek. Çocuklar sıkı sıkıya giydirilecek ve daha sonra yine o geldiğimiz yere. AVM’nin dışına... O ayaza... O sokağa çıkılacak. Bu fotograf ise anı olarak saklanacak. Halbu ki bu fotografın arkasında deklanşöre basan kişi tüm bu çocukların dayısı. İyiki oradaymış, o anı belgelemiş ve saklamış... &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande',tahoma,verdana,arial,sans-serif; font-size: 11px; line-height: 16px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-7776008517627384922?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/7776008517627384922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/7776008517627384922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2010/10/bir-ks-masal.html' title='Bir Kış Masalı'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-3566327795326325485</id><published>2010-10-08T08:08:00.001-07:00</published><updated>2010-10-08T08:10:51.766-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sonra...'/><title type='text'>SONRA...</title><content type='html'>&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;Bugün eşim ve çocuklarımla birlikteydim gün boyu. Yedik, içtik, gezdik, eğlendik, yorulduk. Her zaman ki gibi yine evimize geldik. Son bir demden sonra tekrar uykuya daldık ailecek.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;Bir ara uyandım. Uyanmadan önce tuhaf bir rüya görüyordum. Saate baktım. Tuhaf bir şekilde saat hala uykuya yattığımız anı gösteriyordu. Sanki hiç uykuya yatmamış gibi. Sağıma soluma baktım eşim ve çocuklar yataklarındaydı.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="photo photo_right" style="clear: right; color: #333333; float: right; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 16px; padding-bottom: 5px; padding-left: 10px; padding-right: 0px; padding-top: 2px; width: 180px;"&gt;&lt;div class="photo_img" style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/photo.php?fbid=1565975119625&amp;amp;set=o.436560414462" style="color: #3b5998; cursor: pointer; margin-left: auto; margin-right: auto; text-decoration: none;"&gt;&lt;img class="img" height="320" src="http://photos-f.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs341.ash2/62173_1565975119625_1542825733_1383555_2712446_a.jpg" style="border-bottom-width: 0px; border-color: initial; border-left-width: 0px; border-right-width: 0px; border-style: initial; border-top-width: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;" width="214" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Aras&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;Yataktan çıktım. Çok susamıştım. Işığı yakmadan odadan çıkıp mutfağa doğru yol aldım. Buzdolabını açtım. Su dolu şişelerden birisini alıp, kapağını açtım. Raftan bir su bardağı alıp şişedeki sudan bardağa doldurdum. Su dolu bardağı ağzıma götürdüm. Bir yudumda içtim. Tekrar bardağı su ile doldurdum. Bir yudum alıp bardağı lavaboya boşalttım. Elimdeki su şişesini mutfak tezgâhına koyarak bardağı çalkaladım ve rafa koydum. Su şişesini tekrar alıp ilk aldığım gibi buzdolabına yerleştirdim. Mutfaktan çıktım. Salona geçtim. İstem dışı olarak TV’yi açtım. Kumandayı TV’nin üstünden alıp, kanepeye uzandım. Kanallar arasında gezinmeye başladım. Gecenin bu saatinde TV’de ilgimi çekecek bir şey yoktu. Hala rüyanın etkisindeydim. Kafamı dağıtmaya çalışıyordum. TV’deki görüntüler hızla bulanıklaşmaya başladı. Gözlerimin kapanmasını engelleyemiyordum. TV’yi kapatıp odaya yöneldim. Yatağa girip tekrar uykuya daldım.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="photo photo_right" style="clear: right; color: #333333; float: right; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 16px; padding-bottom: 5px; padding-left: 10px; padding-right: 0px; padding-top: 2px; width: 180px;"&gt;&lt;div class="photo_img" style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/photo.php?fbid=1565975759641&amp;amp;set=o.436560414462" style="color: #3b5998; cursor: pointer; margin-left: auto; margin-right: auto; text-decoration: none;"&gt;&lt;img class="img" height="320" src="http://photos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs655.snc4/61517_1565975759641_1542825733_1383558_4156570_a.jpg" style="border-bottom-width: 0px; border-color: initial; border-left-width: 0px; border-right-width: 0px; border-style: initial; border-top-width: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;" width="241" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Cemre&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 16px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;Otoyolda arabamla ilerliyorum. Gece. Yol boş. Gaz pedalına dokundukça araba hızlanıyor. Araba hızlandıkça ben vites yükseltiyorum. Artık son hızla ilerliyorum asfalt yolda. Acelem var sanırım. Yoldaki tek tük arabaları hızla geçiyorum. Onların acelesi yok sanki. Amacım ne nereye doğru yol alıyorum. Derin bir boşluk, derin bir unutkanlık hali içerisindeyim. Islık çalıyorum, bol, bol ıslık. Islık çalarken düşünüyorum aynı zamanda. Hangi dilde acaba dudaklarımdan çıkan bu ıslık hafızasızım sanki. Birden kırmızı bir ışık çıkıyor karşıma. Frene yavaş, yavaş basıyorum ve ışıkta durduruyorum arabayı. Saniyeler ilerliyor. Önce sarı sonra yeşil yanıyor. Sola doğru tali yola giriyorum arabamla. Bir loşluğa düşüyorum. Önümü göremediğim bir yokuştan aşağıya hoplatıyorum arabamı. Tuhaf bir his sarıyor bedenim. Sonra ilerliyorum. Sanki ben değil arabam ilerliyor. Bir evin önünde duruyor araba. Çünkü arabayı ben durdurmuyorum. Kontrolümden çıkmış gibi. Sonra kapım açılıyor. Ben arabadan çıkıyorum. Aslında ben değil bedenim çıkıyor arabadan. Kapı kapanıyor arabanın. Ben kapatmıyorum kapıyı arabanın kapısı kendiliğinden kapanıyor. Sonra yürüyorum ve bir merdivenden çıkıyorum. Bir kapının önünde duruyorum. Kendimde değilim sanki. Kapıyı açmaya çalışıyorum. Elimde o kadar çok anahtar var ki. Bu anahtarları ne zaman elime aldığımı inanmazsınız ama hatırlamıyorum. Daha öncede dediğim gibi hafızasızım sanki. Tek tek deniyorum anahtarları. Ve nihayet birisi uyuyor kapının anahtar deliğine. Hangi yöne çevrilecekti. Bir o tarafa bir bu tarafa çeviriyorum. Anahtar kapının anahtar yuvasında Tık, tık diye ses çıkartıyor. Kapıyı her seferinde itiyorum ama bir türlü olmuyor. Kapıyı açamıyorum. Zile ne diye basmadığımı bilmiyorum. Hafızasızım ondan galiba. Bildiğimi bile bilmiyorum. Bildiğim her şeyi unutmuşum galiba. O kadar zaman uğraşıyorum ki. İçeriden sesler geliyor. Evin tüm ışıkları yanıyor. "Kim o" diye bir ses. Bir kadın sesi geliyor içeriden. Paniklemiş ve telaşlı bir kadının sesi. Evet, o sesi tanıyorum. Bu onun sesi eşimin sesi bu. Bu ev de benim evim. Şimdi hatırladım. "Benim" diyorum. Ona "benim, Ben ..." Benim adım ne peki.&amp;nbsp;Kadın yani eşim&amp;nbsp;ısrarla "Sen kimsin" diyor. "Gecenin bu saatinde kapımın önünde işin ne." Hemen "uzaklaşmamı" istiyor. Yoksa "polis" çağıracağını söylüyor. Ben ise hala ısrarlıyım ona sadece "kendimin kim" olduğumu unuttuğumu söylüyorum. "Sesimden de mi?" tanımadığını soruyorum. "Kapının deliğinden" bakabileceğini söylüyorum. O ise bu sesi yani benim "sesimi" hiç tanımadığını. Kapının deliğinden gördüğü "suretimi" de hayatında hiç görmediğini söylüyor. Tek seçenek olarak oradan uzaklaşmak zorunda kalıyorum. Arabamın yanına gitmek istiyorum. Ama arabam bıraktığım yerde yok ki. Acaba yanlış mı anımsıyorum. Yok. Yok, işte şuracığa park etmiştim. Ne oldu bana. Şuracığa oturayım bari. Diyerek kaldırıma oturuyorum. Karşıdan iki kişi geliyor. Yaklaştıkça bir kadın ve bir erkek olduklarını görüyorum onların. Sevgililer galiba. Gecenin bu saatinde eğlenceden geliyorlar sanırım. Ama neyse ne beni ilgilendirmez ki. Biraz oturup, sağa sola takılıp, gündüz gözüyle eve tekrar uğramayı tasarlıyorum değil mi zaten. Önümden geçerken kadın adama "Bu adamda bir tuhaflık var galiba" diyor. Adam aldırmaz bir tavırla "Evet öyle galiba. Ama bize ne" diyor. Kadın ısrarlı bir şekilde.&amp;nbsp;"Soralım bakalım" diyor. "Derdi neymiş. Merak ettim şimdi." Adam isteksizce "Hişt birader kimsin, nesin, necisin, ne işin var bu saatte bu kaldırımda" diyor. Yüzümü o anda bu kadın ve erkeğe çeviriyorum. Sevgili olduğunu düşündüğüm bu iki kişiye. O kadar mesut ki kadın bu adamla olmaktan. O kadar gururlu ki bu adam bu kadınla birlikte olmaktan. Ama düşüncemi kendime saklamam gerekiyor. Bazen yanılırım. Bazen şom ağızlığım her şeyi berbat eder. Bunun olmasını istemem. Nazarımın değmesini istemem. Bu düşüncelerle sorusuna cevap vermek için ağzımı açıyorum. Konuşmaya çalışıyorum. Ama ama sesim çıkmıyor. Sesim nereye kayboldu. Nereye çekip gitti. Tuhaf, tuhaf yüzüme bakıp duruyorlar. Bir boşluğa bakar gibi. Acıma ile dolu bir yüzle bakar gibi. Adam kadına “Dilsiz be bu adam” diyor. Kadın da adama “Evet dilsiz. Yazık” diyor. Sanki ben bir dilenciymişim gibi önüme birkaç bozukluk atıyor. Bu kadının merakından ileri gelen duraksamanın ortaya çıkartmış olduğu zaman kaybını telafi edercesine hızlı adımlarla yola koyuluyorlar. Kadın bir ara başını omzu üstünden bana doğru çevirip bakıyor. Sonra başını adamın omzuna yaslayıp, koluna daha bir sıkı sarılıyor. Mutluluk bu olmalı. Mesutlar. Kendi yollarındalar yine. Yine kendi aralarında konuşuyorlar sanırım. Beni anlatıyor kadın adama. Beni ve o tuhaf halimi. O zavallı halimi. O yanlış anladıkları dilenci halimi. Sokakta kaybolana kadar onları izliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;Bir süre daha oturuyorum orada. Sonra kendimi toparlayıp yola koyuluyorum. Öylesine yürüyorum sokaklarda. Bilinçsiz, amaçsız olarak hava da iyiden iyiye soğumaya başlıyor. Ben ise tiril, tiril bir kıyafet içerisindeyim. Sokağın köşesinde bir çöp bidonunun içinde ateş yanıyor. Etrafında toplanmış olan gece işçileri var. Gece işçileri önceden belirledikleri ve parselledikleri yerlerden topladıkları kâğıt, plastik, teneke dolu arabalarını park etmiş ısınmaya çalışıyorlar. Daha sabaha çok vakitleri var. Arabalarını sürecekler. Arabalarının içindekilerini paraya çevirecekler. Evlerine gidecekler. Ama şimdilik ceplerindeki üç beş kuruşla kendilerine ziyafet çekiyorlar. Ateş suyu içiyorlar. Günah suyu içiyorlar. Şarap içiyorlar. Şarkı söyleyip, açık saçık fıkra anlatıyorlar. Ana avrat küfrediyorlar. En sempatik halimle yaklaşıyorum bu gece işçilerine. Konuşmak istiyorum en azından bir “Merhaba” demem gerekiyor. Ama sesim. Sesim yok ki. Sesimi kim çaldı. Yine de ağzımı “Merhaba” demek için aralıyorum. Kafamda kurguladığım o basit kelime “Merhaba” kelimesi ağzımdan çıkıyor. Çok rahatlıyorum bu duruma. Sesim nihayet yerine geldiği için seviniyorum. Mümkündür o anda gözlerim ışıldamıştır. Tekrar bu sefer daha gür bir sesle “Merhaba” diyorum onlara. Ama sesim bana o kadar bed geliyor ki. Kendimin kendim olduğuna şüpheleniyorum. Yerde kırık bir ayna parçasına gözüm ilişiyor. Aynayı alıp yüzüme bakıyorum. Kim bu adam kendi kendimi tanıyamıyorum. Elimi yüzümde gezdiriyorum. Bu halimle bu saçları sakalları birbirine karışmış adamlar ile elleri yüzleri kirden geçilmeyen bu pasaklı kadınlara ne kadar çok benziyormuşum. Bunu fark ediyorum. Teker, teker elimi sıkıyorlar. Zulalarından bir şarap çıkartıyorlar. Bana ikram ediyorlar. Ben de katılıyorum onların şarkılarına o kadar bed çıkıyor ki sesimiz. Hep birlikte kadınlı erkekli halaya duruyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/photo.php?fbid=1565975359631&amp;amp;set=o.436560414462" style="clear: right; color: #3b5998; cursor: pointer; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto; text-decoration: none;"&gt;&lt;img class="img" height="320" src="http://photos-h.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs010.ash2/33885_1565975359631_1542825733_1383556_5685945_a.jpg" style="border-bottom-width: 0px; border-color: initial; border-left-width: 0px; border-right-width: 0px; border-style: initial; border-top-width: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;" width="241" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Üçümüz&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 24px;"&gt;&lt;br /&gt;Bir el hissediyorum. Bir ışığın ardından geliyor sanki bu ses. “Hadi kalk” diyor. Tanıyorum bu sesi, bu eşimin sesi. “Tamam, kalkıyorum” diyorum. Çocukların cıvıl, cıvıl sesi geliyor. Hep birlikte üzerime çullanıyorlar. Boğuşmaya başlıyoruz. Hep birlikte. Sonra… Yeniden başlıyor hayat… &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 1.5em; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-3566327795326325485?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/3566327795326325485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/3566327795326325485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2010/10/bugun-esim-ve-cocuklarmla-birlikteydim.html' title='SONRA...'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-2701761420353099635</id><published>2010-06-26T09:02:00.000-07:00</published><updated>2010-09-29T09:17:47.047-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Halbuki'/><title type='text'>Halbuki</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TErdrH361mI/AAAAAAAAATM/dO6xFxRfB70/s1600/kapak2.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TErdrH361mI/AAAAAAAAATM/dO6xFxRfB70/s400/kapak2.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Zamanla insan herşeye alışıyor. Yada şöyle söylemeliyim sana. Ben zamanla her şeye alışıyorum. Herhalde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Galiba alışıyorum”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; demeliyim. Alışkanlıklar ruhuma işliyor. Bedenimi sarıyor. O kadar benimsiyorum ki. Sanki alışkanlıklarımdan sıyrılırsam üşüyeceğim gibi geliyor bana. Tuhaf... Zaten son zamanlarda oldukça tuhaf oldum. Bu belki de beklentilerimin gerçekleşmemesinden dolayıdır. Kimbilir... Evet, çok doğru beklentilerimin hiç birisi gerçekleşmedi. Tuhaf değil mi? Sence de. Halbuki sen biliyorsun o kadar çok çaba ve zaman harcadım ki. Alıştım diyorum ya sana. Sen buna inanma. Hiçbirşeye alışamadım ben. O alışkanlıklarımdan bahsettiğim ve terketmenin bana ne kadar da zor geldiğini söylediğim cümlemi ciddiye alma. Alışamıyor insan. Alışamıyorum hiçbirşeye. İşte asıl bu tuhaf değil. Bilirsin sen beni. Ben de seni biliyorum ya. Korkuttum seni çoğunlukla. Korkmanı istemedim halbuki. Neden bu kadar zor ki hayat. Yani benim hayatım neden bu kadar zor. Bu soruya cevabım çok. Ama net bir sonuç yok. Sen, ama sen başkasın. Hep başkaydın zaten. Kime diyorum ki ben. Sen başka havalardasın yine. Yine başka alemlerdesin. Dalmışsın yine o gayip düşüncelere, gayip eylemlere. Bir yudum daha almalıyım bardaktan. Bir lokma daha kopartmalıyım ekmekten. Bir kaşık daha almalıyım çorbadan. Sonra. Sonra kusmalıyım yine...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-2701761420353099635?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/2701761420353099635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/2701761420353099635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2010/06/halbuki.html' title='Halbuki'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TErdrH361mI/AAAAAAAAATM/dO6xFxRfB70/s72-c/kapak2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-7672134229237295758</id><published>2010-05-14T14:12:00.000-07:00</published><updated>2010-10-08T08:04:38.195-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadim Zamanlar'/><title type='text'>Kadim Zamanlar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/S-6qyV-5GZI/AAAAAAAAARE/eAWbFsjfT6w/s1600/cemre%26aras.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="336" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5471498379172845970" src="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/S-6qyV-5GZI/AAAAAAAAARE/eAWbFsjfT6w/s640/cemre%26aras.JPG" style="float: right; height: 168px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; width: 320px;" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;I-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;Yazı yazma serüvenimin babam ile zaman zaman yaptığımız mektuplaşmalarla başladığı söylenebilir. O yıllarda, o çocukluk yıllarında ne telefon, ne de başka bir iletişim aygıtı yoktu mahallemizde. Gerçi mahallemiz ülkenin başkentindeydi ama, o yıllar öyleydi ve kanıksamıştı tüm halk gibi mahallemizin halkı da. Telefon olsa da neye yarardı ki. İletişim pahalı olduktan sonra. Ama o yıllarda mektup göndermek çok ucuz ve cazip idi. Bayram ve özel günlerde muhakkak surette ağzı açık zarflarla ya da zarfsız olarak gönderdiğimiz tebrik kartı yollamak. Eşe, dosta, akrabaya... Günümüzde sanki kadim zamanlarda kalmış bir gelenek oldu adeta. Gsm ve bilgisayarlar hayatımıza girdi gireli. O yıllarda daktilografi makinası lüks olduğu gibi bırakın daktilografi makinasını tükenmez kalemi bile bulursan öpte başına koy. Birinci sınıf hamur kağıt bulmak şöyle dursun saman kağıdıydı elimizde bolca olan. Geçelim bunları bir kalem. Nerde kalmıştık. Ha. O tebrik kartlarıyla ülkenin çeşitli kentlerini tanırdık. Arkasına yapıştırdığımız (ki filateli denen o meret yaygınlaşmadan önce pullar vardı) pullarla da yine birçok bilgi edindiğimi hatırlıyorum. Renkli ve birbirinden güzel tebrik kartlarıydı onlar. Yeni yıl ise bir karlı mazara resmi yada mum resmi olurdu kart tercihimiz. Şeker bayramı için çoğunlukla manzara ve benzeri seçilirken, kurban bayramı için muhakkak bir koç veya kuzu ve doğa resmi olurdu. Yada ben öyle hatırlıyorum. Sonraları popüler sanatçı resimleri seçerdi arkadaşlarım. Ben hala o eski gelenekte kalıp çizgimi değiştirmezdim. Kartlarda çoğunlukla aynı temenniler yazılırdı. "Nice yeni yıllara..." "Nice bayramlara..." erişmek dileği ile. Evet dedim ya yazma serüvenim ve babamı tanıma ve sevme öyküm bu mektuplar sayesinde olmuştur. O "ı" ları "i" olarak yazan,sert harflerle, sert kelimelerle yazan o yumuşak yürekli ve mert insanı. Yani babamı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı yazmayı babam ile yaptığımız mektuplaşmalar sayesinde sevmiştim. Ancak hayatı öykülemeyi annem öğretti bana. O karanlık ve ışıksız gecelerde birbirinden renkli, macera dolu masallarını dinleye dinleye. Mahallenin insanlarının muhacirliğinin de etkinden olsa gerek. O gelmiş oldukları yörelerden epik öyküleri dinlemek, o artık geçmişte kalmış olan yaşamlarının duygu yüklü söylencelerine kulak kabartmakla geçen bir çocukluktu benimkisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün. Bugünlerde bir sis perdesi var anlamlandıramadığım. O sis perdesinin ardında kaldı adeta tüm yaşananlar. Yıllar sonra bu uzun süreli birikimler birden bire yazı olup çıktılar karşıma. Evet şairin dediği gibi birden bire oldu. Birikimler cümle, cümleler öykü oldu. Elbette biliyorum ki bu öykülerin hala eksik yanları var. Bunu zaten biliyorsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğullar babalarını unutamazlar. Tesi de geçerlidir. Yani babalar da oğullarını unutamazlar. Oğullar babalarına karşı hep içten içe saygı duyarlar ve bunu belirtmezler. Hem de sık sık çatışırlar. Babalar için oğulları her daim çocuktur. Hiçbir zaman büyümeyen, büyümek istemeyen. Sanki "İlahi bir kanun" bu. Bu ise böyle olmalıdır. Benim de bir oğlum var adı Engin Aras çok iddialı bir ismi var. Henüz küçük ama benim gözlerimin içine baktıkça bu zaman içinde olacak olan o karşılıklı mücadelemizin ne kadar korkunç ve önlenemez olduğunu anlıyorum. Ve bu savaşı kabul ediyorum. Tıpkı benim babam ile karşılıklı olarak yaptığımız gibi ben de oğlumla karşılıklı olarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Belki hayvanca bir içgüdü ama bundan kaçış yok. Tıpkı kadim zamanlarda kalmış olan mezarları ve kemikleri bile yok olmuş olan atalarım gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama oğullar ile anneleri öyle değillerdir hiç bir zaman. Yada ben annem ile öyle değildi. Daha sevecen ve samimi bir ilişkimiz oldu daima. Ama anneler oğullarını eşlerinden kıskanırlar ve eşlerde annelerinin o hep biricik kuzusu olan yeni eşlerini annesinden kıskanırlar. Babalar ile oğullar arasında olan mücadelenin benzerini. Gelinler ile kaynanalar devam ettirirler. Bu da bir kanun belki hani o "İlahi kanun" var ya o işte. Oğullar annelerini karşılıksız severler, anneler de oğullarını tabiki. Oğullar bu hisle ta anne karnında tanıştıkları için eşlerini de aynı hisle sever ve korurlar. Eşlerinde kaybettikleri annelerini bulurlar bir bakıma. Bu senin tarafından taktir edilir mi? edilmez mi? diye düşündüğümde sen benim iyi niyetli bir okurum olduğun için taktir edeceğine kannaat getirebilirim. Bu konuda haksız değilimdir umarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bir de kızım var adı ise Cemre Işık bu isimde iddialı gelmiştir değil mi şimdi sana. Ama ne bileyim işte yüzsüzlük bende kalsın istersen. Ben kızımı kızım da beni çok seviyor. Zaten kızlar ve babalar bir gariptirler. Garip bir bağ vardır aralarında. Ama pek belli etmezler bir birlerine karşı olan sevgilerini. Yada biz öyleyiz sanırım ilişkimiz ve iletişimimizde. Adeta kedi ile köpek gibiyiz. Aslında kedi ile köpek gibi dalaştığımızı eşim söylüyor. "Yine baba kız kedi köpek gibi bir birine girmişler" diyor hayıflanarak ve içten içe sevinerek. Hayat başka türlü geçer mi? sen söye yahu. Bir de gözleri deli deli bakıyor. Ama kalbi altın gibi. Tıpkı annesi yani eşim gibi ve annem gibi anneannesi gibi. Eşim mi? ha onun adını anmadık onun adı Kader. Aslında kadersiz garibim benim gibi bir adamı başının belası ettiği için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar bu ilişkiler ve düşünceler sanki bir oyun ya da böyle olmasa olmuyor. Mızıkçılık ve mızıkçılık yapanlar bilirsin oyunlarda sevilmez, mızıkçılar başka seferde oyuna alınmazlar. Hayat mı? dedin. Evet hayat işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde ben ailemden uzaklardayım. Ve biliyorum ki bu mekansal bir uzaklık. Ne benim ailemle ne de ailemin benimle gönülden uzaklığı yok. Delimisin sen ciddiyim tabiki. Ağzını mayhoş bir şekilde buruşturma. Samimiyim yahu. Oldukça samimiyim bu mevzuda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün... Bir gün tüm dünya başınıza yıkılır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün... Bir gün hiç ummadığınız şekilde her şey yoluna girer. Her şey o kadar mükemmel ilerler ki. Tuhaftır. Alışık değilsinizdir. Şaşırırsınız. Kendi kendinizi çimdiklersiniz. Gördüğüm düş mü? gerçek mi? diye. Sence...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün... Bir gün o hep arzulananlar ve o hep beklenenler hiç gelmezler. Yavaş yavaş umutlarınız kaybeder, yaşama arzunuzu yitirirsiniz. O tünele girmek istersiniz. O "ışıklı yol" da ilerlemek istersiniz. Sanki o tünelin ucunda tüm insani ve sosyal acılar sona erecek. Sonsuz bir mutluluğa ve huzura kavuşacaksınızdır. Tuhaftır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VI-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün.... Başka bir gün yoktur. Bu günden başka bir günü umut etmek beyhudedir artık. Sana ihtiyacı olan insanların yanında olmalısındır. Onları bağrına taş basarak da olsa terk etmemelisindir. Umut ve yaşama ateşi aşılamalısındır onlara. Göreceksin işte o zaman o içinde sönen yaşama ateşin yeniden harlanacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VII-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birgün.... İşte senin o hep beklediğin gün bugündür...                  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-7672134229237295758?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/7672134229237295758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/7672134229237295758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2010/05/kadim-zamanlar.html' title='Kadim Zamanlar'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/S-6qyV-5GZI/AAAAAAAAARE/eAWbFsjfT6w/s72-c/cemre%26aras.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-1420337617013879785</id><published>2010-04-26T10:11:00.000-07:00</published><updated>2010-06-27T23:56:02.291-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kaybediş'/><title type='text'>KAYBEDİŞ</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCYmcCvz3cI/AAAAAAAAARU/r3YfQiv10QI/s1600/kaybetmek.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCYmcCvz3cI/AAAAAAAAARU/r3YfQiv10QI/s400/kaybetmek.jpg" width="165" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: none; color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Onca yıl sonra bugün gelip dayandığım nokta tam bir kaybediş benim için. Kaybettim. Evet bu hayat kavgasını kaybettim. Evet yenildim bunu kabul ediyorum. Evet kabul ediyorum tamamıyla kendi bencil duygu ve hatalarım yüzünden bu duruma düştüm. Ama artık hiçbir çarem kalmadı. Kaçış yok. Daha doğrusu kaçacak yer yok. Tam bir şah ve mat hali benimkisi. Satrancı çok iyi bilirdim halbuki. Bu güne kadar da yenilmemiştim. Elbette beraberliklerim olmuştu, sıklıkla galibiyetlerim de. Gerçi uzun süredir galibiyet yüzü görmedim ama. Hep pat durumları yaşıyordum. Bunun böyle olacağı belliydi. Ve yenildim. Pes diyorum, artık pes! Bu oyun benim için son oyun oldu. Bir daha o satranç tahtasının önüne oturmayacağım. Daha doğrusu oturamayacağım. Çünkü hayat kavgasından ebediyen uzaklaşıyorum. Hoşça kalın dostlarım. İyi bir oyuncu olamadım. Özür dilemek gerekiyorsa. Özür dilerim...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;2&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ama söyleyeceklerim var bu hayat kavgasını ebediyen terk etmeden önce. Çünkü buna hakkım var. Elbette sizlerin de söz hakkınız olacak. Belki bunu bana ileteceksiniz ama. Ne bileyim sizleri duyup duyamayacağım meçhul. Anlamlandıramıyorum açıkçası. Anlamlandırmak isterim elbette. Yoksa bunca yıllık yaşam deneyimimin ne önemi kalırdı ki. Ki bunu anlamlandıramamamın izi sizde çok derin olacaktır. Tabidir ki ben bunu sana duyumsatırken yine kendimi referans alıyorum. Her zaman olduğu gibi...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;3&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bugün bir kez daha dolaştım o sokaklarda. Yine aynı heyecanları duydum. Bir telefonla uyandım. Telefondaki o dost sesi. Beni önemseyen. O ses senin sesin. Ne kadar da tanıdıktı. Ben evet o sesle tekrar uyandım. Kaybetmiştim elbette ama. Ama o senin sesin bana tekrar hatırlattı. Evet hatırlattı yeniden. Aslında ben kaybetmemiştim ki. Kaybettiğimi bir an duyumsamıştım sadece. İyiki varsın. İyi ki varsınız. Dostlarımla var oluyorum hep. Hep o derin çukurlardan sizin çabanızla çıkıyorum. Evet ben bugün tüm eski dostlarımla teker teker bir araya geldim. Tek tek dertleştim. Tek tek dertleştik. Eski anılar canlandı. Neden o kadar uzaklaşmışız ki birbirimizden. Neden aramıza mesafeler koymuşuz ki.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-1420337617013879785?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/1420337617013879785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/1420337617013879785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2010/04/1-onca-yl-sonra-bugun-gelip-dayandgm.html' title='KAYBEDİŞ'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCYmcCvz3cI/AAAAAAAAARU/r3YfQiv10QI/s72-c/kaybetmek.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-6220543870768904850</id><published>2009-12-29T22:51:00.000-08:00</published><updated>2010-01-14T22:51:15.354-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saklambaç'/><title type='text'>Saklambaç</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/Szr6FyOFseI/AAAAAAAAAPM/NkCYjD0Trlg/s1600-h/saklanba%C3%A7.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 164px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/Szr6FyOFseI/AAAAAAAAAPM/NkCYjD0Trlg/s200/saklanba%C3%A7.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420920078780969442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 14px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;I-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saklanmıştım. Evet saklanmıştım. Daha doğrusu arkadaşlarla saklambaç oyunu oynuyorduk. Ebe olan arkadaş saymaya başlamıştı. Tuhaf işte. Garip bir dilde sayı sayıyordu. O hep öyleydi ezelden beri hep garip şeyler yapardı. Sonra saklanmam gerektiği aklıma geldi yoksa ebe tarafından sobelenecektim. Ama nereye... Nereye saklanacaktım ki. Herkes hemen hemen benimde saklanabileceğim yerleri birer birer işgal etmişti. Bu duyguyla etrafıma bakınırken ebe olan arkadaşım da sanırım sayı saymanın sonuna gelmişti. Birazdan "sağım solum arkam önüm ebe sobe" diyecek eminim. İşte o anda o yeri gördüm yani bu yeri şu anda saklandığım bu yeri. Annemin artık ezelde kalan masallarında bir masal kahramanı girmiş olduğu yada itilmiş olduğu dehlizden bir tavşanın eşliğinde çıkardı. Fakat bu yerde ne bir ışık ne bir ses ne bir hava akımı ne de bir canlı var. Ama ama baksana ben şimdi seninle konuşabiliyorsam bu düşüncelerimi seninle paylaşabiliyorsam işte sende buradasın öyle değil mi? Burada yanımda... Yoksa amiyane deyimle çıldırdım mı acaba. Yok yahu... Yok yok. Neden çıldırsın ki insan durduk yere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saklanmıştım. Bu doğru. Ama dediğim gibi saklandığım yer dünyanın en tuhaf yeriydi. Derinlerden uğultular geliyordu. Anlamını çıkartamadığım tuhaf sesler. Sanırım bu derinliklerde olabiliyor böyle şeyler. Hemen hemen dışarıdaki her çıtırtı burada derin anlamları olan seslere, düşüncelere dönüşüyor. Dediğim gibi çıldırmış olmalıyım. Ama kendimi çıldırmış olarak göremiyorum. Kaldı ki benim çıldırmış ya da çıldırmamış olmamı bana söyleyecek hiç kimse yok ki yanımda. Tabiî ki seni saymazsam. Çıldırmak ne ki. O çıldırma anı ne ki. Şimdi şuradan annemin masallarından tanıdığım o tavşan gelse. Bana “hadi” dese, “beni takip et” dese. Bana yol gösterse. Benim uzunca süredir farkına varamadığım o gizli kapıyı bir hamlede açsa ve oraya o ışığa doğru yolculuğa çıkartsa. Kısacası beni bu saklandığım yerden çıkartsa. Ama ben senin kafandaki düşünceleri okuyorum. Diyorsun ki “nasıl bir akıldır senin ki, o girdiğin kapıdan çıksana”. Biliyorum tabiî ki bende biliyorum o kapıdan çıkmayı ama, ama bulamıyorum ki. Hafızamı kaybettim anlasana. Hafızamı ve her şeyimi kaybettim. Ne diye bu oyuna katıldım ki sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuhaf işte. Halüsinasyon görmeye başladım. İnsan burada olunca bu karanlıkta bunun olması kaçınılmaz. O halüsinasyonlardan birinde ben dışarıdaymışım. Hala saymaya devam ediyor ebe olan arkadaşım. Ben işte şu anda olduğum yere doğru gidiyorum. Bir kerpiç duvarın önünde duruyorum. Sanki duvar beni kendisine çekiyor. Tılsımlı sanki. Sonra o duvara doğru hamle yapıyorum ve duvar beni içine çekiyor. Bir kapı yok duvarda. Kapısı yok işte bu yerin. Nasıl oluyor neden oluyor anlam veremiyorum. Hâlbuki ben o kadar makul ve mantıklı bir kişiydim ki. Kişiydim diyorum çünkü şu an bir kişiliğimin olduğunu sanmıyorum. Ama tuhaf işte kişi kim, kişilik ne. Bunların hepsi gerçeklikte yani buraya gelmeden önceki yerde anlamlı. Orada anlam kazanıyor. Burada bu yerde. Bu yer diyorum. Yani işte anla. Bu yerin tanımı yok. Sadece kapısı olmayan bir kerpiç duvarın içinde. Hiçbir düşüncenin ve tanımlamanın anlamı kalmıyor. Hakikat var ama bu sadece benim anlayabileceğim ve tanımlayabileceğim ama paylaşamayacağım bir şey. Sesli ya da sessiz üzerinde tartışamayacağım bir hakikat. Dolayısıyla bir hakikat değil. Yoksa yanlış mı düşünüyorum. Dediğim gibi hissiz kaldım. Sen ise bir cevap verme tenezzülünde dahi bulunmuyorsun. Anlasana belirsiz bir yerdeyim. Kayboldum. Kaybedildim. Kaybettim. Kendi kendime kayboldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırladım galiba bu yeri. Bu kerpiç duvar hep beni çekmişti yanına. Ta küçüklüğümden beri. Dibinde oyun oynardım. Çamurdan kap kacak yapardım. Onları gömerdim bu duvarın dibine. Garip işte düşünürdüm ki çağlar sonra bu kab kacak bulunacak. Ölümsüzlük duygusu işte. Ölümden bu şekilde sıyrılacaktım. Yırtacaktım. Yırtmak, yani kefeni yırtmak. Ama şimdi buradayım. O yani bu duvarın içinde. Beni asla bulamayacaklar. Asla sobelenemeyeceğim. Ama sobelemek ya da sobelenmek isterdim. Ak ve kara olmak. Bir şey olmak. Ne tuhaf. Ne hoş bir şeymiş. Fark edilmek, fark ediliyor olmak, fark ediyor olmak. Beni bir süre sonra unutacaklar hepsi. Beni anmayacaklar bile bir süre sonra. Ama suçlu benim ne diye bu oyuna katıldım ki sanki. Başka oyunlar oynayabilirdim. Başka bir oyun oynayabilirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada annemin masallarındaki o gizemli tavşanı beklemek. Ondan medet ummak ne de tuhaf. Ama o tavşan sanırım öldü. Buraya. Bu oyuna başlamadan önceki son okuduğum kitapta bana bildirmişti yazar şimdi anımsıyorum ve anlam veriyorum. Aslında beni uyarmak istemiş. Çünkü o öyküde benim en çok sevdiğim kahramanın tavşanını afiyetle yiyorlardı. Kahramanım dâhil. Ama bilmeden yediriyorlardı. Ne yapsınlar aç kalmışlardı. Açlık. Evet, ben tuhaf işte nice zamandır buradayım ne açlık ne de susuzluk hissetmiyorum. Yoksa öldüm mü? Sana soruyorum öldüm mü? Ama ölüler düşünemez ki. Hissedemez. Nefes alamaz. Kendimi tokatlasam mı? Yahut çimdiklesem. Ölmüş olamam değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:georgia;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:georgia;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;-----&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:georgia;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;15.01.2010 tarihinde emeğin sanatı adlı e-dergide yayımlanmıştır.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:georgia;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;a href="http://emeginsanati2.blogcu.com/muhammet-demir-saklambac/6773367"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;http://emeginsanati2.blogcu.com/muhammet-demir-saklambac/6773367&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-6220543870768904850?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/6220543870768904850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/6220543870768904850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2009/12/saklambac.html' title='Saklambaç'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/Szr6FyOFseI/AAAAAAAAAPM/NkCYjD0Trlg/s72-c/saklanba%C3%A7.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-6623533663449445540</id><published>2009-12-25T23:00:00.000-08:00</published><updated>2010-10-08T08:06:27.642-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATLA MİKADO OYUNU OYNAMAK'/><title type='text'>HAYATLA MİKADO OYUNU OYNAMAK</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;---&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large; line-height: 14px;"&gt;07.01.2010 emeğin sanatı e-dergi de yayımlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; line-height: 14px;"&gt;&lt;a href="http://emeginsanati2.blogcu.com/etiket/Muhammed%20Demir"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;http://emeginsanati2.blogcu.com/etiket/Muhammed%20Demir&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;----&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCda5B3ZSWI/AAAAAAAAASM/y4hyJ0nQQ_c/s1600/mikado.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;img border="0" height="156" src="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCda5B3ZSWI/AAAAAAAAASM/y4hyJ0nQQ_c/s200/mikado.jpg" width="200" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Merhaba okuyucu dostum;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Biliyorum uzun zamandır sana bir şeyler yazamıyorum. Bundan emin ol ki bende hoşnut değildim. Bu satırları başlayana kadar elbette. Şu satırları yazarken inan o kadar çok bahtiyarım ki.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Sana yazmadığım bu süre içinde hayatla bir mikado oyunu oynamaya başladım. O da ne nasıl bir oyun deme. Çünkü sen benim dikkatli okurum olarak hemencecik sözlüklere, ansiklopedilere, web kılavuzuna sarılacaksındır. Ama içinizde bazılarınız var ki ne yaparsam yapayım tembel değilseniz de üşengeçsiniz. İtiraf ediyorum bende bazen üşengeç oluyorum. Ne bileyim bazen içinden hiçbir şey yapmak gelmiyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Mikado’nun ne olduğunu bilmeyen okuyucum için şöyle özetleyeyim oyunu. 41 adet çubukla oynanıyor. Bu çubukların üzerinde çeşitli renkte işaretler var. Bu çubuklar dikey olarak avuçta tutulup ortaya dikey olarak bırakılıyor. Sonuçta ortaya düşen çubuklar iç içe üst üste düşerek her seferinde farklı bir birleşim oluşturuyor. Sonra çubuklar oyuncular tarafından teker teker alınarak toparlanıyor. İşin püf noktası ayıklarken başka bir çubuğu kıpırdatmamak gerekiyor. Oyun sonunda puanlama çubukların üzerindeki renklere göre yapılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Benim oyunum aslına bakarsan tek kişilik. Tek kişilik oyun olmaz pek tabiî ki. Ama bu oyunu tek başıma oynamam gerekiyor. Aslında tek değilim ben bu oyunda. Yani ben ve karşımda hayat var. Benim bu oyunumda bir başka kural ihlali daha yaptım. Çubukların sayısını arttırdım. Şöyle ki. A grubu 24 çubuk, B grubu 36 çubuk, C grubu 39 çubuk, D grubu 12 çubuk ve E grubu 18 çubuk hazırladım daha doğrusu tek tek yonttum. Yani toplamda 129 çubuk yaptım. Yonttum dedim de. Çocukken mahallede çıtalı yapardık. Oradan deneyimliyim. Çıtalı işte bildiğin uçurtma. Onu da bilmiyorsan pes doğrusu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Şimdilik oyun gayet iyi ilerliyor. 30 çubuğu sorunsuzca almayı başardım. Şanslı değildim bu süreçte. Şansımı kendim yarattım. Hep öyle değimlidir. Hepiniz değilse de bazılarınız deneyimlidir. Benim çektiğim sıkıntıları anlarsınız babında söyledim. Yanlış anlaşılmasın. Bu oynadığım oyun hayatımın en zor oyunu olacak bunu bu oyuna başlarken biliyordum. Ama ne var ki zor olur sanıyordum. Aslında çok ama çok zormuş. Farkında olarak veya olmayarak bazı insanları zora da sokuyorum. Ama ne yaparsınız ki başka bir şansım ve seçeneğim yok şu anda. Elimi götürdüğüm her çubukta o tarifi mümkün olmayan sancılar çekiyorum. Ama her bir çubuğu diğerlerinden ayırdığımda derin bir oh çekiyorum. O kısacık anda öyle bir keyifleniyorum ki demeyin gitsin. Bazen uykularım kaçıyor. Kaç gün geceleri sabah ediyorum. Yemeden içmeden kesiliyorum. Hızla zayıflıyorum. Ussal olarak değil bu zayıflamam bedensel oluyor. Ama oyunu sonuçlandıracağıma ve başaracağıma inanıyorum. Oyunu bozmak o imkânsız. Çünkü bu oyuna başlarken mızıkçılık yapmamaya söz verdim. Hayatta çok nadir olarak mızıkçılık etmişimdir. Çoğunlukla başka oyuncu arkadaşlarım mızıkçılık etmiştir. Her seferinde kırılmış ama yine de dostluklarımı bozmamışımdır. Yoksa bozsa mıydım dostluklarımı. Bilmem ama ben öyleyim işte. Beni takip eden okuyucularım bilir. Neyse öyle işte..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-6623533663449445540?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/6623533663449445540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/6623533663449445540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2009/12/hayatla-mikado-oyunu-oynamak.html' title='HAYATLA MİKADO OYUNU OYNAMAK'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCda5B3ZSWI/AAAAAAAAASM/y4hyJ0nQQ_c/s72-c/mikado.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-3114425963173891903</id><published>2009-08-31T00:13:00.000-07:00</published><updated>2010-06-26T06:14:54.619-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İNTERAKTİF (*)  -Bir Anlatı-'/><title type='text'>İNTERAKTİF (*)  -Bir Anlatı-</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/Spt5HIfd_1I/AAAAAAAAAOg/-wDGPiy5sic/s1600-h/teredd%C3%BCt.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376023743642337106" src="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/Spt5HIfd_1I/AAAAAAAAAOg/-wDGPiy5sic/s200/teredd%C3%BCt.jpg" style="cursor: hand; cursor: pointer; float: right; height: 200px; margin: 0 0 10px 10px; width: 148px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Evet. Şimdi bana bir yer söyle, tasvir et. Sadece bir ipucu olsun. Çok düşünme. Süren bitiyor… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Bir kaldırım. Atatürk Bulvarında. Otobüs bekliyorum, yorgunum. Son otobüs beklediğim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Tamam mı?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Evet, ama kararsızım da. Yürümek istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Yorgunum demiştin?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Sadece kafam yorgun. Yürümek iyi gelir. Hava da iyi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Yol kenarında ağaç var mı?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Evet, ama sık değil. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bulvar zaten kalabalık. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İnsan, araç trafiği, yoğun binalar. Bol ışık. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;A&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ma bulvardan sonra yoğunluk azalıyor. Evet, ağaçlar sık olmasa da yine var, yol boyunca ağaçlar hızla küçülüyor sonra dengeye giriyor. Her şey gibi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Gece yarısını geçmiş öyleyse. Otobüs gecikmiş gibi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Evet, zaten otobüs de yeni geldi. Binsem mi? Binmesem mi? Hala kararsızım. Bineceğim galiba. Ama… Ama dur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Ne oldu?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Bir saniye. Kahretsin biletim yok. Cüzdanda para da kalmamış.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Seç!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Seçmek mi neyi? Mecburen yürüyeceğim. Otobüste ve durakta da tanıdıkta kimse yok ki.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;- …&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Belki&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; de yakınlarda oturan bir arkadaşa takılırım. Zaten otobüste gitti. Kim olabilir beni misafir edecek. Bir düşüneyim. Kahretsin kimse yok ki. Bela işte herkesi bir şekilde küstürdüm ve kırdım. Kalan da bana kah küstü, kah kırıldı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Neresi orası?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Hele bir yürümeye başlayayım. Ankara, Atatürk Bulvarı demiştim ya. Öf yürümeyeceğim işte.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Arkadaş ev demi yoksa mekân sahibi mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Şu banka oturacağım. Oh ne iyi geldi bu bank.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Bank ta mı sabahlayacaksın?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Belki de. Yok olmaz. Eve gitmeliyim. Daha bir sürü yapacak iş var.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Bu saatte mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Hem evde sanırım bir miktar bozuk para olacaktı. Evet, hem karnımda aç. Bir makarna yaparım. Ya da kalan bir parça patates kızartması vardı, dolapta onu yerim. Yanına da çay yaparım. Ama… Ama dur. Çay yapamam ki. Tüp bitmişti. Olsun bende bahçede bir ateş yakarım. Çayı orda demlerim. Hah işte kesin öyle yapmalıyım. Ama yürümem gerek. Bankta çok iyi geldi. Bir kalkabilsem.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Tanıdık biri mi oda kim. Bankta otururken tanıdık birini mi gördün sordum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Yok, hiç tanıdık geçmiyor. Ben artık yürümeliyim… İlk adımımı attım. Oh be…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Daha iyisin sanırım&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— İyi değilim. Karnım aç çünkü ve nerdeyse 1 saat yürüyeceğim. Eve varacağım, o patates kızartmasını ekmeğin arasına dolduracağım, bahçede ateş yakıp çay demleyeceğim. Ekmek. Ya ekmek yok ki evde. Tüm aksililer beni buldu bugün. Olsun ne yapayım ekmeksiz yerim ben de. Çay olsun da. Ama çay var mıydı? Ki.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;— Var.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Var mı sen nerden biliyorsun. Evet, tanıdım seni. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Bilirim ben.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Kahretsin sen yeni taşınan komşum değil misin? Pek konuşamadık ama seninle.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Hayır, daha tanıdık biri olmalıyım. Yoksa çayı nerden bileyim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Tabi ya geçen gün sizden ödünç çay almıştım. Konuşmak için söz vermiştim. Edebiyatla, felsefe ve tabiî ki siyasetle ilgileniyormuşsun benim gibi. Söz yarın veya bir gün ziyarete gelirim. Ya da sen gel. Bahçemde çay demelerim sana. Çay demlemek için çayı sen getirirsin belki de. Olmaz mı? Ama sende tam parasız günlerime denk geldin. Yürümeliyim. Daha çok yolum var. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Çay içmeye gelmek mi? O da nerden çıktı. Hem ben o değilim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— İstersen tabiî ki. İstemezsen hava hoş. Ben tek başıma içerim. Yıldızları tek tek sayarım. Ama bazen soğuk oluyor. O zaman üstüme annemin yadigârı yeleği alırım. Anne kokusunu içime çeke çeke demlenirim. Olsun yeni komşu olmuşsa olmuş ne var ki! Ama toplum işte! Benimkisi hayal.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Peki, komşu çay içmeye çay getirdi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Eve kadar yürüyemeyeceğim bu gidişle. Sık sık durmak zorunda kalıyorum. Eve gittiğimde uzanıp yatacağım boylu boyunca. Karnım guruldaya guruldaya uyumak ne mümkün ama değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Açlık bir yandan, bir yandan Çaysadın, hem de yeni tanıştığın komşun var kafanda.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Otostop mu çeksem ne dersin? Kim durur ki bu saatte. Ortalık hırlıdan hırsızdan geçilmiyor ki. Ben iyisi mi dolmuş durağına bir koşu geçeyim. Tanıdık bir dolmuşsa sevabına/borcuna beni mahalleye bırakır. İnsanlık öldü mü canım. Ölmedi ölmedi daha insanlık. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Komşun oda ölmemiş bak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Hah işte dolmuş durağı da gözüktü. Tesadüfün böylesi. Yeni komşum da dolmuşta. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Yaa…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Acaba benim ücretimi de vermesini istesem tuhaf kaçar mı? Yuh bana. Ne kadar çulsuz kalmışım. Ben uzaklaşayım buradan. Ama selam verdi. Selam vermesem ayıp olur şimdi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Yok, bence denemelisin şansını. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— En iyisi mi şoföre çıtlatmak. Ama meymenetsiz bir şey o da. Ama konuşmaya başladık bile yeni komşumla. Allah kahretsin ne yapmalı. Sohbeti bölmekte olmaz ki. O değil de dolmuş kalkacak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Geri dönüşü yok&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;—Evet, maalesef. Benim ona teklif etmem gerekirken ücreti ödemeyi ondan istemek olmaz. Dolmuşta hareket etti zaten. Öf ne zor bir durum anlatamam. Ama sohbet o kadar tatlı ki.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Sen teklif etme. Bekle biraz. Belki anlar o öder.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Cüzdanını karıştırıyor. A… Birden gözleri yuvasından çıkacakmış gibi oldu. Onda da para yok. Ki bende de yok. Dolmuştan inmeyi teklif etsem mi? Gözümün içine baktı. Bende onun gözünün içine bakıyorum. Aynı anda birbirimize “istersen inelim” dedik. O anda tüm sevinci gözlerinden okudum. “Pardon şoför bey yanlış binmişiz” diyoruz ve o meymenetsiz şoförün acı freniyle duran dolmuştan iniyoruz. İner inmez makaraları koyuyoruz. Meğersem o da beni görünce bende vardır diye para, benden isterim diye binmiş dolmuşa. Aman ne iyi oldu. Bir yol arkadaşım oldu şimdi eve kadar yürüyecek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Makara ne ki?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— “Makara” gülmek işte katıla katıla gülmek… Bu saate kadar çalışmış tezgâhtar olarak. Neyse hemen hemen her şeyden saçmaya kadar konuşup tartışarak eve vardık nihayet. O evden çay ve birazda ekmek getirmeye gitti. Bende kızartmayı ve bardak ve demliği çıkartım evden ateşi de yaktım bir güzel. İşte böyle böyle oldu... Öyle olmadı mı?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— İyi. Fikrim yok. Sonra, ateş yanıyor. Tüm çay ve hazırlıklar tamam. Ay ışıklı. Yıldızlar net. Yeni komşun nasıl davranıyor sana. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Artık arkadaş olduk.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— E…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— İyi iki arkadaş!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Dolmuş parasını ödetecek kadar da yakın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Yok, ona ödetmeyecektim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Hayır, hayır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Kimliğimi veya saatimi bırakacaktım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— O sana ödeteceği için bindi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Öyle. Ama beni görmeseymiş, o da kimliğini veya kolyesini rehin bırakacakmış. Gecenin bir vakti yalnız yürüyemezdi ki! Ben varım diye ve bana güvendiği için öyle davranmış. Ben güven vermişim ilk izlenimi buymuş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Hııı. Peki. Öyle olsun. Teşekkür ederim. Yinede komşun yeni taşınsa da seni eskiden tanıyor olmalı sanırım. Bence olabilir. İyiydi. Görüşürüz yine. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Görüşmek üzere.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Çay içerken yaşanası şeyleri bir gün yazacağından eminim. Ben yazdırırım ya da.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— İnteraktif yazmak iyi oldu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Bence de. Zihnin canlanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;— Ne demezsin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;----------------------------------------------------------&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="mso-element: endnote-list;"&gt;&lt;div id="edn1" style="mso-element: endnote;"&gt;&lt;div class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/mdemir/Desktop/Wednesday.doc#_ednref1" name="_edn1" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; İnteraktif Türkçeye etkileşimli olarak çevrilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kullanılan resim Muzaffer Oruğoğlu'na ait olan "TEREDDÜT" adlı tablodan.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-3114425963173891903?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/3114425963173891903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/3114425963173891903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2009/08/interaktif-bir-anlat.html' title='İNTERAKTİF (*)  -Bir Anlatı-'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/Spt5HIfd_1I/AAAAAAAAAOg/-wDGPiy5sic/s72-c/teredd%C3%BCt.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-7948817639726013896</id><published>2009-07-13T23:38:00.000-07:00</published><updated>2010-06-28T00:31:24.681-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CEMRE DÜŞERKEN / Hava&apos;ya'/><title type='text'>CEMRE DÜŞERKEN / Hava'ya</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Helvetica;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;----&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Helvetica;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bu Öykü Emeğin Sanatı isimli e-dergi'de 11/11/2009, Sayı: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;de yayımlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Helvetica;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Helvetica;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Web &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;adresi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://emeginsanati2.blogcu.com/muhammed-demir-cemre-duserken-hava-ya/6283905"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;http://emeginsanati2.blogcu.com/muhammed-demir-cemre-duserken-hava-ya/6283905&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Helvetica;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Helvetica;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;----&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Helvetica; font-size: 10pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdVf41m4DI/AAAAAAAAAR0/nZX3zS8_zCs/s1600/cemre+d%C3%BC%C5%9Ferken.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdVf41m4DI/AAAAAAAAAR0/nZX3zS8_zCs/s200/cemre+d%C3%BC%C5%9Ferken.jpg" width="148" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;I&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande'; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande'; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande'; font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ben bir garip avareyim Hacıbaba.(*) Ozanın dediği gibi bir uzun ince yoldaymışım gidiyormuşum gündüz gece ve ben işte kâh gündüz, kâh gece yürürken Hacıbaba ne halde olduğumu bilmiyormuşum. Kendime o kadar yâd kalmışım ki gidiyormuşum daim gündüz ve daim gece. Lakin hacıbaba şu garip ozanın dizelerinde o meçhul, o sırıtan kaderinin acı tokadı yok mu? Aman tanrım. Şu bizim Hacıbaba diyor ki. “O ozan yememiş olsaydı o züppe tokadı. Hiç tatmayacaktı elbette şu garip savları.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;II&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bir sabah Hacıbaba. Benim sabah dediğim şey, o delice ve o daima yeni mutlak şimdilere götürecek o tanyelleri esecek ve işte daima ileri, ileri ve mutlaka ileriye esecek. İşte o sabaha Hacıbaba bir adım daha kaldı. O bir adımın mutlaklığı, bir adım sonrasının garip tasviri. Kâh üzücü, kâh sevindirici. Biliyorum Hacıbaba, (hıh) hissediyorum. Onlar “…” desin. Kim bilir. Ve bu yüzdendir Hacıbaba. Bu nedenledir elbette şimdilerde bir garibim. Dostsuz kaldığım gündendir heyhat. Elbette çok uzun bir zamandır. Görüyorum ki, bu gördüğüm şu dünya mutlak sınırlılığında değil. Üst ve alt makro arasında. Duyuyorum ki, bu duyduğum duyma sınırının üstünde mach(**) 20’nin altında mach 20000’in üstünde. Bir ışık hızından yüksektir hızım. Bu yüzdendir ona mesafeli olduğum. Keza çok tizdir sesim ve yüksektir o yüzden frekansını ayarlayamazsınız. İletişemeyiz onunla. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Hacıbaba diyor ki; “sen bir adım kalan ve o bir adım sonrasında mutlak surette ulaşacağın ve bir akşama kadar sürecek, o bir sabah her şeyinle normale döneceksin. Sen çocuğum unutma ki o sabahtan akşama dek. Bu sınırsızlıktaki görüntüleri, düşünceleri, melodileri ve buradaki her şeyi ulaşacağın mutlak devingen şimdilerde anlat anlat…” Ve kayboluyor Hacıbaba. Cevap vermemi dahi beklemeden. Kızıyorum ister istemez şu Hacıbaba’ya, ne kadar çok güveniyor bana, ben ise ona o kadar samimi olmadığımın burukluğundayımdır hâlbuki. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;III&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Tut ki gecedir Hacıbaba, tut ki küsmüşsün, tüm şehir bana küsmüş. Tut ki yağmur başlamış, bardaktan boşanır gibi. Tut ki ne üzerimde yağmurluk ne de elimde şemsiye, hatta bir ceket bile yok üzerimde. Tut ki acemiliğimdendir, böyle hazırlıksız oluşum. Tut ki bu gecede, yaşamak ağrısı asılmıştır boynuma. Ve tut ki şöyle bir türkü tadında yaşamamışımdır. Tut ki dilimde bir şarkıdan artakalan mısralarla, bir ıslıktır titreşen sessiz ve derinden. Ve tut ki Hacıbaba nedendir bilinmez bir sabahı beklemekteyimdir. Yağmurun altında bekliyorumdur o alaca şafağı, benim öz be öz benim şafağımı. Ve daim açılan ve daim gülümseyen ve güldür güldür, salkım salkım bir tan yelinin esintisinde doğaçlamadan kâh neşeli, kâh lirik, kâh dramatik bir türkü tutturmalığımdır. Eşyanın, tabiatın, dostluğun, devinimliğin, özbeöz insanlığın garip doğaçlama türküsünü, hep beraber ağız dolusu türküsünü…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;IV&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Şu tanrının biz insanlara nispet kıskançlığı zahir. Boşaltıyor ha bire bardak bardak. Bir merdivenim olsa derim, diksem derim gökyüzüne, bir zamanlar masmavi olan şu atlası iğneyle diksem. Boş veririm bilakis… Tanrının inadına şu bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda. Dere, tepe, düz demeden yürüyen ben. Acemi çaylak iç güdüleriye hareket eden ben. Islağım, sırılsıklamım. Yağmur doğa anaya taze bir kan enjekte ederken Hacıbaba. Ve sağrısı beslensin diye, emzirsin diye üstelik. Ve tabiat anamızı tertemiz ederken bir kez dahi temizlemek üzere. Yoksa başka bir amaçla değil, işte ben de isteyerek belki istemeden de olsa bu temizlenmeye maruz kalmalıyım. Buna mecburum Hacıbaba. Sıklamsırılım yok yok sırılsıklamım. Ve işte o müzik ustası dâhinin ve o ki sağırlığa bile yenilmeyen, onun bilmem kaç numaralı senfonisinin müziğini duyuyorum. Tüm klasik müziklerin notalarındır bir bir düşen yağmurla birlikte Hacıbaba her damlada. Bana sesleniyorlar. Hâlbuki herkese sesleniyorlar ve ihtimal benim gibi duyumsayan bir dolu insan vardır Hacıbaba. Yoksa birçokları gibi ben de kaçmalı mıyım bir saçak altına. Yok, yok kaçmayacağım. İşte doyasıya dinlemeliyim bu senfoniyi ve güneşli bir günde, hafif bir meltem eşliğinde dolaşır gibi dolaşmalıyım bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda. Dolaşıyorum da Hacıbaba ve yağmurda yürümek zordur bilirsin. Aptallık değildir bilakis…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;V&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Hâlbuki Hacıbaba korkuyorum. Belki de şu sıradan insanlardan. Çizgi dışı olmayı o kadar benimsediydim ki ve isteyerek bedenime, bana yad olan şu bedenime acı çektiriyorum Hacıbaba. Muhakkak sona erecek şu yağmur. Sonrasında bedenim bana isyan ederse ne yaparım. Biliyorum ki şu yabancı bedenim, şu nazik, hassas bedenim bana isyan eder, yataklara düşer, üstelik kıvranarak. Bir dolu şurup, bir dolu hap içip, üstelik bir dolu iğne yerim şu kalçamdan. Ateşli ve daim ateşli bir kâbustan sıçrayarak uyanırım gecenin bir vaktinde ve şu anam başucumda hep uykusuz, hep çileli ve tekrar histerik bir şekilde dalarım o kâbus dolu uykuya tekrar, tekrar yeni kâbuslarla uyanmak üzere… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;VI&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Köşedeki kahvehaneye takılmalısın, bir başına olsa dahi” desen de Hacıbaba, Ben evet ben o kahvehaneye giremem. Ne kadar sakin de olsa dumansız da olsa. O kahvehanede oturamam, ben o kahvehanede bir bardak çay dahi içemem, TV seyredemem, müzik dinleyemem. Ben o kahvehaneye hiç giremem. Belki korkudan, belki her ne nedenden olursa olsun Hacıbaba. Ben oraya ayak basamam ve sonuç kah bir dolu şurup, kah bir dolu iğne kalçadan, kah bir dolu kabus/histeri, gecenin bir vaktinde ve anam uykusuz. Hacıbaba ben o kahvehaneye giremem… Amma Hacıbaba ihtimal yakınlarda bir yerde. Bir otobüs terminali olsa veya şurada ihtimal değil mi bir tren garı olsa ve elimde bir gazete girsem içeriye o büyük salona. Girsem içeriye sırılsıklam halde ve otursam o salonda bir vakit. Damlalar düşse saçımdan ıslatsa gazetemi ve ben okusam her sayfadaki sütunları ve bir vakit teker teker o tıp tıp damlalarla birlikte duyumsayarak, doyarak okusam, olayları yaşasam kah üzüntü ve kah sevinçle. Gazetemi katladığımda içimde oluşsa hüzün ve sevincim mutlak sonuçları. Dalsam, dalıp gitsem uzaklara… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Elbette dalarım Hacıbaba elbette. İnsanlara dalıp giderim. O anda kimi şöyledir, kimi başka bir şöyle. Sarsılırım bir anlık karın gurultusuyla. İşte o anda bir şeyler yapmalıyımdır ve eve dönüş bilet parasını bir köşeye ayırarak. Bir tost alırdım neyli olursa olsun. Bir de yanına içecek şöyle sıcacık bir şey. Hem ısınır içim biraz ve hem de o bir lokmacık tostla doyar şu garip midem. Bir vakit de böyle seyrederim insanları. Herkes benim gibi sıcak bir şeylerle yiyemezler kıyıntılarını. Şanslıyımdır. Ama buruk…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;VII&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;İnsanlar vardır Hacıbaba insanlar vardır o terminallerde, o garlarda, o istasyonlarda, o limanlarda. Bir yerlerden geliyorlardır, bir yerlere gidiyorlardır. Henüz sersemlememiştir dinçtir gidecekler. Gelenler, henüz gelenler ise uyku sersemidirler aslında. Bu terminalde dostlarını bekliyorlardır kimi. (Hıh) Kimileri ise hiçbir şeyi. Bazıları nereye gideceğini bilmiyordur. Amacı yoktur onların zaten. (Hıh) Dost arıyorlardır o terminallerde, sımsıcak bir dost. Dostturlar aslında herkes yek diğer insanlarla. Kendi rastlantımız dâhilinde o gece yarısı bekleme salonlarında. Kâh bir yolcuyuz, kah bir yolcuya elveda eden bir dosttaş. Ne önemi var Hacıbaba. Bu bir diyalektik melankoli. Kısacası safsata. Kim bilebilirmiş bir gece yarısı terminalinde dostluğu. Her şey avuntu. Hıçkıra hıçkıra bir avuntu işte. Safsata demiştik bu duruma. Olsa olsa hayatın en garip ve en umutlu safsatası değil mi? Ürperti dolu, yaşam dolu, dopdolu bir safsata.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Muhammet Demir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;07/05/1991'den 23/06/2009'a&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;---------&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;* Buradaki Hacıbaba tanımlaması Leylekler için kullanılan bir halk ağzıdır. Bu referans ile kullanılmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;** Mach burada ses hızı için kullanılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-7948817639726013896?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/7948817639726013896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/7948817639726013896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2009/07/cemre-duserken-havaya.html' title='CEMRE DÜŞERKEN / Hava&apos;ya'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdVf41m4DI/AAAAAAAAAR0/nZX3zS8_zCs/s72-c/cemre+d%C3%BC%C5%9Ferken.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-128615184510079247</id><published>2009-05-14T23:13:00.000-07:00</published><updated>2010-10-08T08:06:05.215-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ASLOLAN NEDİR?  Ya da  &quot;Yine öyle yapmalı insan.&quot;'/><title type='text'>ASLOLAN NEDİR?  Ya da  "Yine öyle yapmalı insan."</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;---&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Bu Metnin ilk kısmı aşağıdaki linkte yayınlanmaktadır.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://emeginsanati2.blogcu.com/muhammet-demir-aslolan-nedir-i-bolum_43746201.html"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;http://emeginsanati2.blogcu.com/muhammet-demir-aslolan-nedir-i-bolum_43746201.html&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;--- &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;link href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cmdemir%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml" rel="File-List"&gt;&lt;/link&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:smarttagtype name="metricconverter" namespaceuri="urn:schemas-microsoft-com:office:smarttags"&gt;&lt;/o:smarttagtype&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:Verdana; 	panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:536871559 0 0 0 415 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p.MsoBodyText, li.MsoBodyText, div.MsoBodyText 	{margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:6.0pt; 	margin-left:0cm; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;  &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right" class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right" class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdWXrnEWrI/AAAAAAAAAR8/0E7z7o_XNtA/s1600/aslolan+nedir.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;img border="0" height="100" src="http://4.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdWXrnEWrI/AAAAAAAAAR8/0E7z7o_XNtA/s400/aslolan+nedir.jpg" width="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Kafdağı’nın ardından bir dosta…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right" class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right" class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Kendi kendim ile baş başa kalmayalı ne kadar zaman olmuş. Bugün karar verdim. Başımı alıp gidecek, bir süreliğine de olsun bu atmosferden uzaklaşacağım. Sırt çantamı hazırladım. Sabaha yola çıkmak gerekir diyorum. Yok, yok hemen şimdi yola çıkmalıyım. Çantamı omuzladığım gibi sokağa çıktım. Kendimin de bilmediği bir yöne, ayaklarım nereye çekerse oraya doğru yürümeye başladım. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Otuz beş yaşlarında, orta boylu, sıska sayılabilecek bir yapıda kumral saçlı, ela gözlü, iyi kötü eğitimliyim. Okumayı, daha çok politik yayınları okumayı ve sadece okumakla kalmayıp dünyayı değiştirmeyi de bir yaşam biçimi olarak kavrayan bir adamım. Ya da yerine “insan”ım mı demeliyim. Hani var ya son zamanlarda “bilim adamı” ve veya “bilim kadını” yerine “bilim insanı” deniyor; her alanda kadın ve erkek eşitsizliğini kaldırmak mahiyetinde. Örneğin güncel bir tartışmada “yazar” ve “kadın yazar” ayrımına takmışlar. Yani “yazar” olmak “erkeğe mahsus” ama tabiî ki kadından da yazar olur, olursa o da o “kadın yazar” olur gibi bir mantıkla konuşuyorlar / yazıyorlar. Neyse buna sen karar ver okuyucu olarak… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Dışarıda hava soğuk. Ama ben buna rağmen üşümüyorum. Ben uzun süredir “dinlenmemek üzere yürümeye” karar verenlerdenim. Bunu bir büstte okumuştum. M. Kemal’in bir sözüymüş. Ortaokul ve liseyi okuduğum okuldaki büstün mermer kaidesinde yazıyordu. O zamanlar pek anlamamıştım; kimse de anlatamamıştı zaten. Öyle işte. Ama ben hayatım boyunca hiç de dört tarafı mamur, dokunulmaz, ulaşılmaz bir tanrı gibi olmadım. Senin ve onun gibi bir insanım. Zaaflarıyla bir “insan”. Benim en çok sevdiğim söz “İnsani olan hiçbir şey bana yabancı değildir” tümcesiydi. Bunu da Karl Marks söylemiş. İnsani olan mı? insana ait olan mı? Şimdi ona dönüp bakmak istemiyorum. Bu kadar da nazım olsun değil mi?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Bu arada biran duraksadım; Sakın ha duraksamamı yorulmak olarak anlamayın. Ama tabiî ki insan yorulabilir. Bu da insani bir durum ya da insana ait. Tuhaf ama bu duraksama anında kendi kendimle şöyle bir içsel söyleşi gerçekleştirdim. Paylaşayım:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Geriye bakıp gördüğüm gerçek anlamda, yalnızca bir defa âşık olduğumdur. Bugün daha sağlıklı ve sakin bir kafayla değerlendirdiğimde ben; aslında o günlerde aşkı da pek bilemediğim, duyduğum duygu ve hisleri doğru tahmin ve tahlil edemediğim gerçeğidir.    &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Evet, o günleri hayal meyal hatırlıyorum. Arayışlarımı, çabalayışlarımı, kendim gibi insanlarla buluşmak için başvurduğum ve çoğu boşa çıkan çabalarımı, ailem ve çevrem tarafından dışlanmayı, ve bir gün bir telefon ile tüm bu arama serüvenimin son bulmasını. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Nihayet bir ışık görülüyordu. Telefonla kurulan randevu ve sonrasındaki buluşma o kadar samimi bir havada ve olumlu geçmişti ki, insanın yıllar sonra bugün bile inanası gelmiyor. Artık eylemin ve devrimin büyük okyanusuna akan bir ırmağa bir damla, bir su damlası olarak katılıyor, bende var oluyor, varmak için hayatımı adeta insanlığın büyük davasına adıyordum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;O günleri her anımsayışımda yüzümde sevinçli bir tebessüm oluşur, gözlerimde sevinçli bir ışık yandığını hissederim. Basit bir şekilde dünyevi bir âşık olmayla başlayan ama sonuçta diyalektik bir sıçrama ile taçlanmış, tüm insanlığın kurtuluşu davasına olan tükenmez bir aşka ulaşan o günlerin bu tatlı rastlantısı ne de hoş, ne de mucizevî idi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Kuşkusuz bu o kadar da otomatik bir süreç değildi. Oldukça uzun bir zaman alan bilinçlenme, insanlaşma sürecinin bir sonucuydu. İnsanın kendi kendisini kendi elleriyle yaratmasının bir sonucu da değim miydi? Bu süreç hala tamamlanmamış da değil. Sırf bu yani insanın kendisini kendi elleriyle yaratması eylemi yetmiyor. Sorun bu noktadan topluma yayılmak, tıpatıp benzerlerimizden çok farklılıklarımızı ana eksende olmak kaydıyla önem atfederek, yeni toplumsal bireyleri, yeni insanları yaratmak ve hemen şimdi yaratmak mücadelesiydi. Ve asıl olan bu hayatı yaratmaktı. Başka bir çıkar yol yoktu. Bu yeni insanların ve bu çıkar uğruna işkencelere, ölümlere değer tek bir hayattı. Asıl olan bu hayatı yaratmak ve yaşatmaktı…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Bu düşüncelerle yoluma devam ettim. Benim için bu yol dar ve geniş anlamıyla devrimin yoluydu. Bu devrim yolunda, insan hem kendisinin gerici duvarlarını, hem de toplumun gericilik duvarlarını yıkacak, yeni bir insanı, yeni bir toplumu evvela bu yeni insanlarla kuracaktım. Benim biricik arzum insan ve insanlık için bu olmalı idi…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Evet, bu yol devrimin yoluydu. Ama benden önce olduğu gibi benimle aynı anda kâh birlikte kâh ayrı ayrı da olsa bu yol yürünüyor ve gelecekte de yürünecek. Daha önce yürünmüştü birçoklarınca. Bu yol yürünürken bir travma ile karşılaşılmış, elbette etkisi bu güne de taşınmıştı. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;12 Eylül’den bahsediyorum. 12 Eylül öncesi ve sonrasında olanları sana uzun uzadıya şu kadar kişi idam edildi. Bunların şu kadarının sol, şu kadarının ise sağ örgüt militanları olduğunu. İdam edilenlerden birisinin henüz reşit olmadığını. Mahkeme kararıyla yaşının büyütülerek idam edildiğini. Şu kadar kişiye işkence yapıldığını. Şu kadar kişinin fişlendiğini. Şu kadar kişinin işinden, evinden ve aşından edildiğini. Şu kadar kişinin sokakta, evde, herhangi bir yerde yargılı ve veya yargısız (!) olarak infaz edildiğini. Şu kadar kişinin bedenen ve ruhen sakat bırakıldığını. Açılan davaların şu kadar yıl sürüp, şu kadar kişiye şu kadar yıla kadar mahkûmiyet verildiğini. Şu kadar mahkûmiyetin şu kadarının idam hükmü ile sonuçlandığını anlatmayacağım. Biliyorum ki sen bunları konu ile ilgili ciddi bir okur olarak ya zaten biliyorsun ya da kısa bir araştırma sonucu bulabileceğin yazılı, görsel ve Inter-medya ya sahipsin. Ama izin verirsen sana kendi gözümden gördüğüm 12 Eylül’ü öncesiyle ve sonrasıyla anlatacağım. Olabildiğimce bağımsız ve olabildiğimce samimi olarak.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;  1980 yılının 12 Eylül günü doğan bir çocuk bugün 28. yaş gününü kutluyor olacak. Aynı zamanda 12 Eylül’de doğan darbenin de 28. yılı olacak bu yıl. 28 yıl önce bir darbe yapan generaller ve taifesinin bir tarafta, bu darbeden doğrudan ve dolaylı olarak etkilenen sağ’dan ve sol’dan on binlerce militan ile milyonlarca göreceli olarak bağımsız insanın ise diğer tarafta olduğu. Birinin mağdur ettiği, diğerlerinin ise mağdur oldukları bu aynı zaman diliminin iki grubunun da bu 12 Eylül gününde dahası her 12 Eylül gününde travma yaşayanlarla travma yaşatanların değişik biçimde algıladıkları, anımsadıkları, sordukları, sorguladıkları ve kendilerince çözüm ürettikleri bir günah çıkartma, günah savuşturma günüdür de.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Ben o yıl 10 yaşımın içindeydim, ortanca kardeşim 5, ailemize katılan küçük kardeşim ise henüz 3 aylıktı. Malumun çocukluk hengâmesi içerisinde o yıllardan anımsayabildiğimiz en geç hatıralar o kadar az ve cılız olur ki. Bende de öyle keza. Kuyrukların olduğunu biliyorum. Bunu medyadan zihnime kazınan bir şey olarak değil ara sıra annemle birlikte içine karıştığımız tüp gaz, sana yağı ve sık sık kesilen sulardan dolayı çeşmelerdeki su kuyruklarının uzun, can sıkıcı, sıcaktan bunaltıcılığını birebir yaşadığım için. Bir de sık sık elektrikler kesilirdi. O zamanlar biz cereyan derdik elektriğe. Cereyan kesilince bir koşu bakkala gider en az 2 mum alırdım. O 2 mumun ışığında yemeğimizi yer, annemden masallar dinlerdik. Masalı anlatılanlar yani onlar muradına erince cereyanlar ne hikmetse bir gelir ve biz ortanca kardeşimle mumu söndürdüğümüzde tekrar giderdi. O zamanlar henüz genç ama erkenden olgunlaşan bir insan gibi kavruk o gecekondu mahallesinde. Tozdan, çamurdan geçilmeyen çocukluğumuzun, ilk gençliğimizin geçtiği mahallemizin, o 2 gözlü evimizin bir gün TOKİ ve yerden bitme müteahhitlerce yağmalanacağını, yolların asfaltlanacağını, her gecekondunun ev ve arsasının üzerinde yaşayanlara tapulanacağını, gecekondu sahiplerinin zenginleşeceğini bilemezdik. Her şey o kadar hızlı gelişti ki. Hâlbuki bu tozlu çamurlu yollarda arkadaşlarla çivi ile az mı “pes” oyunu oynamadık. Ya da kırık kiremit ve testi yahut mermer parçalarından ebenin diktiği kulenin patlak bir top parçasıyla yıkılması ve ebenin yakalamasına fırsat vermeden o kulenin yeniden dikilmesi ile oluşan dombik oyunu. Yahut herkesin bildiği saklambaç oyunu. Yahut da çelik çomak oyunu. Kız çocuklarının sevdiği ip atlamaca, Sek sek, beş taş oyunları. Biz erkeklerin sevdiği o uzun eşek oyunu. Japon kalesi, beysbol benzeri tuhaf bir top oyunu. Yada iki direk arasına gererek oynadığımız kızlı erkekli voleybol. Ya da bir gecekondu saçağına çaktığımız eski bir otomobil tekerleğinden kestiğimiz bir çemberle yaptığımız basketbol potası ile oynadığımız basket atma oyunu. Yağmur sonrası oluşan çamurdan küçük çamur topları yapıp çubukların ucuna takarak en uzağa fırlatma yarışı ve savaşı oynamadık. Az mı kömür çektik, linyit kömür ve torbasız olarak. Kovalarla ve ellerimizle. Az mı odun kırdık. Az mı misket ve gazoz kapağı ile ilik oynamadık. Az mı tornete bindik. Tükürükle tıkanan tornet tekerini harekete geçirmeye çalıştık. Ama sık sık silah seslerini de işittik, silahla birbirini kovalayan bizden yaşça büyük ağabeylerin ve ablaların yanımızdan geçişini izledik. Duvarlara, yollara yazılama yapmalarını ilgili gözlerle pür dikkat izledik aynı aymazlıkla. “Faşizme ölüm halka hürriyet” ya da “Kahrolsun Komünizm” Belki ağabey ve ablalarımızın çabalarını, kavgalarını, bildiri dağıtmalarını, onların açık açık kitap ve gazete okumalarını anlamıyorduk. Çünkü duvarlara yazılan yazılardan ve söyleyen sözcüklerden anlamlar çıkartmaya henüz yaşımız elvermiyordu. Ama yaşımızın elvermemesi hissetmememize engel değildi ki. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Evet, silah sesleri duyardık, nadir olarak gündüzleri ama sıklıkla her gece saatlerce. Sıklıkla belediye otobüsünün veya kahvehanenin tarandığını duyardık. Bir kez de evimizin 10 veya &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;st1:metricconverter productid="20 metre" st="on"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;20 metre&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/st1:metricconverter&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; uzağında bir gencin, solcu olarak bilinen bir gencin cesedinin evinin önüne atıldığını, kurşun deliklerinin talaşla doldurulduğunu duyduk. Mahallemiz her şeye karşın sakindi. Çok sonradan geceleri duyduğumuz silah seslerinin bir çeşit burası benim kontrolümde buraya yaklaşma mesajı içerdiğini öğrendik. Çocuklukta siyasal söylemlerin, siyasal ideolojik konumlanış ve kutuplaşmaların önemi yoktu. En azından benim yaşadığım çocuklukta bu böyleydi. Benim babam o günlerde çalışmak ve ekmeğimizi aşımızı eksik etmemek için uzaklarda bir ülkede çalışıyordu ama mahalledeki arkadaşlarımın babalarının nelere inandığı, neleri savunduğu, kamplaşmada nerede durduğunu çok sonraları suların durulduğu günlerde kıyısından köşesinden ancak öğrenebildim. Doğrusu o günlerde aşırı şekilde politize olmuşların dışında kalan herkesin tek kavgası da inancı da bir gün daha fazla yaşayabilmek, akşama sağ salim evine, ailesine ve yuvasına kavuşabilmek yani kısacası ekmeğini kazanabilmekti. Kimse kimseye güvenmiyordu. Ama herkes herkese sonsuz güven havası içerisindeydi. Oyunun kuralı beklide buydu. Kandırmaca da olsa bu böyleydi. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Evet, mahallemiz bir gecekondu mahallesiydi. Ve o yıllarda gecekondu yıkımları durmuştu. Sokakta icra edilen siyasal, politik mücadelenin bir sonucuydu elbette bu. Yerel iktidarların hızla iktidarsızlaştırıldığı bir dönemde olduğumuz için bu böyleydi elbette. Ama daha ben doğmadan yani 10 – 12 yıl önce gecekondu yapmak o kadar zormuş ki. Bu gecekondumuz o yıllarda en az 3 defa yıkılmış belediye ekipleri tarafından. Devrimcilerle genel ve yerel iktidar arasındaki ikili iktidar/iktidarsızlık bu tip rahat bir ortam yaratmış, kırdan göç eden milyonlarca insan rahat rahat başını sokacak bir yuvaya sahip olabilmişti. Ve ilerde ise zenginleşeceklerdi. Ama ben hala çok severim bu 2 gözlü gecekondumuzu ve gecekondumuzun kadınlarının odun ateşinin közü arasına gömdükleri pileki denilen iki tepsi gibi yayvan ama toprak kabın arasında pişirdikleri Trabzon ekmeğine benzer pileki ekmeğini, erkeklerin çay eşliğinde yaptıkları pişti, papaz kaçtı ve okey partilerini. Ve bir de 83’lerde renkli TV’nin hanemize girdiği ilk renkli eğlence programı olan “Boğaziçinden” adlı eğlence programını tüm mahallece izlediğimiz günü. Tabiî ki cumartesileri ve pazarları özellikle 4 büyükler arasında yapılan maçların özellikle takip edildiği futbol müsabakalarını. Spor Loto tahminlerinde hep tuttuğumuz takımın galibiyetini bekleyerek loto’nun yatmasını. Nedense çok sonraları futbol ile futbol izlemekle alakamı kestim. Bir de tonton bir amca vardı başbakan diyorlardı TV’de gözümüze gözümüze soktuğu kalemini. Çok sonraları onun da dünyadaki genel tablo içinde ülkeyi liberal kapitalizme açtığını öğrenecektik. Ama o dönemde o ve tüm halk serbest piyasa “ekonomisi” “hemşerim” diyordu o daha kibar halk ise daha kabacasını. Ben de bu piyasa ekonomisine uymuş bisikletimi kiralıyordum bisikleti olmayan çocuklara. Kader kısmet 5 lira diye uyduruk bir lotarya düzenlemiş ve pazarda ucuza aldığımız naylon poşet satmaya bile kalkışmıştım… Gülersin tabi… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Şöyle bir parantez açmak istiyorum izninle. Çünkü… Açıklayayım izninle. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Çoğumuz, çoğunluğumuz hatırlayacaktır. Birçok yerel çocuk oyunları ve oyuncakları vardı. Günümüzde şöyle bir kent sokaklarına daldığımızda çocukların sokaklarda olmadığına kanaat getirebiliriz. Hâlbuki eskiden sokaklar çocuklara aitti ve şimdi de sokakların çocuklara ait olması gerekirdi. Sokaklarda çocuklar oynardı. Sadece sokaklar değil ilginç biçimde çocuk parklarında da çocuklar yok. Tabiî ki sokaklarda ve parklarda çocuk var. Ama çocuklar yok. Çocukluğumuzun çok önemli bir kısmı sokaklarda geçmiştir. Çoğunlukla oyunlar oynardık. Şimdilerde çocuklar yok değil tabiî ki var ama onlar kendi bireysellikleri içinde sanal ortamlarda yine oynayıp eğleniyorlar ancak bu tamamiyle anti-sosyal bir ortamda gelişiyor. Bu ortamlarda insani olan en önemli şey yani duygu gelişemiyor. Ya da kalıplarla bir takım duygular gelişiyor. Bunun adına duygu denilebilirse. Bakın şimdi iki nokta üst üste koyun ve yanına da parantez kapatma işaretini koyun alın size gülümseme. Ya da yine iki nokta koyun ve yanına parantez açma işareti alın size üzüntü. Bunu çeşitli noktalama işaretleriyle tekrarladığınızda sevinç, üzüntü, ağlama, kahkaha vesaire birçok duyguyu yansıtabilirsiniz karşınızdakine. Ben bir psikolog değilim ya da pedagog. Size uzun uzadıya psikolojik tahlillerde sunmaya niyetim yok. Bir yerde okumuştum orada insan için psikolojik canlı deniyordu. Haydi, haydi biraz daha kabalaşıp psikolojik hayvan deniyordu. Dünyanın çeşitli coğrafyalarındaki olaylara a-psikoloji filtresinden bakıldığında insan soysuzlaşabiliyor. İnsani tavırlar sergilemekte duyarsızlaşılıyor. Kaybeden yine insan, insanlık oluyor. Hâlbuki doğrudan ve dolaylı olarak sürekli enforme edildiğimizi sanıyoruz. Asıl sakatlıkta burada zaten. Duyumsatıldıklarımız gerçeğin hiçbir yönünü ifade etmiyor çoğu zaman. Ama propagandası yapılan söylem gerçeğin tıpatıp anlatılıyor olduğunu öylesine bir Show eşliğinde aktarılıyor ki inanılmaz boyutlarda. İnsanlık dramı ve komedisini ekranlarda oynuyor. Her an ve durmaksızın. Kamerayı gören herkes hemencecik rolüne soyunuyor. Ya o kameranın olmadığı yerlerde. Dram hâlbuki her yerde oynanıyor ve yaşanıyor. Tabiî ki dramla karışık komedi de. Melodram diyorlardı değil mi buna. Honoré de Balzac tüm üretmiş olduğu eserlere insanlık komedyası adını veriyor ve o insanı anlatmaya çalışıyor. Bizi. Modern çağlarda yaşadığımız ise ironik anlamda bir komedidir. Bu komedinin yazar ve oyuncuları bizleriz. Maskemizi takmadığımız her an rahatsız oluyoruz hem kendimizden hem başkalarından. Bundan dolayı sürekli maskelerimizi takmamız salık veriliyor. En önemli çocukluk kahramanım kralın çıplak olduğunu haykıran o çocuktu. Evet, bir çocuk. Çünkü sadece o apaçık olarak gerçeği bize gösterir. Haydi, öyleyse yeniden çocuk olalım. Ama o eski zamanların hayta ama sosyal çocukları olalım. Yine sokakları şen şakrak sesimizle dolduralım. Oyunlar oynayalım. Çünkü demiştim parantezi açarken. Parantezi kapatıyorum izninle. Şimdi açıkladım sanırım sana. Çünkü… Çünkü dünyanın buna ihtiyacı var.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;      &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Beklide bunun başlangıcı yine o gündür. O kâbus dolu gün. Evet, yine Çünkü… Çünkü hafızam yanıltmıyorsa. Çocukluğumda tek oyun oynamadığımız gün o gündü yani 12 Eylül günüydü. Sokağa çıkma yasağının ilan edildiği. Sokakların tanklarla, askeri araçlar ve askerler tarafından işgal edildiği. Tepemizden sürekli olarak ilk o gün gördüğümüz helikopter “biz alikopter sanıyorduk çünkü çevremizdeki büyükler öyle diyordu. Romatizmaya domatizma dedikleri gibi” dolaşıyordu. Evler tek tek basılıp aranıyor. Ağabey ve ablalar askeri kamyonlara doldurulup bilinmeyen diyarlara götürülüyor. Silah sesleri önce tek tek sonra yaylım ateşi biçiminde duyuluyor sonra ortalık uzun bir sessizliğe bir sonraki tek tek silah sesine kadar büründüğü o gün ve gecede… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Bugünlerde olsa her evde, her evin penceresinde ve balkonunda Türk bayrakları asılırdı sanırım böylesi bir günde. Ortalıkta bayrak falan görememiştim. Ancak çok sevdiğimiz Servet öğretmenimizin artık derslerimize giremeyeceğini öğrenince oldukça üzülmüştüm. Sanırım o da içeri alınmıştı. Ortalıkta bir devrim lafı dolaşıyordu ama Kenan Evren ve taifesinin yaptığı darbe idi ama halka devrim diye lanse ediliyordu. Şimdi şimdi anlıyorum. Çünkü toplum öyle ya da böyle bir devrim havasına girmişti. Toplumsal bir değişimi bekliyorlardı tabiî ki ileriye doğru. Demokrasiye doğru ama bu beklenti gerçeğe dönüşmemiş karşı bir devrim olarak darbe olmuştu. Tabiî ki yaptıkları darbe (devrim kelimesinin içi boşaltılış haliyle olduğu biçimiyle) bir devrimdi ama beklenen “ilerici devrim” değil “karşı devrim”di. Dolayısıyla onlara göre yaptıkları darbenin devrim olarak adlandırılması normaldi. Dedim ya bu kakafonik durum kafamı yıllarca karıştırdı. Yıllardır M.Kemal’in yaptığı toplumsal reformlar devrimler olarak lanse edilir bu ülkede. Bir de anlayamadığım bir kavram ayrımı vardı. Bazıları inkılap derdi bazıları ise inkilap. İnkılap lafını kökten Kemalistler, inkilap lafını ise kökten dinciler söylerdi. Geçenlere eğitimci bir arkadaşıma sordum nedir dedim bu noktalı “ı” ve noktasız “ı” da. Birisi kelimenin gerçek anlamıyla murad edileni yani ilerlemeyi diğeri ise kelimenin olumsuz anlamında bir küfrü anlatıyormuş. Noktalı “ı”yı noktalı “ı” nın ifade ettiği lakaba sahip olanların ifade etmesi ise ilginç bir bilgilenme oldu benim için. Derler ya öğrenmenin yaşı yok diye. Öğrendim. Demek ki daha öğrenecek çok bilgi ve çok yaşım var bu dünyada… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Hala sıkılmadıysan anlatmaya devam ediyorum. Darbe sonrası doğan erkek çocuklarına Evren, kız çocuklarına Eylül adını takmak moda olmuştu. Çocuklarına devrimci dalga ile Eylem, Devrim vesaire adını koymuş olan binlerce insan ise çark etmiş ve çocuklarının ismini değiştirme yoluna gitmişlerdi. Dayım bile o ilk gözaltına alınıp bırakılmanın ertesinde kızının asını Eylem’den Yeşim’e dönüştürmüştü. Ki o zamanlar çocuktuk bunları bilemezdik. Zati o yıllardan sonra Ahmetler, Mehmetler, Ayşeler, Fatmalar hızla uzaklaştı sokaklardan. İkinci isim koymak ise moda oldu. Keza benim çocuklarımın da ikinci isimleri var. Bende modaya uymuşum değil mi. Nede olsa bende bu toplumda yaşıyorum. Herhalde en fazla konulan ikinci isim Can olmuştur. Darbecilerin yapmak istediği tabiî ki bu tarz toplumsal hayatı değiştirip dönüştürmeyi murad etmemişlerdi. Her zaman olduğu gibi toplum kendi özgün düzenlemesini kendi yapmış. Ortalığı kendi kendisi temizlemiş derleyip düzenlemişti. Herkes kendi kapısının önünü temizlerse tüm kenti de temizlemiş olur. Olur, mu hiç o pislik diğer komşusunun pisliğinin bittiği yere kadar süpürülür. Onu oradan kim uzaklaştıracak. Bir rüzgar veya başka bir doğal/yapay etmen onu tekrar senin kapına koymaz mı. Ama herkes bu kampanyaya katıldı. Herkes kendi evinin önünü temizler gibi. Herkes kendi bacağından asılmayı da öğrendi. Kendi ipini de kesti aynı iştahla. Kendi okulunu kendi yapmaya başladı. Her şeyi kendi yapmaya devletten bir şey beklememenin gerekli olduğunu öğrendi. Hemencecik kuyruklar bitti. Meğersem memleket bir cennetmiş. Bunları başka birisinin etkisiyle yapmadık yine kendi yöntemimizle başardık. Görülüyor ki darbenin etkisi altında kalmanın o travmanın olası etkileri ile milyonlarca insan bu travmanın etkilerini absorbe etmeyi becerebildik. Sanıldığı gibi “eylülist” darbeciler bunu topluma zorla empoze etmedi. Gerçektende çok büyük bir laf etmiyorum bunu söylerken. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Darbe sonrası toplum hızla devrimci ve ülkücü parti, örgüt, dernek ve militanlardan desteğini çekti. Zaten bu her iki ve üç karşıt grup kendisini diğerine karşıtlık olarak tanımlamışlardı. Bir tür konsensüs vardı aralarında. Toplum toplumu değiştirmek isteyenlerden çok daha önce o içgüdüsel olan güce tapmanın erdemiyle davranmıştık. Tarafımızı güçlü olandan yana belirlemiştik her zaman olduğu gibi. Daha sonra sağ’dan ve sol’dan militanlar ve örgütler de bu sese kulak verdi. Elinde Scrikss kalemle ekranlardan herkesin gözüne soka soka konuşan o tonton adam dört eğilimi birleştirdiğini her Allahın günü bize boşuna anlatıyordu. Bunu bir yerlerinden uydurmuyordu ya. O günlerde sıkı bir Cumhuriyet ve Cumhuriyet Kitap eki okuru olarak şunu görüyordum. Aydın takımı arasında bir Mevlana, bir Yunus efsanesi baş gösterdi. Yunustaki “Yaratılanı severim yaratandan ötürü”nün yaratılan yani insan ve tüm canlı ve cansızlarında içine alacak şekildeki bir hümanizma ortalıkta boy göstermeye başladı. Yunus halktandı halkın diliyle söylüyordu. Mevlana ise “gel ne olursan ol yine gel” diyerek adeta ANAP ve ideolojisini “eylülist” ideolojiyi dile getiriyordu. Yaşasın sonunda tutulacak dal bulunmuştu. Bir arkadaşın tabiriyle bu işkencecisini sevme, bu onu affetme tavrı yok edilmeden, bu psikolojiden sıyrılmadan 12 Eylül darbesini yapanlar ve taifesini yargılamak, yargılanmalarını talep etmek havada kalmaya mahkûmdur. Zaten sen çoktan affetmişsin ki. Daha ne istiyorsun. Belanı mı? Mahkemelere ne hacet? Düşünün bir defa diyor ki, “darbeciler yargılansın” kim yargılayacak bu darbeyi yapanların anayasası ve içtihatları hala yürürlükteyken bunlar bu hâkimler mi? Bu yargı sistemi mi? Elbette ki yargılanırlar ancak bu günkü anayasa ve içtihatların ortadan kaldırıldığı, yeni bir dünyanın kurulduğu, yeni bir Türkiye’de.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Tekrar değinmem gerekirse. O günlerin atmosferi özetle şöyle yazılabilir.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;İnsanın zincirlerinden kurtulması kolay bir şey olmasa gerek. Aslında bunun bilgisi ve bilincinde olmakla ilk adımı atmış oluyor kişi. İnsanın kendisini başka bir insan kardeşinden şu veya bu biçimde yani dini, etnik, ideolojik kimlik olarak ayrıştırması ayrı düşürmesi ve dolayısıyla ayrı düşmesiyle birlikte bu dibe doğru düşüş hızla artmaktadır. Ki yerçekimi insanı ve tüm canlı ve cansızları kendine doğru çekmektedir. Bunu tersine çevirme iradesi sırf irade olarak dahi erdemli bir eylem olmaktadır. Yani sorun irrasyonel olmaktan kurtulmakta.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Yani dostlarım bakıyorum da bazılarımız hızla ırkçı, fanatik milliyetçi olma yolunda ilerliyor ve karşıtlarımızdan bir farkımız kalmıyor. Bir kişiliği, idolü sevebiliriz. Belki de anlamadan kulaktan dolgu ile de olsa sevebiliriz. Ama sorun o kişi ve idollerle ilgili yaşanmış gerçeği gerçekliği anlayarak bilerek sevebilmek ve seve bilmemek. Doğruları ve yanlışlarıyla sevebilmekte ve seve bilemekte. Tabulaştırarak değil. Buradaki ana espri yahut kural ‘her şey insan için ve insana doğru’ olmalı. Hatırlıyorum da 12 Eylül'ün o bunaltıcı atmosferi içerisinde bazı yenilmiş aydınların gözünde bir Mevlana, bir Yunus efsanesi baş gösterdi. Yani adam diyor ki ‘ben yaratılanı severim yaratandan ötürü’ bu adam en büyük hümanist onların gözünde yani bu sözleri söyleyen kişi ‘yunus emre’ burada bir sakatlık var adam sırf yaratandan ötürü yaratılanı seviyor. Yaradan inancı olmasa yaratılanı da sevmeyecek. Bunun neresi hümanizm yani insancıllık. Biz insanı severiz insan olduğu için vicdanımız olduğu için. Diğer adam yani Mevlana ise ‘ne olursan ol yine gel’ diyor. Burada da bir eksiklik var ama yunusun ki kadar değil. Hümanistiz dedikte bundan şunlar anlaşılmasın. Birincisi hiç seçkinci olmayacak mıyız? Elbette ki seçkinci olacağız ve tabiî ki her insanı da seveceğiz değil. Yasal ve yasadışı olan her türlü insan ve hayvan katilini, uğursuzu, pezevengi, tefeciyi, ırkçı ve kafatasçıyı, hak hukuk tanımaz her türlü sömürücüyü sevmeyeceğiz.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Yıllar önce böyle yazmışım. Ya yıllar sonra… &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;          &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Evet, yıllar sonra dedim yukarıda. Yıllar sonra o günleri o ilk günü birebir yaşamış olan bir yoldaştan o gün tüm devrimci taifenin bir birine devrimci dayanışma içinde yardım ve işbirliği içinde darbeye karşı direneceğine, darbecilere karşı savaşacağına. Ayrı ayrı mevzilerde mücadeleyi yeğlediği ve bunun o gün öncesinden başlayan kökenlerinin o anda da süregittiğini ve bugüne de aktarılan bir araz olduğunu anlatmıştı uzun uzun. Uzun uzun konuşurduk bu deneyimleri. Düşünün ki ülke çapında ne A örgütü B örgütüne ne de B örgütü A örgütüne yardım etmiş, dayanışma göstermiş. Sonra da diyoruz ki sosyalist sol neden bir araya gelemiyor, ortak iş yapamıyor, ortak bir blok, parti yaratamıyor. Neden marjinaliz falan fişman. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Düşünün bir. 12 Eylül’den aylar önce yine Ankara’da Piyangotepe’de halk kahvehanenin taranması olayı sonrası Vali’yi tutsak alıyor. Katiller yakalanıncaya kadar teslim etmeyeceğiz diyor. Yani halk devrimcileri aşmış. Devrimciler ise hemen ilgili üst birimleri falan arıyorlar, temas kuruyorlar, Parti üst birimi diyor ki o vali “atıyorum” CHP’li ve bizim de CHP ile ittifak ilişkilerimiz var. Devrimcilerin önerisiyle halk Vali’yi istemeyerek de olsa serbest bırakıyor. Sen böyle yaparsan halk da seni terk eder. Darbe de yersin. Oturup zırıl zırıl ağlarsın. Şöyle oldu böyle oldu diye. Hani halkın adaleti. Hani “Seni halk adına… mahkum ediyorum” kitabını okumalar. Hayata geçiremediğin hiçbir şeyin karşılığını da bekleyemezsin. Yine çok büyük laflar ettim değil mi? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Sonuçta 12 Eylül’de bir balyoz gibi devrimcilerin, fasitlerin ve halkın tepesine binmiş olan darbeciler. İlk güdümlü mü serbest mi olduğu tartışılır ilk anayasa oylamasında halkın %99’lara yakınından onay aldıkları o 1982 Anayasasını (ister faşist ister anti-demokratik ne derseniz deyin) kabul ettirmişlerdir. Belinski ile devam edeyim “Halkın gelenekleri göreneklere dayanır. Bir yüzyıl önce şiddetle karşı çıktığı bir gelişmeyi. Bir yüzyıl sonra şiddetle savunur” diyor. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Uzun sohbetlerimizde üzerinde çok kafa yorduk. Örneğin darbeden önce darbeye maruz kalan yapılarda ciddi bölünmeler baş göstermiş. Hemen hemen her büyük yapı ikiye bölünmüş. 12 Eylül’ü ilk haber veren olay ise Yeni Türkü’nün iyi bir yorumu olan Maskeli Balo şarkısında olduğu gibi Fatsa’da gerçekleşen operasyon ile oluyor. Fatsa’da yapılan operasyon ile devrimci hareketin ne tür dayanışma ve tepki göstereceğini, yani ülkedeki devrimci fenomeni çözen, bu olguyu iyi okuyan taraf hazırlıklarını hızla tamamlıyor. Ve tabiî ki uluslararası arenada İran’da gerçekleşen önce komünistlerin ve sonra komünistlerin bastırıldığı o meşhur “beyaz devrim” ile birlikte önemli bir ABD müttefikinin kaybedilmesi. Dünyada esen “Demir Leydi” Margaret Thatcher ve “Artist” Ronald Reagan Reagan’ın temsil ettiği Liberal kapitalist açılım. Türkiye’nin bu boşluğu doldurması için bir düzene sokulması gerekiyordu ve düzene de sokuldu. Hep anlatılır bir akşam Kenan Evren’in evinde eşinin de hizmet ettiği dış bir istihbarat örgütünün telkinleriyle darbe’ye karar veriliyor. Elbette ki bu kadar basit değil ve elbette ki bu kadarda karikatürize edilemeyecek bir an. O karar anı. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Ne diyelim Kenan paşa resim yapmaya devam etsin. Ta ki o güne kadar. Yani yargılanana kadar. Ama önce ben dâhil biz hepimiz kendimizi yargılayıp, kendi özeleştirimizi verelim. Burjuva devleti “kurtarmak” için değil, burjuva “devleti” yıkmak için örgütlenelim. Son olarak. 12 Eylül ve sonrasının o karanlık yıllarında gençlik ilk gıdasını Limon ve o kapanınca Leman adlı mizah dergilerinden aldı uzunca bir süre. Hala da etkisi azalsa da öyle değil mi. Baskılar mizahı doğuruyor, onu besliyor. Mizah ise ülkemizde özgürlüğe çıkış yolunu bilerek ya da bilmeyerek çiziyor. Mizahça kalmak temennim olsun. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Mizah dedim de. Toplum olarak hoca Nasrettin fıkralarını severiz. Çoğunlukla gülüp geçeriz. Örneğin hocanın bindiği dalı kesmesi, bile bile olmasa da bunun hatırlatılmasına rağmen kesmesi ve düşmesi bunu hayra yorması ve el hak sonunda iyi bir kötek yemesi. Ve o nekahat anında komşularına “siz siz olun da katırcının katırlarını ürkütmeyin” diye nasihatte bulunması tıpkısı olmasa da bu yaşananları anlatmıyor mu? Ya da “ye kürküm ye”, “parayı veren düdüğü çalar”, “dostlar alışverişte görsün” vesaire.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;   &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;  &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Sabrın için teşekkürler sana. Bir de şu aşağıdakiler var. Okumak istersen… Orada bir terk ediş, terk ediliş var. Kimin kimi terk ettiği belli değil aslında. Oku bakalım. Melek “Oku” diyor Ama Peygamber ısrarla “ben okuma bilmem” diyor. Melek ısrarlı. Israrla tekrar “Oku” diyor. Peygamber de inatçı ama hala “ben okuma bilmem” diyor. Melek son bir kez daha “Oku, yaradan rabbin adıyla oku” diyor. Ve Peygamber bu işten kurtuluş olmadığını hissederek okumaya başlıyor. İlk sözü insanın bir kan pıhtısından yaratıldığı. Tıpkı bunun gibi hepimiz aslında bir yere aidiz. Aşağıdaki anlatıdaki gibi. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;Terk ed(il)iş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Annemin elleriyle yaptığı gecekondumuz yıllar boyunca annemin, babamın, benim ve iki kardeşimin en güzel anılarının geçtiği adeta bir mabet olmuştu. Yıllar içinde bu gecekondu da bizimle birlikte yaşlanmıştı. Hepimiz teker teker terk etmiştik oysa bu evi. Ama ben, eşim ve küçük kızım yılar sonra tekrar bu eve yerleşmiş ve bizim yerleşmemizle birlikte gecekondumuzda içine düştüğü o terkedilmişlik duygusundan sıyrılmış, tekrar hayata bağlanmıştı. Çünkü bugün biliyorum ki gecekondumuzda bizimle birlikte yaşıyordu, bizimle birlikte ve anılarımızda. Bugün işte yine terk ediliyordu. Terk ediyordum bu kez ve bu son kezdi. Başka bir şehirde iş bulmamış olmasam ne diye terk edecektim ki kendisini. Bu her köşe bucağını bildiğim. Özenle koruduğum evimi, evimizi. Bu ev ve mahalleyi… Nihayet nakliye kamyonuna eşyalarımız yerleştirilmiş ve kamyon yola koyulmuştu. Son bir defa daha gecekondumuzla vedalaşmak için ardıma baktığımda benim gibi gecekondumuzun için için ağladığını hissettim. Oysa bu gecekondu da ve bu mahallede ne de çok şeyler yaşamıştım. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Hatırlıyorum da o haziran gününde gök gürlüyor bir yaz yağmuru için doğa hazırlanıyordu. Ben en sevdiğim arkadaşım ve kardeşimle birlikte bir kamyon kasasının altına sığınmıştık yağmurdan kaçmak için. Yıldırımı duymuştuk ders kitaplarımızdan ve küçük bir çakım vardı bir seferinde anne annemleri ziyaretten anne annemin bana hediye ettiği kemik saplı bir çakı. Ya yıldırım düşerse diye çekine çekine pantolonumun cebine sokup arkadaşıma gösteriyordum. Çalı çırpı yontuyorduk ortanca kardeşimle. Çakıyı nöbetleşe kullanıyorduk. Ortanca kardeşimi o kadar çok seviyordum ki. Annem yeni bir kardeş daha dünyaya getirecekmiş o gün bilmiyorduk tabiî ki. Küçük kardeşimiz işte o yaz yağmuruyla birlikte geldi. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Yağmurun ilk damlaları yere değdiğinde ortalığı mis gibi toprak kokusu sarardı, insanı deli eden bir koku. Hala benim için o günkü bu toprak kokusu en güzel kokudur. Biz çocuklar yağmur sonrasını o kadar çok severdik ki. Hemen sokağa çıkar. Bir ağaç dalını ama en ince ve sağlam olanını seçer. Yerdeki çamurdan bir topak yapar ve çubuğun ucuna takarak en uzağa fırlatmaya çalışırdık. En çok da ortanca kardeşim severdi. Bu masum oyun anında mahalleler arası bir çamur savaşlarına dönüşürdü. Duvarlar, camlar, kıyafetler benek benek çamura bulanırdı. Hâlbuki gecekondumuzun duvarını ve tüm gecekonduların duvarları daha yeni badana etmiş edilmiş olurdu. Annem kirecin beyaz rengini ve boncuk maviyi severdi. Kim bilir belki de nazar değmemesi için bize ve ailemize. Çamur savaşını her zaman yapmazdık. En sıklıkla pes dediğimiz bir oyun oynardık çamurla. İnşaat ustalarının tabiriyle yirmilik çivi bulurduk bir yerlerden. Bu bir tahtadan veya komşunun çitinden keser marifetiyle söktüğümüz bir çivi olurdu. Bulabildiğimiz düz bir yerde eğri büğrü ve paslı çiviyi keserle yahut taşla düzeltirdik. Ve bu işlem bahçesinin çitinin tahtasından aşırdığımız çivi için komşu tarafından yakalanma ihtimalinin korkusu ve adrenaliyle bir çırpıda gerçekleşirdi. Pes dediğimiz oyun basitçe yağmur sonrası ıslanmış toprağın üzerine çiviyi saplamak ve diğer oyuncunun yolunu kesmek şeklinde ilerlerdi. Onun çizgisine saplamak veya onun alanına geçmekle de pes olunmuş olur ve yenilirdik. Ya da yenerdik. “&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Tıpkı hayat gibi…”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Bugün o günleri düşündüğümde yukarıdaki son cümle gibi her şey tıpkı hayat gibiydi. Yine yukarıda size cereyanlar kesildiğinde annemin bize masallar anlattığını söylemiştim. İşte o anlarda annemin mum ışığında kardeşlerimle birlikte bana anlattığı masallarda geçerdi “Kafdağı” bir de çocuklarla aramızda oynarken yani ebeyi seçerken – bugün için iğrenç gelebilir ama- bir tuğla parçasının bir yanına tükürüp havaya attığımız taşın “Kaf mı?” yoksa “Tura mı?” sorusu ile karşımıza çıkardı. Sonraları o çocukluk evresinden çıkıp da sosyal hayatın gerçekleri ile yüz yüze geldiğimizde yani artık “uyu çocuğum uyu / yen gözünden uykuyu / masallarda kaldı artık yedi başlı ejderha” şarkısını kalabalıklarla birlikte söyleyip dinlerken kendimi bulmuş ve eyleme geçmiştim bile. Biz çocuklukta bilmeyerek hayatın Kaf ve Tura gibi iki yüzünün iki seçeneğinin olduğunu gördük. Başka tonlar yanıltıcıydı. Evet, indirgemeci olarak suçlanabilirim sen okuyucu tarafından ama böyle. Gerçek gerçektende böyle. Yani evet aslında artık annemin masallarındaki o “Kafdağı” benim için unutulmuş değildi elbette. Ama ben bu sefer o “Kafdağı”nın ardındaki ülkenin veya her neyse, nereyse oranın fethine cüret etmeye yoldaşlarımla birlikte başlamıştım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Kafdağı’nın ardında ne olduğunu kimse bilmiyordu. Sadece tahminlerde ve iyi niyetlerde bulunuyorduk. Hele bir oraya ulaşalım diyorduk. Oraya ulaşmak için her türlü yöntemi denemiyorduk elbette. Mevcut toplum düzeninin belirlemiş olduğu çerçeveyi zorlamaya, bu mevcut toplum düzenindeki olumlulukları almaya özen gösteriyor. İrrasyonel olan her türlü fikir ve uygulamaları ise hem reddediyor, hem de terk ediyorduk hızla. Hızla hem evrimleşiyor, hem de kendimizde devrimler gerçekleştiriyorduk. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;“Devrim”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; evet tılsımlı kelime buydu bizim için. Yani benim için öyleydi demek daha doğru olur. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;“Ne tanrı, ne devlet, ne okul, ne din, ne ordu, ne aile”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; diyorduk(m). Tüm otoritelere otoriter kurumlara karşıydık(m). Benim baş tacı kitabım Marks ve Engels’in &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;“Komünist Parti Manifestosu”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; ile birlikte Althusser’in &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;“İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; olmuştu. Aile &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;“Burjuva”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; bir kurumdu. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;“Burjuva”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; ve hele hele &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;“Küçük Burjuva”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; lafı bizim en önemli küfrümüz olmuştu. Oportünist ve Menşevik ile birlikte ve de Liberal ve Konformist ile birlikte elbette. Ama daha dün gibiydi çocukluğumuz ve çocukluğumuzdaki birbirimize ettiğimiz çocukça küfürler. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;“Ana avrat”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; sövmeler. Ama ben çok nadir küfür etmişimdir. Kendimi aklamak için demiyorum bu gerçekten de böyle. Ben beklide küfür öğrenme yaşımı çok raşitik bir ortamda yaşadığım, geçirdiğim için bu böyle. Hedefimiz o günlerde Ateş-İnsan olabilmekti. Şarkıdaki gibi &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;“Ateşten bir damla gibi”&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; dünyayı yeniden dökebilmekti. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Evet, Ateş-İnsan olabilmekti tek arzum. Çünkü içinde bulunduğumuz galaksinin tek yaşam kaynağı güneş. Dünyanın diğer gezegenler ile birlikte güneş etrafındaki konumu ve belli bir eksen dâhilindeki dönüşü dünyadaki yaşamı dolayısıyla canlı ve cansız varlıklarla birlikte ekosistemin mevcut dönüşümünü direkt olarak etkilemekte ve belirlemekte.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;İnsanın arkitike (ve yıkıcı-yapıcı diyalektikle bakıldığında günümüzdeki moderniteninde) pagan kültürünün oluşturduğu insanın kendinden güçlü, keşfedilemez ve bilinemez doğaya karşı aczinin bir göstergesi olarak ortaya çıkan ve anakronik biçimde okunmak üzere ilkel/modern insan için en güçlü tapınma nesnesi olacak olan güneşe “tanrı” sıfatını yakıştırmasında da güneşin bu kendisinde içkin olan yaşama kaynağında aramak gerekiyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Güneşe ulaşmak deyim yerindeyse “güneş-insan” olmak tüm arkaik ve yansıması olarak günümüz modern kültüründe var ola gelmişti. İnsanın en yükseğe doğru adım adım yaratmış olduğu günümüze kadar ayakta kalan eserleri bu “sonsuz” yaşam kaynağına doğru idi. Ki bu sonsuz yaşam kaynağına insandan kat be kat yaklaşan uçan canlılar olarak kuşlara ve dağlara öykünme 1.si somut anlamda 2.si ise soyut anlamda olmak üzere doğaya karşı ve aynı anlama gelmek üzere “güneş-tanrıya” karşı bir var oluş kavga/mücadelesi hiç de küçümsenmeyecek bir insan oluş tavrı ve davranışı olarak bir anlamda genlerimize yer etmiş. Kuşlara özenen insan önceleri mitolojik olarak balmumu kanatlarıyla Ikarus’u göklerde uçurmuş ve onda insanın sınırsız hırs ve ihtirasını nakşetmemiş mi? Ki, Hazerfen ile bu gerçekliğe dönüşmüş ama bir diğer “tanrı-padişah” tarafından kellesi uçurulmuş ama insanın zincirlerinden kurtulmaya adım attığı bir çağda kâh balon, kâh zeplin, kâh uçak, kâh roket ve nihayetinde uzayın derinliklerine SSCB ve ABD’nin uzay araçlarıyla ulaşılabilecek evrenin sınırlarına doğru yelken açmış. Deyim yerindeyse insanın insan olmanın bilincine erdiği çağlardan aktarıla gelen genlerindeki bu güneşe ulaşma, yaşam kaynağıyla bütünleşe bilme ve ona mesajını iletebilme beklide insan olmasının tek gayesinin var oluş bilgisi insanın tüm davranış ve ritüellerini ona doğru ve onun için gerçekleştirmesine adanmıştır/adanmaktadır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Güneşin fethi diye adlandırabileceğimiz keşifler silsilesinin başlangıcı somutta ateşin icadı ile soyutta ise insanın kendisiyle birlikte doğayı bilme ve dönüştürebilme serüvenine karşılık gelmekte değil mi? Ki bu iki antropolojik sıçramayla birliktedir ki, o bilinemezin korku barikatları insan için yok olma alt edilebilme sürecine girilmiş. İnsanın ateşi yani güneşin bir parçası olarak ateşi kontrolü altına almasıyla birlikte insanın doğa ve diğer canlılarla organik ilişkisi de adeta sona ermiş. Öyle ki insanın mitolojik dünyasında yarattığı Ikarus’un balmumundan kanatları güneşin ışıklarıyla ergiyerek insanın “güneş-tanrı” katına yükselmesi engellenip yok edilemeyecek. Artık bizzat insan yok edici olacaktır. Çünkü insan ateşi elde ederek ve onu istediği gibi kontrol edip kullanabilme yeteneğini geliştirerek “güneş-tanrıya” ihtiyacını da ortadan kaldırmış. “Ateş-insan” olarak “tanrı”yı da kontrolü altına alabilmiştir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Dolayısıyla ateşin diyelim ki tesadüfen ya da akıl yürütmeler sonucu veya herhangi bir biçimde ama her şeye karşın elde edilmesi, daha doğrusu kontrol altına alınması, taşınabilmesi ile birliktedir ki, antikitenin doğaya bağlı, dolayısıyla ana enerji kaynağı olarak güneşle bağının bir daha geri dönülemeyecek biçimde insanın doğaya hâkim olma-tahrip etme tasarrufuna cüret etme hakkını vermiş.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;              O halde Ateş-insan olmaya biraz daha çok yaklaşmaya çalışmalıydım. Bugünden bakıldığında büyük harflerle İNSAN’ın modernleşmesiyle birlikte kendisini birey ve topluluk olarak ama önce birey olarak ifade etme yetilerini kazanmakta gecikmediğini görüyorum. Bu minvalde binlerce yıllık duvar resimlerinden günümüzün elektronik iletişime kadar binlerce sözlü, yazılı, çizili, boyalı iletişim formu kullandığını görüyorum. Yani insan koşuları ne olursa olsun kendisini ve topluluğunu ifade etmenin yolarını bulmakta yine büyük harflerle İNSAN olan tarafı ile karşıma çıkıyor. İnsanı insan olarak tanımlamanın en önemli bileşeni olarak bu dolaylı ve doğrudan iletişim formlarıyla doğada insan oluyor, insan olarak adlandırılıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Oradan perspektifin ne mi dediniz. Açıklayayım. Perspektif benim için uzayda bilinçli olarak seçilen bir noktadan mevcut bir nesne, olay ve olguya bakmayı ve bu seçilen noktadan gerek geçmişi gerekse geleceği anda görmeyi anlatıyor. Bu bilinçli seçimledir ki nesne belli bir anlam kazanıyor. Seçilen nokta sabit kaldığı sürece bakılan nesnenin yer ve şekil değiştirmesi önemini yitirerek seçilen noktadan bakış ve anlamlandırma çabası için zenginliğini ifade etmeli. Seçilen noktayı değiştirmek yeni ve başka özgün biçimlere tabi oluyor. Sorulması gereken soru şu; Neden bakış açısı için bir nokta seçelim ki. Seçim noktası olmadan hayat öylesine kaotik bir yapı sergilemeye başlar ki. Hedef saptaması yapamayız. Ama diyeceksiniz ki bugün dünyada ne hedefi, neden bir hedef seçilmeli ki. Bu itirazın haklı yanları olabilir ancak ne var ki insanı diğer canlılardan ve insan olarak içini dolduracağımız varlığı diğer insanlardan ve insan gruplarından ayıracak olan da budur. Yani insan olmaya adım atmanın da bir adıdır aslında perspektif anlayışım. Perspektifimi hep bu ince çizgide deyim yerindeyse bıçak sırtında kurdum ve odaklandırdım. Odaklamak da zorundaydım aslında. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Eğer bir düşünce atlası hazırlayacak olsaydım perspektif için yukarıda yazılanları diyebilirdim. Bir de şunun altını çizmem gerekiyor. Çünkü seçilen nokta yeterli kalmıyor. Biliniyor ki “bir şey hem kendisidir hem de kendisinden başka bir şey.” Yani sorun daha doğrusu sorunum gerçeğin arkasındaki sır perdesinin de arkasındaki ne. İşte bu oldukça zor bir uğraşı ama deyimde de denildiği gibi imkânsızı iste zoru elde etmek kolaydır. Öyle değil mi. Geçenlerde bir arkadaş perspektif yerine Panaroma’yı tercih ettiğini söyledi. Ama benim düşüncem perspektiften farklı olarak Panaroma’nın bakılan bir noktadan kendi eksenimiz etrafında gözlerimizin algılayabildiği noktalara kadar dönel hareketle bakışı anlatıyor. Bu bakış tüm evreni bir film şeridi şeklinde adeta slâyt halinde ama algılamaya zorluyor. Bu biçimde okumayı tarif ediyor. Bu ise bize sadece anlık mesajlar verir. Ki bu yöntem bize anlık mesajlar verse de anı sorgulamamızı ortadan kaldırmadığı için net bir mesajın akılda kalmasını engelliyor. Dolayısıyla bizim bakışımız perspektif yerine Panaromik bakmaya meyletmemeli. Perspektifle birlikte Panaroma’yla taçlandırılmalı. Özeti şu ki tek tek belli bir perspektifte fotoğrafı çekilen ve anlamlandırılan fotoğraflardan oluşan bir kurgu ile taçlandırılan Panaroma bize daha da anlamlı bir bakış açısı verecektir. Sanıldığı gibi başkası değil.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Yürümeye devam ettim. Yürüdükçe ufkumda yeni yeni pencereler, perspektifler ve düşünceler açılıyordu…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-128615184510079247?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/128615184510079247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/128615184510079247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2009/05/aslolan-nedir-ya-da-yine-oyle-yapmal.html' title='ASLOLAN NEDİR?  Ya da  &quot;Yine öyle yapmalı insan.&quot;'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdWXrnEWrI/AAAAAAAAAR8/0E7z7o_XNtA/s72-c/aslolan+nedir.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-4412550311621340241</id><published>2009-03-20T01:07:00.001-07:00</published><updated>2010-06-27T23:56:42.552-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yani O Ben'/><title type='text'>Yani O Ben</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;----&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bu Öykü Emeğin Sanatı isimli e-dergi'de 01/03/2009, Sayı: 51 de yayımlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Web adresi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://emeginsanati2.blogcu.com/muhammet-demir-yani-o-ben_36984791.html" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this)," rel="nofollow" target="_blank"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;http://emeginsanati2.blogcu.com/muhammet-demir-yani-o-ben_36984791.html&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;----&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdUiEIcBUI/AAAAAAAAARk/xoyrEyrs_tQ/s1600/yani+o+ben.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdUiEIcBUI/AAAAAAAAARk/xoyrEyrs_tQ/s200/yani+o+ben.jpg" width="192" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bugün pazar. Benim için yine yeni bir otobüs yolculuğu. Yıllar öncesinden içimde kalan umut ve hayal kırıklıklarımın şehrine şimdilerde bambaşka arzu ve emellerle yapılan yolculuklar. Adeta tersine dönüşüm. Kolonya, kek, meyve aromalı gazoz ve otobüsün penceresinden sarı, yeşil bir dünyaya bakar kör dalgın bir çift ela göz. Yani o ben. Saçları insanlığın kurtuluşu davasına adanmış bir hayatın anısına kırlaşmış bir kafa. Yüreğim senle dolu, senin sevginle… Ve yoğun düşünceler, hayaller, arzular, elemler, emeller ve hepsinden baskın bir sana, sen sevgiliye kavuşma özlemi. Anla işte sevgili seni özlüyorum. Seninle geçirdiğimiz saatler boyunca yanımda olsan da, saatlerce sus pus gözlerimizin derinliklerine bakarak karşılıklı olarak bakışsak da. Unutma, anla bir tane… Bu istek, arzu ve hayallerle ne de kısacık gelir şehirlerarası yolculuklarım. Yüreğimde kıpır kıpır heyecanlarla karışık bir şeyler, yok yok birçok şeylerle karışık geçen yolculuklarım, yolculuklarımız. Bir tokalaşma, bir sarılış, uzun uzun el tutuşmalar, hafif okşayışlar ve seni sevebilmek, sevilebilmek… Ve vurdumduymazca kayboluş bu kentin caddelerinde ve sokaklarında, dostça el sıkılan ve mekân paylaşılan bana yabancı sana yıllardır dost olan insanlar, kimi yeni arkadaşlar. Ve inan ki ne de güzeldir içmek senin gözlerinden akan sevgini. İçmek, içmek ve asla sarhoş olmamak, sadece çakır keyif olmak… Ve işte nihayet karşımdasın. İşte karşındayım. Susma anlat. Yâda sus-anlat. Anlatmak istediklerini anlatmak istediğin biçimde anlat. Anlattığın aynı şeyleri bir başka biçimde de olsun tekrar anlat. Asla anlatmak istediklerini anlatmak istemediğin biçimde anlatma. Şunu bil ki sevgili ben seni hep dinlerim. Ki dinledim saatlerce ve hiç sıkılmadan. Seninleyken hiç sıkılabilir mi insan. Ben sen anlatmasan da senin sevgili gözlerinden de okuyabilirim seni, sevgini, sevgili… Örneğin bir an öncesini, sana gelmeden bir an öncesini anlat… Ama dur. Şimdi değil. Bu sana gelmeden önceki anı anlatmadan önce ben sana bir şeyler anlatayım. Bak bisikletimin ortasındaki demirin üstüne bir minder yerleştirdim. Hadi gel yanlamasına otur. Ben bir elimle seni belinden tutarım. Korkma düşürmem seni. Kulağına bir şey söyleyeceğim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Seni seviyorum."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; Her zaman olduğu gibi bana bakıp kahverengi gözlerinle tatlı ve ışıltılı gülümsedin. Benim de sana ne zaman baksam gözlerim gülümsüyor. Sana ve resmine. Biliyorum şu anda bisikletin üstünde bu halde tehlikeli ama. Şu anda gözlerinden sevgini içiyorum. Hafiften sarhoş mu oluyorum ne. Bu sözlerimi işitince biliyorum ki dudaklarını büzeceksin. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Hadi gülümse…”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; Düz bir yoldan sola doğru hafif bir dönemece sapıyoruz. İkimiz de birden az ötedeki ulu ağacın gölgesinde dinlenmeyi o kadar arzuluyoruz ki. Ve ikimiz de aynı anda ağacın altında, oturup dinlenmeyi bir birimize teklif ediyoruz. İkimizin de gözleri o anda ışıltılı ve güzel. Bu sevginin güzelleştirdiği gözlerimizle birbirimize gülümsüyoruz. Bisikletimin selesindeki sepetten kırmızı ve siyah ekoseli kilimi yere seriyoruz. Sepette sadece sevgimiz var. Sevgiyi sepetten özenle çıkartıp örtünün ortasına yerleştiriyoruz. Ben sana sen de bana ortadaki sevgiyi, sevgimizi lokma lokma sunuyoruz. Bugün ikimiz de karşılıklı olarak sevgiye, sevgimize doyuyoruz. Sevgimizle besleniyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Bak işte şuraya dudağının şurasına birazcık sevgi bulaştırmışım."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; Dudaklarımla dudağının kanarına bulaşmış olan sevgiyi öpüyorum. Sevgiyle öpüşüyoruz. İşte ben seni ilk kez dudaklarından bugün, bu Pazar günü öpüyorum… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Seni seviyorum… Ya sen…”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ben de seni seviyorum."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-4412550311621340241?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://sites.google.com/site/ofireyolculuk/Home/yani-o-ben' title='Yani O Ben'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/4412550311621340241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/4412550311621340241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2009/03/yani-o-ben.html' title='Yani O Ben'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdUiEIcBUI/AAAAAAAAARk/xoyrEyrs_tQ/s72-c/yani+o+ben.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-225773257316607991</id><published>2009-03-20T01:05:00.001-07:00</published><updated>2010-10-08T08:05:07.070-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Hı Hı&quot;'/><title type='text'>"Hı Hı"</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;----&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Bu Öykü Mavi Melek e-dergi'de 28/06/2008, Sayı: 27 de yayımlanmıştır. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Web adresi &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://mavimelek.com/hi_hi.htm" onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this)," rel="nofollow" target="_blank"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;http://mavimelek.com/hi_hi.htm&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;----&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdU9lWtyPI/AAAAAAAAARs/vT99EtscDss/s1600/h%C4%B1+h%C4%B1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdU9lWtyPI/AAAAAAAAARs/vT99EtscDss/s320/h%C4%B1+h%C4%B1.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Ani bir sesle uyanıverdim. Hemen elimi alışkanlıkla sol yanıma uzattım. İşte sen oradaydın, yanımdaydın, okşadım sımsıcaktın. Senin gül yüzüne daldım. Çillerini saymaya başladım. Tam on bininci çilini sayarken sıcacık bir uykunun kollarına attım kendimi. Sana sarılmıştım. İçim kıpır kıpırdı. Rüyamda seni görüyordum. &lt;i&gt;"Lütfen bana bir öykü anlat"&lt;/i&gt; diyordun. Sana bir öykü anlatmaya başlayacaktım ki telefonun sesiyle uyandım. Kalkıp telefonu açtım. Telefondaki ses senin sesindi. Ama hayır, sen biraz önce yatağımızda, yanımda kollarımın arasında değil miydin?&lt;i&gt; "Lütfen"&lt;/i&gt; diyordun; &lt;i&gt;"Lütfen hemencecik buraya gel."&lt;/i&gt; &lt;i&gt;"Tamam, bekle geliyorum"&lt;/i&gt; diyerek telefonu kapattım. Mutfağa gidip su içtim. Odamıza girdiğimde sen hâlâ yataktaydın, dokundum sımsıcaktın. Yatağa yanına uzandım. Bir süre sonra uyuyakalmışım. Yine aynı rüyayı görüyordum. &lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;"Bana bir öykü anlat"&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt; diyordun. &lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;"Sana bir öykü anlatacağım, ama şimdi değil. Önce bana bir kahve yap, sonra da bir falıma bak, ondan sonra"&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt; diyordum. &lt;i&gt;"Peki"&lt;/i&gt; diyerek kahve yapmak için mutfağa yöneldin. Senin mutfakta bana kahve yapmanı beklerken ben de balkona yöneldim. Ve sandalyeye oturup gecenin karanlığında şehrin ışıklarını seyre daldım. Bir el beni dürtüyordu. Birden uyandım. &lt;i&gt;"Hadi kalk da şu kahveyi iç"&lt;/i&gt; diyordun. O anda kanepede olduğumu fark ettim. Kanepede ne işim var diye düşünüyordum. Çünkü ben şu anda odamızda ve balkonda olmalıydım. &lt;i&gt;"Eline sağlık Aşkım"&lt;/i&gt; diyerek kahvemi yudumlamaya başladım. Beni yanağımdan öptün. Kahvemden bir yudum daha aldım. Biraz önce yanağımdan öptüğün tarafa baktığımda sen yoktun. Birden kapının zili çaldı. Kapıyı açtığımda hayretten küçük dilimi yutacaktım. Çünkü kapının önünde duran kişi sendin. Elinde bir sürü öteberi vardı. Annen, baban, kardeşlerin ve en sevdiğin arkadaşın. Öteberileri yere bırakıp boynuma sarıldın. Hep birlikte &lt;i&gt;"S ü r p r i z !"&lt;/i&gt; diye bağırdınız. Bu sesle irkilmişim. Benim apartmanın kapısında ne işim var. AA… Üstümde hiçbir şey yok, adeta çırılçıplağım. Hemencecik üst sıradan üçüncü düğmeye, evimizin ziline basıyorum. Saatlerce zile basıyorum. Hiç kimse kapıyı açmıyor. Üşüyorum, utanıyorum, panikliyorum. Çöpçüler de geldi işte. Çöpçüler çöpleri toplarken çöplükte geçmişime ait binlerce ıvır zıvırın da çöplerin arasında olduğunu fark ediyorum. O anda tatlı ve acı anılarıma dalıyorum. Çöpçüler ise sanki ben orada yokmuşum gibi davranıyorlar. Çöplerin arasından bir zamanlar en çok sevdiğim şarkının ıslık sesini almak istiyorum. Ama alamıyorum. Sanki aramızda sonsuz bir boşluk var. Çöp kamyonu hareket ettiğinde yolun karşısından sen çıkıyorsun. Bana doğru gülümseyerek geliyorsun. &lt;i&gt;"Hadi"&lt;/i&gt; diyorsun. Beni bir küçük bir çocukmuşum gibi okşuyorsun. Ve işte o anda yatakta olduğumuzu fark ediyorum. Bedenimi sımsıcacık ellerinle incitmeden okşuyorsun. Bedenim gibi adeta içim de ısınıyor. Beni sımsıcacık yorganın altına sokarak yorganı örtüyor ve alnımdan öpüyorsun. &lt;i&gt;"Seni seviyorum"&lt;/i&gt; diyorsun. &lt;i&gt;"Ben de seni seviyorum"&lt;/i&gt; diyorum. &lt;i&gt;"Hı hı"&lt;/i&gt; diyorsun. &lt;i&gt;"Hiç ayrılmayalım"&lt;/i&gt; diyorum. Yine &lt;i&gt;"Hı hı"&lt;/i&gt; diyorsun. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8920736426536753287-225773257316607991?l=ofireyolculuk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://sites.google.com/site/ofireyolculuk/Home/-hi-hi' title='&quot;Hı Hı&quot;'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/225773257316607991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8920736426536753287/posts/default/225773257316607991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ofireyolculuk.blogspot.com/2009/03/h-h.html' title='&quot;Hı Hı&quot;'/><author><name>Merhaba Okuyucu;</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10378680224159748652</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/SpusyKef9kI/AAAAAAAAAOo/w_Fqzu3rTno/S220/bennn.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_pe8CSRVD69Y/TCdU9lWtyPI/AAAAAAAAARs/vT99EtscDss/s72-c/h%C4%B1+h%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8920736426536753287.post-5823984857080153353</id><published>2008-03-06T00:53:00.000-08:00</published><updated>2010-06-26T06:37:50.252-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ofire Yolculuk (Kitap Çalışması)'/><title type='text'>Ofire Yolculuk</title><content type='html'>&lt;h1 style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Kitap Hakkında&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Kahramanımız bir devrimcidir, devrim yolcusudur. Burada aslında bu devrim yolcusunun, Nasıl bir devrim? Nasıl bir insan? Ve nasıl bir insanla devrim? Gibi sorulara yanıt arama serüveni anlatılıyor. Devrim öncesi, anı ve sonrasına dair soruları, sorunları ve asıl olan eylemleri var. Ofir aslında ulaşılan değil ulaşılması düşünülen bir mit. Yani Reel de SSCB mi, yoksa bambaşka bir evrensel komünist bir dünya toplumu, topluluğu mu? Ama öncelikle ve özellikle kimle. Cevabımız tabiî ki kişinin kendisini, ilkönce yeni insan dediğimiz yeni insanı kendinde var etmesiyle olanaklı olarak kurgulanıyor. Tüm serüven Ursula Le’nin Mülksüzler anlatısında dillendirdiği gibi, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Devrim ya kendimizdedir, ya da hiçbir yerdedir”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; tümcesinde düğümleniyor. Devrim ve devrim süreci sonunda ortaya çıkabilecek olası toplum. Asıl paradoks da bu zaten. Ki, devrim, devrimcilik ve devrici parti vs. tabiî ki burada genel anlamda tek bir anlatı biçimini seçmiyorum. Ki özellikle de seçmiyorum…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;----&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ofir dostlarına... Bir gün tekrar Ofir yolculuğunda görüşmek üzere…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;----&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bir Ofir yolculuğu ANLATISI...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Evinin çatı katındaki kuş yuvasında hobi amaçlı olarak güvercin besleyen adam o gün öğlen sıcaklığı gelmeden güvercinlerinin hem hava almaları hem de uçmalarına izin vermek için kafesin kapısını açtığında içerdeki güvercinler tek tek dışarıya çıktılar. Birbirinden farklı yüzlerce güvercin önce ürkek adımlarla daha sonra aldırmaz tavırlarla gökyüzüne doğru kanat çırpmaya, birbirinden farklı akrobatik hareketlerle gökyüzünde taklalar atmaya başlamışlardı. Güvercinlerin sahibi adam her seferinde bu gösteriden o kadar çok hoşlanıyordu ki. Sanki onlarla birlikte o da kanat çırpıyor, onlarla birlikte taklalar atıyordu gökyüzünde. Bu esnada güvercinlerin uçuş mesafesinin altında bir alanda kadınlı erkekli, çocuk, genç ve yaşlı binlerce insan toplanmıştı. Gökyüzünde takla atarak kanat çırpan güvercinlerin gölgesi bu alandaki insanların üzerinde belli belirsiz ve sanki şemsiye gibi bir siluet oluşturuyordu. Her haliyle sıradan ve kalabalığı oluşturan binlerce kişiden ayrımsanamayacak bir kişi babacan bir sesle bu alanda toplanmış insanlara (söylevden çok söyleşi gibi) bir konuşma yapıyordu:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;”Amacımız dünyanın en değerli hazinelerinin bulunduğu Ofir ülkesine yolculuktur yoldaşlar. Her birimiz kendi belirleyeceğimiz bir yöne doğru yolculuğa çıkacağız. Unutmayalım ki Ofir nihayetinde ulaşılacak olan bir konak yeri değildir. Vardım dediğimiz her konak varılacak yerin sadece bir ön uğrağı olacaktır. Eğer Ofir’e ulaşmak istiyorsak, her şeyden önce bunu hak etmeliyiz. Hak etmediğimiz bir şeye sahip de olamayacağımızı bilmeliyiz. Ofir birçok bakıma kendimizdir. Bu yolculuk çoğunlukla kendi kendimize karşıda bir yolculuk olacaktır. Deyim yerindeyse Ofir’e doğru yol alacağımız tüm yolculuk süreci kendi iç dünyamıza da yapacağımız bir yolculuk olacaktır. Bu yolculuktan çoğumuz korkacak, daha yolun başlangıcında, yarı yolda ve hatta Ofir’e çok yakınlaştığımız bir anda dahi vazgeçebileceğimiz bir süreç olacaktır. Bu duruma düşsek dahi kendi kendimizden utanmayalım. Bir diğer yoldaşımızı da kınamayalım. Bu yolculuğu aramızdan çok az sayıdaki kişi başaracaktır. Ve hatta belki de hiç birimiz başarılı olamaya biliriz. Çoğumuzun bu yolculuğa ömrü yetmeyecek. Sık sık yaşamın kendisi bizi ayartacak ve yaşamın içinde kendimize bir vaha yarata bileceğiz. Bize ermiş, bilgin gözüyle bakan birçok insan olacaktır. Bu ayartmaya birçoğumuz hemencecik olmasa bile bir süre sonra kanacaktır. Bu nedenle hiç birimiz bir diğerimizi ayıplamaya hakkımızın olmadığımı bilmeliyiz. Hiç biriniz ardımızda bırakacağımız yaşamın ayarttığı bu eski yol arkadaşlarınıza kırılmayacağız. Bu eski yol arkadaşlarımızdan da cesaret alarak daha bir hırsla Ofir’e doğru yol almayı hedef olarak seçmeliyiz. Kendimize her halükarda güvenmeliyiz. Bu yolculuğa yeni yeni insanlar katalım. Kendimiz dâhil hiçbir şeyin ne sahibi ne de efendisi olalım. Düşmanlarımızın ve bizi yolumuzdan çeleceklerin her türlü haince ve mertçe olmayan hamle ve hareketlerine karşı mertçe ve kalleşçe olmayan bir savaşın gereklerini yerine getirdiğimiz gibi yeri geldiğinde düşmanımıza karşı bile mert, yardımsever, iyiliksever olmayı da bilelim. Çünkü bu bizim en büyük gücümüzdür. İnsanın insana ve insanın doğaya karşı yabancılaşmasına karşı her durumda karşı çıkıp, bunu en aza indirgemenin yollarını birlikte üretelim. Yaşamı ve kendimizi örgütleyelim. Unutmayalım ki kaybedeceğimiz hiçbir şeyimizin olmadığının ayırtına varırsak mutluluğu da Ofir yolculuğunu kolaylaştıracak yöntemini de yakalayabiliriz ki buna emin olmalıyız. Tüm bu yolculuk sürecinin sonunda, çıkarsız, eşitlikçi, çoğullukçu bir toplum ve yaşam kurabiliriz. İşte bu yer tam da Ofir’in kendisidir. Bu yere her yakınlaştığımızda bunlardan da birer parça bulacağız, bu parçaların bulunmadığı yer de Ofir olamaz. Ofir tüm bu parçaların bütünlüğüdür. Kendimizi kendimizle ve herkesle her konu, eylem ve düzeyde paylaşalım, paylaşmadan çekinmeyelim.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Konuşmacı bir ara gökyüzündeki kanat çırpan güvercinlere doğru başını kaldırarak gözünü dikti ve daha sonra alandaki yoldaşlarına dönerek;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Ne diyelim yolumuz açık olsun...”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Konuşma bittiğinde alandaki insanlar da teker teker dağılmışlar, güvercinler de yuvalarına dönmüşlerdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;BİRİNCİ ANLATI&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Sıradan bir günün akşamı...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yorucu bir iş günü dönüşü eve geldiğimde annem bugün bir mektup geldiğini söyleyerek bana komidinin üzerindeki zarfı gösterdi. Bu mektup aylar öncesi eski bir arkadaşa hitaben yazdığım mektuba eski arkadaşın yazdığı cevap mektuptu. Çoktandır bu mektubu beklediğimi söyleyip anneme sarıldım. Kadıncağız şaşırdı. Annemden müsaade isteyip odama çekildim ve hemen mektubu açarak okumaya başladım. Ancak arkadaş benim umut ettiğim gibi bir mektup kaleme almamıştı. Hemen bu mektuba cevaben bir mektup/metin kaleme almaya girişmiştim ki. Annemin beni çağıran sesini duydum. Kendi kendime kızarak zavallı kadıncağızı üzmeye hakkım olmadığını düşünerek &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Peki anne”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diye seslenerek hemen annemin yanına gitmeye davrandım… Annemden özür dileyerek gönlünü almaya çalıştım. O da hemencecik yelkenleri suya indirmişti zaten. Günlük olaylardan bahsederek yemeğimizi yedik ve her akşam yaptığımız gibi benim demlediğim çaylarımızı karşılıklı olarak yudumladık. Annemi kırmayacak bir içtenlikle odama çekilip gelen mektuba cevap yazacağımı söyledim. O da merak etmişti mektubu ama belli ki bana sormaya çekinmişti. Ben de mektupta yazılanları anneme aktardım. Onun da beni teşvik etmesiyle daha da yüreklenerek mektubumu yazmak için odama çekildim. Ve işte nihayet masamda oturmuş ve mektubuma başlamıştım:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Merhaba GÜL,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Mektubun bu akşam –16 Haziran akşamı – elime geçti. Hiç vakit kaybetmeden sana cevap yazmaktan kendimi alıkoyamadım. Teknolojinin hızla geliştiğinin sıkça dillendirildiği, çokça kullanılan bir deyimle dünyanın küçük bir köye dönüştüğü iddia edilen bir yüzyılın bu son yıllarında 26 Mayıs’tan 16 Haziran’a kadar bir mektubun yerine ancak ulaşması bu kendinden menkul aslan demagoglara iyi ve yerinde bir cevap olmalıdır. Neyse şimdilik bir kalem geçelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana nasılsın diye sormuyorum. Zaten mektubun bana ne halde olduğunu anlatıyor. Kapitalizm kendisini bireyin bencilliği üzerine kuruyor. Bireyin özgürlüğü ve o derecede de köleliğinin adeta kurumsallaştığı bir yapının adıdır da kapitalizm ve kapitalizm için en değerli şey bencil bireylerin sonsuz çeşitlilikte serpilip boy vermesidir. Ki, biz komünistler ilk önce bu mevcut kapitalizmin tanrısallaştırdığı bireye, “saf birey” olarak önem addetmekle beraber, bireyin toplumsallığına vurgu yaparak, toplumsal bireyi/toplumsallaşmış bireyi önemsiyoruz. Ki geleceğin sosyalist/komünist toplumu, toplumsal birey ve aynı anlama gelmek üzere toplumsallaşmış bireylerin kolektif dünyası olacaktır. Kafa ile kol, kır ile kent, kadın ile erkek, doğa ile insan, ezen ile ezilen ikili ilişkileri bir kez daha geri dönülmemek üzere sönümlenebilecektir. Eğer bir altın çağ aranıyor ise bu bugünden başlayarak bu zamanlarda aranmalıdır.&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Son zamanlarda sıklıkla şu paradoksla karşı karşıya kaldım. “Herkes durduğu yerden bakar.” Evet, tüm hata paylarını geri plana atarak bu paradoksun doğru olduğunu varsayarsam, -yani durduğum yerden bakarak- bu mektubu sana yazmamam gerekiyordu. Fakat senin şu anki düşüncelerin senin de ifade ettiğin satırlarla “18–20 yaşlarında hissettiklerimi hissetmiyorum, artık ailemi kendimi düşünüyorum öncelikle” deme noktasına getiren hatta “Geçen yıllar her şeyi olduğu gibi, bende de çok şeyleri değiştirdi. Öncelikle bazı kişi ve düşüncelere karşı güvenim sarsıldı. Kişilere daha çok.” Bu sözleri sarf edecek kadar bir aşamaya yol açan pratik faaliyetin, aynı zamanda benim de pratik faaliyetim olduğu bilgisiyle düşündüğümde, acaba hata neydi, neredeydi. Ben bugün içinde bulunduğum konumdan daima yeniyi yaratmak için sıçramalar çabasında iken, ya Gül arkadaş neden bu kadar -ki sen kendini karamsar olarak nitelemesen de- karamsarlık bataklığında çırpınıyor diye düşünmeden edemiyor insan. Elbette ki yukarıda da ifade ettiğim gibi bu satırları durduğum yerden yazıyorum. Ve elbette ki her insanın düşünce ve faaliyetini belirleyen içinde yaşadığı toplumsal çevresidir. Bu perspektiften bakarsak senin şu içinde yaşadığın mevcut toplumsal çevrenin yabanlığından bir nebzede olsa uzaklaşıp, deyim yerindeyse toplumsal ferahlığa, yeniden biz kez daha bende varım diyebileceğin bir çevreye kavuşman gerekiyor. Bu ise önceki mektubumda olduğu gibi bu mektup ve başka birçok yazışma ve bir araya gelişlerle, evrensel kardeşlik toplumu için mücadele yürüyüşünde yeni adımlarımızı bir kez daha yeniden ayarlayarak buluşabilmekle mümkün olacaktır. Ve bu adımlarımızla insanlığın evrensel kardeşlik toplumuna ulaşacağız. Buna tüm samimiyetimle inanıyorum. Aşağıdaki satırları okumaya geçmeden önce tüm yazdıklarımı bir kez de bu gözlükle okumanı tavsiye ederim. Yoksa aşağıdaki satırları okumaya geçme ve bu mektubu yırt/at/yak...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Tekrar Merhaba GÜL,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Alışılmış bir mektup sitilinden veyahut herhangi bir stildeki yazı türünden bağımsız olarak yazdığım için bağışlayacağını umarım. Bu mektupvari şey aslında hiçbir ve her bir düşüncenin tek bir yanına vurgu yapacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki, her şeyde olduğu gibi, düşünce de bir yumaktır. Tam ulaştım derken yeniden başlanılan...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Geçmiş politik mücadele hattımızın programatik olmasından çok, pratik faaliyetin icra edildiği zeminin özgünlüğünden ortaya çıkan ve başka bir biçimde ortaya çıkması da bugün bulunduğumuz yerden ele alınınca bu yaşadığımız kısırlıkların ortaya çıkması uzak da gözükmeyen bir faaliyeti ortaya çıkarttı. Bu hepimizin kolektif iradesiyle/iradesizliğiyle oldu. Bundan gocunmamak gerekiyor. Özellikle kadro, daha doğrusu insan malzememizin birkaç proleter haricinde çoğunlukla küçük burjuva/öğrenci unsurlardan oluşmasının bir sakıncasıdır ki, senin de iyi bir şekilde vurguladığın gibi “Bir takım çalışmalar içine girersin, omuzlarsın o işi an gelir de, ama ağzın laf yapmaz, demagojiyi beceremezsin, yaptığın işler görülmez, çok konuşup da hiçbir iş yapmayanlar takdir görür. Bir toplantıda bir arkadaş ‘eylem ile söylem birbirini tutmuyor, sorun burada’ demişti. ‘katılıyorum’ diye cevapladım onu, ‘ama bunu söyleyecek en son kişilerden biri sensin’ dedim, bozuldu bana, belki hatırlarsın. Hayatın her döneminde yalaka tipler vardır, okulda, sokakta, işyerinde, her yerde. Bunlar güçlü gördükleri ve de güçlü olanlara yaltaklanarak yaşarlar. Köşe başlarını tutmuşlardır, en iyi onlar yaşarlar, etkilidirler. Korkum o ki sistem değişiminden sonra ki yönetimlerde de bu insanlar olacaktır ve gene onlar yaşayacaktır en iyiyi. Asıl savaşanlar, can verenler, zulüm görenler geri planda kalacaktır, korkum bunlar.” Bu sonuçlara ulaşmak kelimenin en olumsuz anlamıyla mümkündür. Ancak şimdilik buraya kadar diyorum. Biz ya bu deveyi böyle gütmek istemiyorsak, bu diyardan çekip gitmekle de bir çözüme ulaşamayacağımızı kavramamız, kavraman gerekiyor. Ne yazık ki bugün kendisiyle birlikte sınıflı toplum yaşamını, insanlığın tarihinde bir daha geri dönülmeyecek biçimde ortadan kaldırma potansiyeline sahip olmak ülküsüne sahip çıkılması gereken proleterler ki bu proleter sensin, benim veyahut bir başka benzerimizdir. Kendi kurtuluşumuzun, yani emeğin kurtuluşunun politik araçlarını, teorisini, pratiğini hala bir başka “piç” sınıfın şu ya da bu biçimde kültüründen, yaşam biçiminden kopamamış ve kendisine “komünist”, “devrimci” sıfatlarını takan, ama gerçek komünistlerle, komünist devrimcilikle hiçbir alakası olmayan, güce tapan, yer yer ve çoğunlukla yalpalayan, bu piç sınıf olarak küçük burjuva “devrimci”lere alanı terk edersek, davaya sırtımızı dönersek, davanın yüceliğinden çok, bu şahsiyetlerin şahsiyetsizce yapıp ettiklerinden yola çıkarak mücadeleye ara verirsek, o zaman işte o zaman şu yukarıda senin mektubundan alıntıladığım sözcükler, sen mevcut deneyimlerinden ortaya çıkan mevcut bilincin ile kim bilir bir daha politik faaliyette bulunmaya bilirsin ama ya çocukların/çocuklarımız, torunların/torunlarımız ve senin ve benim bir benzerin/benzerimiz herhangi bir proletere karşı sorumluluklarımız. Onların da bu tip sorunları yaşamaması için, sınıf mücadelesine bir proleter komüniste layık şekilde atılması için olumlu ve olumsuz tüm deneyimlerimizi aşkın bir şekilde aktarmak, tarihe ve kişi olarak kendimize karşı sorumluluğumuz değil midir? Geçmiş politik mücadelemiz, her şey bir yana bu proleter ahlak-sorumluluğu bize emanet etmemeli mi ne dersin? Somut durumumuza bir de bu noktadan bakmak gerekiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homeros Anadolu’da yetişmiş bir eskiçağ tarihçi/ozanıdır. Kendi çağını aşarak evrenselleşmiştir. Homeros çoğunlukla İlyada ve Odeessa adlı iki tarihi-edebi eseriyle tanınır. O bu eserlerinde Troya savaşlarını anlatmaktadır. Savaşı kazananların geri dönüşünde tek bir hedefleri vardır, Itaki’ye ulaşmak. U-topia “ulaşılmak istenen”dir. Ulaşıldığı biçimiyle bu Itaki ülkesi bizim için Reel Sosyalizmin ta kendisidir aslında. Ulaşılmak istenen hedef devrim –ki bu bir politik devrimdir- asıl hedef yani toplumsal devrime yakınlaşamıyor ise devrimin hemen ertesinde yozlaşabiliyor. Proleterlerin mücadele aracı her şeyden önce bir niyetten çok bir gerçeklik olarak bu mücadele aracının -ki burada murad edilen komünist partidir- ulaşılmak istenen toplumun küçük bir modeli olabilmesidir. Paylaşımcılık, kader birliği, eşitlik, öz disiplin yani kısacası “hayatın hayatım, canın canımdır” ilkesi ile doygun bir karşılıksız feda duygusunun hayata geçirildiği, komünist bir organizasyon. Her organizma gibi canlı bir organizasyon olduğu ölçüde senin mektubunda altını çizdiğin aksaklıklar aşılabilir. Ancak asla sürecin dışında durarak değil, sürecin içinde sonuna kadar katkıda bulunup mücadele ederek. Itaki diyorduk, Ekim 1917’de proletaryanın politik devrimini işçi-emekçi insanlık olarak yaşadık. 1991’lerde ise emp-kapitalist sisteme eklemlenmesini de gördük. Tabidir ki, SSCB’nin yani proletaryanın bu Itaki ülkesinin yozlaştığını, bunun birçok alt etmeninin olduğunu, tespit etmek gerekiyor. Ancak en büyük sorun devrimin donması, ilerleyememesi vb. Bugünün devrimci sosyalistlerinin dinlenmemek üzere yürümeye karar verdiklerinin altını ısrarla çizmek gerekiyor. Dinlence bizim için Itaki’yi temsil etmeli, dinlenmemek ise Ofir olmalıdır. Ofir efsaneye göre Hazreti Süleyman’ın kullarını dünyanın en değerli hazinelerini bulmaları için gönderdiği ve nerede olduğunu kendisinin dahi bilmediği bir yerdir. Bu yer bizim için özgür toplumsallaşmış bireylerin serpilip geliştiği komünist bir dünya değil midir? Reel Sosyalist pratikten çıkarttığımız olumlu-olumsuz tecrübelerle biz bugünden birkaçta olsa geçmişe göre önemli adımlar attık, atıyoruz. Henüz proleter komünistlerin bu adımları, bir bebeğin acemiliklerini içerse de, zamanla tecrübelerimiz ve deneyimlerimiz artacak, işte o zaman asıl savaşanlar ile diğerleri arasında ayrışma kaçınılmaz olacak ve işte o zaman proleter komünist toplumsallaşmış bireyler olarak burjuvazi ve yardakçısı sınıflara ve içimizdeki işbirlikçilerle de, tarihi bir savaşım olacaktır. İşte o zaman için bu günden böylesine acemice de olsa adımlarımızı atıyoruz. Hic Rhodos, hic Saltha, İşte Rodos işte Arşın, burada atlamak gerek diyen Eosop’un deveye hendek atlatmanın, Rodos’a sıçramaktan daha kolay bir şey olmadığının kavranması olacaktır...&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik hoşça kal, sevgiyle kal, dostça kal...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Mektubumu kaleme alıp bir kez daha gözden geçirip gerekli düzeltmeleri yaptıktan sonra çekmecemdeki zarflardan birisini alıp özenle katlayıp zarfın içine koydum ve arkasına arkadaşımın adresini yazdım. Daha sonra pul defterimden bir pul çıkartıp zarfın arkasına yapıştırdım. Belki anlamsız bir seremoni gibi gelecek ama ben en çok bir mektup veya herhangi bir gönderinin bu seremonik tarafını sevmişimdir. Kim bilir belki “İnançlıların Tanrısı” da balçıktan yoğurarak biçim verdiği hâsılı emek vererek yarattığı adına İnsan dediği o ilk insan olan Âdem’i bitirdiğinde de böylesi bir haz duymuş olmalı. Neyse konumuz bu değil şimdilik geçelim… Mektubu ertesi gün postalamak üzere çantama koydum ve ışığı kapatarak günün yorgunluğunu atmak üzere yatağıma uzandım ne zaman uykuya daldığımı hatırlamıyorum… Sabah erkenden kalktığımda annemin çayı demlediğini ve sofrayı hazırladığını gördüm. Anneme &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Günaydın Anneciğim” &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;diyerek yanağına bir öpücük kondurdum. Her zamanki gibi yanakları kızarmıştı. Bu bana öylesine bir mutluluk veriyordu ki size kelimelerle dahi anlatamam. Ki Nazım Hikmet’in Abidin Dino’dan resmetmesini istediği “Mutluluğun Resmi”nden ressam Abidin Dino’yu bilemem ama ben kendimi bu çalışmaya görev bilerek yapmaya çalıştığımca birçok eskiz çalışmaları ve notlarımdan birisi de bu annemle yaşadığım duygudur… Annemle kahvaltımızı birlikte yaptıktan sonra &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Eyvallah Anneciğim, akşama görüşürüz”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek yine yanağına bir öpücük kondurup. Evden dışarı çıktım…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“BU ANLATILAN SENİN HİKÂYENDİR”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn1" name="_ftnref1" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;)&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Apartmanın kapısından dışarı adımımı attığımda şansıma belediye otobüsü de tam durağa yanaşmak üzereydi. Hemen koşarak kalabalıkla birlikte kendimi otobüsün kapısından içeri attım ve otobüs bilet kartımı makineye okutup hızla her zamanki gibi otobüsün en arka bölümüne geçtim. Bugünlerde yoldaşlarla birlikte yeni bir yayın üzerinde çalıştığımız için oldukça heyecanlıydım. Çalışmaya yeni insanlar kazanmak için bir süredir çalışıyorduk. Bende yeni tanıştığım bir emekçi kıza bir şeyler yazması için ön ayak olmuştum. Böylelikle hem onu içinde bulunduğu sıradanlıktan kurtaracak hem de daha aktivist bir kişi olmasını sağlayarak kendine güvenini yeniden kazanmasını sağlayacaktım. Kim bilir bu yöntemle bir taşla birkaç kuş vurabilecektim. Tabiî ki taş atarken kuşları ürkütmezsem… Ama denemekten zarar gelmez ki insana değimli. Yine kendi kendimle konuşuyorum. Nasılsa her zamanki gibi belediye otobüsü yolculuğum uzun sürecek. Bu zaman dilimini etrafı seyrederek de geçirebilirdim. Tıpkı belediye otobüsündeki çoğu yolcunun yaptığı gibi. Yine belediye otobüsündeki çoğu yolcunun yaptığı gibi geçen giden araçları da seyredebilirdim. İster istemez bir otobüs dolusu insanla ortak bir havayı paylaşmak zorunda kalıyor insan. Ama bir yandan da bakılınca bir otobüs dolusu insan ve her birisi başka başka birer birey. Bir devrimci için bulunmaz bir fırsat. Bazen bu insanlarla ilgili ve bu popülâsyonla ilgili sosyo-psikolojik bir değerlendirme ve inceleme yaparım sırf zaman geçirmek için değil elbette sınıfı ve toplumu daha yakından bilebilmek için. Ama bu inceleme bana bugün pek de zevkli gelmiyordu. Bende yeni kız arkadaşın hazırladığı yazıyı okumak üzere çantamdan yazının olduğu kâğıdı çıkarttım ve okumaya başladım. İsterseniz sizde benimle birlikte yazılanlara göz gezdirebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Artık Onurlu Bir Yaşam İçin SAVAŞALIM!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Şimal YILDIZ&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Kitap okumayı sever misiniz? Aşk romanları, psikolojik, korku, komedi, sosyolojik, politik... Ne tür olursa olsun kitapların birer bilgi hazinesi olduğu gerçekliği kabul edilmiştir. Kitaplar; öğretir, bilgilendir ve bilinçlendirirler. Ve her insan okuduğu kitapta kendine ait bir şeyleri muhakkak bulur, kitabın kahramanı ile özdeşleşir, doğru ya da yanlışı bulmaya çalışır. Yalnız kitap okumak bir sanattır... Neden? Çünkü her insan kitap okuyamaz, okusa da öylesine okumakla, okumak arasında bayağı fark vardır. Okuduğunuz kitabın içeriğini kavramak, anlatmak istediği şeyleri özüyle anlamak ve onu yorumlamak bu noktada çok önemlidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Son zamanlarda kitap satışlarında bir yükselme olduğu kitapevleri ve el tezgâhlarında satış yapan arkadaşlar tarafından onaylandı. Ancak doğrulanan bir şey daha var; o da yine son zamanlarda satılan kitapların siyasi içerikli olması. Bu da demek oluyor ki artık insanlarımız hayatta neler olup bittiğini merak etmeye başladı. Örneğin son günlerde piyasaya yeni sürülmüş olan Ahmet Altan’ın “İsyan Günlerinde Aşk” adlı kitabı yoğun ilgi görüyor. Okunmak için alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu kitaplar arasında okunması gerektiğine inandığım ancak el tezgâhlarında bulmanızın imkânsız olduğu Yücel Sarpdere’nin kaleminden yazılmış olan “Vatandaş Abuzer” isimli kitabı. Bu kitap 1991 yılında Bursa’da yazılmış ancak 1992 yılında Evrensel Basım Yayım tarafından piyasaya sürülmüştür. Ve altı kez baskısı yapılmış olan bu kitap henüz hiç toplatılmamış. Kitap oldukça sade, tam bir halk diliyle yazılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kafanıza neden “İsyan Günlerinde Aşk” kitabı değil de, “Vatandaş Abuzer” kitabını ele aldığım gibi bir soru yöneltmiş olabilirsiniz? Açıklayayım; Kitap 12 Eylül 1980 darbesinin sıkıyönetimini, o dönemde bu ülkeyi yöneten politikacılarını ve bir de hiçbir siyasi görüşü olmayan vatandaş Abuzer’i anlatıyor... Ve kitapta geçen her bir olay günümüz Türkiye’si ile o kadar bağlantılı ki! Acı fakat gerçek ama sanki tarih tekerrür ediyor. Ve ne yazık ki o dönemi yaşayan, ama geçmişten ders almayan insanlar yine başımızda bu ülkeyi yönetip, bu ülke insanlarını her zaman olduğu gibi göz göre göre sömürüyorlar, öldürüyorlar... Ve bunu “Vatandaş Abuzer”i suçsuz yere cezaevine koyup, ona işkence edilmesine izin veren insanlar yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimdir bu Vatandaş Abuzer? Dediğim gibi hiçbir siyasi düşüncesi olmayan, ancak her şeyden kendi deyimi ile ikiyüzelli gram anlayan, haklı ve haksızı çok rahat bir şekilde ayırdedebilen cahil, okumamış ama tatlı dilli, saf ve temiz kalpli biri... Aslında tamamıyla devlet yandaşı. Devletini ve ülkesini seven, onların çıkarları doğrultusunda konuşan, o tarzda hareket eden birisi. Ama her nedense onun söylediklerini ve yapmak istediklerini yanlış anlıyorlar. Bugün bizim söylediklerimizi ve yapmak istediklerimizi yanlış anladıkları gibi... Yani sözün kısası o günlerden bu günlere değin değişen bir şey yok! Ve bizler ise bütün bunları bile bile aynı cahil, beyinleri kalıplaşmış insanların bizi yönetmelerine izin veriyor, yapılan haksızlıklara karşı çıkmıyoruz.&lt;/span&gt;   &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Evet, onlar bizim söylediklerimizi ve yapmak istediklerimizi anlayamıyorlar... Oysaki o kadar onurlu bir yaşam istiyoruz ki. Bu ülke ve bu ülkenin insanları için! Hatta bize onca zulmü edenler için bile... Ama “çıkar” dünyası bunu görmelerini engelliyor...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ölüm oruçları sürüyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bu yazıyı okuduğunuzda kim bilir kaçıncı günü olacak? Bugün 265’inci günü! Dün 28’nci insan şehit düştü. O ve ondan öncekiler gibi hepsi onurlarıyla, şerefleriyle öldüler/öldürüldüler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Onlar onurlu bir yaşam için çocuklarının onurlarıyla büyüyebilmeleri için ölüyorlar, öldürülüyorlar! Hiç sormuyor musunuz kendinize neden ölüyorlar? Neden öldürülüyorlar? Ölmelerine neden göz yumuluyor diye! Neden onların istedikleri yasak? O kadar kötü bir şey mi insanca, onuruyla yaşamak? Ve kötüyse neden T.C.Devleti bu insanlardan korkuyor ve F tipi denilen o ölüm hücrelerine sokuyorlar? Neden, neden?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Evet, onlar onurlu bir yaşam için, çocuklarının onurlarıyla büyüyebilmeleri için ölüm oruçlarına yatıyorlar, ölüyorlar. İşkence istemiyorlar, sömürülmek istemiyorlar, adaletsizliği, eşitsizliği istemiyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ölüyorlar.&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bizlerde bunlara, yanı başımızda olup biten bu olaylara seyirci kalıyor DUR diyemiyoruz... (Sizleri bilmem ama benim her ölüm orucu şehidinde içim ürperiyor ve bu düzene küfredip, lanetler okuyorum. Ve ben bu insanlardan hiç birini tanımıyor ve görmüyorum. Yalnız onları, o ölüm orucu insanlarını onurları ile öldükleri için gözümde kutsallaştırıyorum.)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;TV’lerde ve gazetelerde yayımlanan devletin kendi çıkarlarına göre yayımlattığı yalan haberleri okuyup izleyerek o insanların ölmesine göz yumuyor ve adaletsizliğin, bu iğrençleşmiş düzenin çarklarının dönmesine izin veriyor! DUR diyemiyoruz. Başkaldırmıyor, isyan etmiyoruz!... Onlar gibi ölümü göze alamıyor, alan insanlarında yok olmalarına göz yumuyor DUR diyemiyoruz!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ne yazık ki ölen insanlardan bir tanesinin de, ağabeyimiz, ablamız, dayımız, halamız, amcamız olabileceğini düşünmüyor ve hala başkaldırmıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bu ülkenin güzel insanları;&lt;br /&gt;Bizlerde artık bir şeyler yapalım!&lt;br /&gt;Bizlerde birer “Vatandaş Abuzer” olup haksızlığa, onursuzluğa dur diyerek AYAĞA KALKALIM!&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ölüm orucu direnişçilerine destek çıkıp bu iğrenç düzene karşı koyalım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;HADİ BİRLEŞELİM!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Artık onurlu bir yaşam için SAVAŞALIM!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Doğrusu ilk kez yazı yazmaya başlayan birisi için baya güzel ifade etmiş ama tabiî ki siz okuyucunun gözlemini bilemem. Çünkü hem okuduğu bir kitabı hem de içinde devindiği hayatı aktarabilmiş bize kendince bir eylem yolu çizmeye çalışmış. Bizi eyleme davet etmiş. Sanırım iyi bir eylem insanı ve iyi bir eylem kalemşoru olacak… Bu arada zamanda bir hayli geçmiş otobüs benim ineceğim durağa yaklaşmıştı. Bende yazıyı toparlayıp çantama koydum ve inmek için hazırlandım. Nihayet ineceğim durağa yaklaşmıştım. İnmek için düğmeye bastım ve beklemeye başladım. Bu düğmeye basıp bekleme anlarında içimde bir korku başlar. Komik ama doğru. Ya otobüs bu durakta durmaz es geçerse. Ama neyse ki bugüne kadar böyle bir şeyle karşılaşmadım. Bir de otobüs durağa yanaştığında aniden hareket ederse diye korkarım hep ne bileyim alt bilinç işte. Hayattaki tek korkum bu olsun… Neyse işte otobüste durağa yanaştı ve hop indim işte otobüsten neyse ki bu seferde korktuğum olmadı. Gülmeyin ya… Otobüsten inince şehrin kalabalığına otobüsteki popülâsyondan daha farklı çok daha heterojen bir yaşama dâhil olduğumu biliyordum. Bu popülasyon sürekli değiştiği ve devindiği için otobüsteki gibi bir ana sıkışmışlık yoktur. En nihayetinde otobüsün ring yaptığı hat belli idi ve her ne kadar arzu edilse de en az heterojen yapı otobüsteki idi. Bir otobüs dolusu insan üzerinde üç aşağı beş yukarı bir genelleme ve çıkarsama yapılsa da bu toplumu yansıtmayacaktı. Ne diyorum be yine daldım işte. Öncelikle Gül arkadaşa yazdığım mektubu göndermek için postaneye gitmem gerekiyordu. Evden çıkmadan önceki planım buydu. Hızlı adımlarla postanenin yolunu tuttum. Postane indiğim durağa yürüme mesafesiyle üç dört dakikalık bir yolculuğu gerektiriyordu. İlk üstgeçide doğru kalabalıkla birlikte yol aldım. Üst geçidin devamında şehrin adeta çiçek tarlaları diyebileceğim çiçekçi dükkânlarının olduğu sokağa açılıyordu. Bu sokakta ilerlerken binlerce çiçeğin birbirine karışmış kokusunu içime çekmek bana tüm yaşam sıkıntılarımı unutturuyordu. Bu halde ilerlerken hangi mevsim olursa olsun her zaman tezgâhında iri ve kırmızı elmalar olan bir pastane imalatçısının ve saklı bir çay evinin de içinde bulunduğu binadaki manavın önünden geçer ve her zaman yaptığım gibi anneme ve kendime birer tane elma alır ve çantama koyardım. Tıpkı şimdi yaptığım gibi. Sokağın sonunda ikinci bir üstgeçit vardı. Bu kent gerekli gereksiz yüzlerce üst geçitle donatılmıştı. Tarihteki köprülü Mehmet Paşa gibi belediye başkanına da köprülü İ.Melih Paşa lakabını takmıştı şehrin halkı. Bu halkın her şeye rağmen ve her şeye karşı bilinçli veya bilinçsiz ama ironik olduğu şüphe götürmez bir protestosuydu. Ki bu protesto nedeniyle çoğunlukla aptalca ve gereksiz olan üst geçitler çoğunlukla kullanılmıyor, tercih edilmiyordu. Bu bana yıllar önce öğrencilik yıllarında okuduğum bir Muzaffer İzgü öyküsünü anımsatır. Öyküde bir kasaba yabancı bir ülkenin şehri tarafından kardeş şehir olarak seçilir. Kasabayı kendisine kardeş şehir olarak ilan eden şehrin yöneticilerinin kasabaya geldiği gün kasaba pazarının olduğu gündür ve kasaba o gün için hayli kalabalıktır. Bu durumu gören ve kasabayı kardeş şehir ilan eden yöneticiler, kasaba pazarının olduğu günler hariç hiçte kalabalık olmayan bir noktaya alt geçit yapılmasına kara veririler. Bu konuda ise hiçbir itiraz ve uyarıya kulak asmazlar. Neyse gel zaman git zaman kasabaya bir alt geçit yapılır ama ne var ki hiç kimse kullanmaz, zaten gerekte yoktur. Kasabanın delisinin (kimin akıllı, kimin deli olduğu tartışılır) bir gün önayak olmasıyla birlikte alt geçit, kasaba halkının da zaman içinde umumi helâ olarak kullanmaya başladığı bir yer haline gelir. Bir gün yabancı şehrin yöneticisinin ziyaret gelip de alt geçidin halini görmesiyle başka bir ironi ile karşılaşırız. Yabancı şehrin yöneticisi bu fiili durumu sanki kasaba halkının alt geçidi beğenmediklerine yorumlayarak yeni bir altgecit ama bu sefer daha da ihtişamlı bir alt geçit yapılacağını ifade etmesiyle noktalanır. Bu öyküdeki kasaba halkından bihaber olan bu şehrin insanları (müsaadenizle ne yazık ki demeyeceğim ama) şimdilik o kadarda ileri gitmediler… İkinci üst geçitten sağa doğru döndüğümde sol taraftaki binanın önündeki elinde bir demet çiçek tutan ve adeta bana gülümseyerek selam veren kent heykelini ben de her seferinde gülümseyerek selamlarım. Birçok kent sakini bu heykelinin önünden binlerce kez geçmiştir, önünde dinlenmiştir ama sorsanız yinede bilmezler. Kaldırımda ilerleyerek nihayet postaneye de ulaşmıştım. Gişedeki memura Gül arkadaşa yazdığım mektubu çantamdan çıkartarak zarfı uzattım. Gişedeki memur o memur olmanın dayanılmaz rutinliği ile gerekli damgalama ve işaretlemeleri gerçekleştirerek diğer mektupların olduğu kutuya yerleştirdi. Nihayet yazdığım mektubun sahibine doğru serüveninin kendi adıma olan kısmını tamamlamıştım. Artık mektup başka bir serüvene yelken açmak için diğer binlerce mektubun arasına karışmıştı. Binlerce mektup binlerce umut ve yaşam izinin, izleğinin arasına… Memura teşekkür ederek postaneden çıkmak için kapıya doğru yönlendim. Postaneden bulvara çıkmış, toplantının yapılacağı adrese doğru hızlı adımlarla tekrar yol almaya başladım. Çeşitli dolambaçlı yollardan geçtikten ve bir şekilde izlenmediğime kendi kendime ikna olduktan sonra buluşma yerine nihayet gelmiştim. Tek katlı gecekondunun kapısını anlaştığımız üzere çaldıktan sonra kapı gıcırdayarak açıldı…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“KOMÜNİZM İÇİN SAVAŞ”(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn2" name="_ftnref2" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Kapıyı açan yoldaşla hemen selamlaşıp kucaklaştık. İçeriye adeta gizli mabedimize geçtiğimizde diğer yoldaşlarında orada olduğunu gördüm. Hepsi de ayağa kalkmıştı. En dostane ve saf yanımızla teker teker selamlaşıp sarıldık. Çaylarda yeni demlenmişti. Çaylarımızı teker teker alarak her defasında adeta kavga havasında geçen ama sonunda eylem birliği ile çıktığımız. En ikna olmayan yoldaşımızın bile en ikna olmuş yoldaşımızdan daha çok mücadeleye ve kavgaya katıldığı bir grup olmuştuk. Ve dostta düşmanda bunu böyle biliyordu. Bugünkü toplantıda yayın organında çıkacak yazılar teker teker değerlendirmeye alacak, son rötuşlar konuşulacak ve yayın en kısa sürede çıkacaktı. Bende otobüste tekrar sizinle birlikte tekrar okuduğumuz Şimal’in bir yazısı ile yine benim kaleme aldığım henüz okumadığınız yazımı yoldaşlara sundum. Belediye otobüsünde birlikte okuduğumuz Şimal Yıldız’ın yazısı üzerine şu değerlendirmede ortak karar kılındı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bu sayımızda bir yoldaşımızın Kitaplar, okumak ve özelde “Vatandaş Abuzer” isimli kitap üzerine kaleme alması gereken bir yazının, Sosyalist hareketleri ve militanlarının çalışmalarını da belirleyen F Tipi cezaevleri ve uygulamaları ile bu süreçte yoğunlaşan süresiz açlık grevleri ve ölüm oruçları ile ceza evlerine yapılan operasyonlar ve tüm bunlara bir komünist militan olarak samimi bir bakış açısı ile kaleme alınmış bir çağrı yazıyı, ya da bir çağrı mektubu okuyacaksınız. Özellikle bu yazının orijinaline dokunulmamıştır. Evet, “Artık Onurlu Bir Yaşam İçin SAVAŞALIM” mı? Ne dersiniz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;İşte yukarıdaki gibi diyorduk okuyucuya. Yukarıdaki metindeki son cümleden de anlaşılacağı üzere özelikle kolektifimiz için &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“savaşmak”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; fiili ön plana çıkıyordu. Çünkü savaşmak fiili bir eylemi eyleme dönük bir çalışmayı çabayı önümüze koyarken aynı zamanda diğer hareketlerin hala takılıp kaldığı &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“direnmek”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; fiiline de bir karşıt duruşu temsil ediyordu. Bu nedenle olsa gerek üzerinde uzlaştığımız yayının isimi alt başlığı &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“İşçi Sınıfının Kurtuluşu Yolunda”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; olmak üzere &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“SAVAŞ”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; olmasına karar verilmişti. Bu arada dilerseniz benim yazımı da hep beraber okuyalım;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“ŞİMDİ HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA”&lt;a href="" name="_“ŞİMDİ_HER_ZAMANKİNDEN"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="" name="_“ŞİMDİ_HER_ZAMANKİNDEN_1"&gt;&lt;/a&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn3" name="_ftnref3" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Türkiye sosyalist hareketi, bugün tarihinin belki de en kritik dönemini yaşamaktadır.&lt;br /&gt;Sosyalist hareketin son on yılı, çarpıcı yıkılış ve çözülüşlerin yanı sıra silkiniş ve toparlanma çabalarına da tanıklık etti. Sosyalist hareket 12 Eylül’ün ağır darbelerine rağmen bu dönemden yeni bir silkiniş için gerekli asgari kadro birikimi ile çıkabilmiştir. Öyle ki, yaklaşık olarak 1985’den 1990’a kadar uzanan beş yıllık dönemde anlamlı ve canlı tartışmalar, giderek örgütlenme biçimleri gündeme gelebildi. Bu dönemde Türkiye sosyalist hareketi bütün olumsuzluklarına rağmen görüş alanını genişletti, temel sorunlarına daha sağlıklı bir yaklaşımla eğilmeyi başardı. Örnek vermek gerekirse, bu dönemde sosyalist hareketin değişik kesimleri seçim çalışmalarına birlikte girebiliyor, üstelik bu bir aradalığı ikirciksiz ve açık bir Devrimci-Marksist konumdan dışa vurabiliyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; 1990 yılıyla birlikte, başta Sovyetler Birliği olmak üzere eski sosyalist ülkelerde yaşanan çözülme süreçleri, Türkiye sosyalist hareketini ve kadrolarını çok derinden etkiledi. Sarsıntı, bellekleri neredeyse tümüyle kazıdı, gerçekten yeni olanın içine yerleştirilebileceği çerçeveleri bile paramparça etti. Sonuçta 12 Eylül karanlığına direnebilen kadroların önemli bir bölümü, bir boşluğun içine düştü. Tüm dünyada yükselen sağ dalganın alıp götürdükleri dışında, direnebilen sosyalist kadrolar da bu savrulma ortamında daha çok kuşku ve güvensizlik biriktirdiler. Son çözümlemede sağa açılabilen yönelimler geliştirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perestroyka’nın, glasnost’un, yenidünya düzeni’nin, “radikal demokrasi”nin, sivil toplumculuk’un ve sol liberalizm’in, kısacası doğrudan doğruya sosyalizme ya da sosyalizmin “kötüsü”ne alternatif olarak sunulan küresel tezlerin iflası çabuk oldu. Denebilir ki, 1992 yılıyla birlikte, sosyalizmin ayakta kalabilen kadroları dünyaya ve ülkelerine daha sağlıklı ve de gerçekçi bir biçimde bakmaya başladılar. Sosyalizm umut olmaktan çıkmıştı, reel sosyalizmin çöküş sürecini hızlandırmak için ortaya atılan tezlerin kofluğu artık daha net görülebiliyordu. Küreselleşme adı verilen sürecin, biçimsel demokratikleşme girişimlerinin ötesinde, aslında işçi sınıfına ve sosyalizme cepheden saldırıyı hedefleyen ideolojik özü açığa çıkmıştı. Dahası, Türkiye’nin evrensel dalgaya kapılarak ve batıdan kopmama zorunluluğu nedeniyle “demokratikleşebileceği” yolundaki umutlarda iyiden iyiye zayıflamıştı.&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Gerçeğe bu dönüş, Türkiye sosyalist hareketinin ayakta kalan kadrolarını yeni örgütsel arayışlara yöneltti. Köklü denebilecek bir geçmiş ve nicel anlamda ciddi kadro birikimine sahip bazı sosyalist gruplar, açık mücadele alanında belirli bir örgütsel forma ulaşılmadığı sürece şu ya da bu biçimde erozyona uğrayacaklarını gördüler. Ancak bir kısım tam tersi, kütleden kopuk bir kadro hareketi olarak, İllegalite fetişizmi yaparak, Bürokratik, teknik çalışmalarla apolitik bir siyasal forma dönüşebilmektedir. İçinde bulunduğumuz bu harekette niyeti bu olmasa da bu somut açmazdan kendisini kurtaramamıştır. Çünkü öncülük fiili yeterince anlaşılamamıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Daha açık ifade etmek gerekirse;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;1- Öncülük, verili bir toplumsal sistemde ancak ve ancak çerçevesi belirlenmiş bir DEVRİM TEORİSİ’NİN içine yerleştirilebilecek bir fiildir.&lt;br /&gt;2- Öncülük tanımının içerisinde mutlaka belirlenmiş bir siyasal özne yer almak zorundadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bu siyasal özne bütün bir süreci kapsayan “Devrim Teorisi”nin içinde devingen ve değişken bir varlıktır. Bu nedenle illegalite fetişizmi, açık alan örgütsel formlarının yaratılmasında gerekli esneklik ve politikaların oluşmasını engellemektedir. Böylece siyasal özne devingen ve değişken bir varlık olmaktan çıkıp, statik, stabil bir bürokratik aygıt durumuna dönüşmektedir&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Daha açık söylemek gerekirse öncülük, devrim sürecinin bütününü kapsar. Yani devrim öncesinde, devrim yükselişinde, devrimin vuruş anında ve iktidarın alınmasından sonra işleyen canlı bir fiildir. Bu aşamaların her birinde öncülük fiilinin kapsamı ve anlamı, öznenin ise yapısı farklı olacaktır. Örnek olarak ifade etmek gerekirse; Burjuvazinin günümüzde ideolojik-kültürel kuşatmasına karşı açık alanda bu kabukları kıracak siyasal, örgütsel ideolojik araçlara gereksinim doğar. Böylece bir alan ortaya çıkar ve bu alana Marksist ideolojik, siyasal ve kültürel müdahale bu araçlar kanalıyla gerçekleştirilir. Böylece Marksizm adına burjuva ideolojik- kültürel kabuklarda gedikler açılmış olur. Devrim öncesi çalışma biçimlerine küçük bir örnek olarak Evrensel Kültür Merkezleri içerik olarak olmasa da biçim olarak başarılıdır. Keza açık siyasal parti çalışmaları da içeriği dışında başka bir başarılı biçimdir. Günlük devrimci basın, haftalık devrimci basın içerik olmasa da biçim olarak diğer başarılı çalışma biçimleridir. Kadrolar bu alanlarda ki devrim öncesi çalışma biçimleri içerisinde devingen ve değişken ve aynı zamanda işlevseldir. Meşruiyet oluşturma ve kütleselleşme çalışmalarında önemli imkânlar bu şekillerde yaratılabilmektedir. Öteki türlü kendi kovuğunda devrim yükselişi bekleyen, bürokratik ilişkiler içerisinde boğulmuş, komünizmin genel doğrularını savunan statik bir kadro devingen ve değişken değildir. Soyut doktriner bir yanı vardır ya da tamamen bürokratik, teknik açmazların kişiliğinde buluşan bir karakteri temsil eder.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Devrimi kitleler yapar önermesi öncülük fiilinin dinamik içeriğini karşılamadığı için DEVRİM TEORİSİ’Nİ kısırlaştırmaktadır. Devrimi kitleler yapar, devrimi işçi sınıfı yapar, devrimi öncü işçiler yapar, devrimi işçi sınıfı partisi yapar, devrimi öncü çekirdek yapar... Bu önermelerin hepsi doğrudur, ama bütünlüğünden kopartıp teker teker ele alındığında ise yanlıştır. Çünkü hepsi bir bütünün değişik köşelerini oluşturmaktadır. Biz bütün bu köşeleri içeren bir bakış açısının doğru olduğunu kabul ediyoruz. Tek tek bu görüşlerden birisine indirgenmiş çalışma biçimlerinin başarısız olduğuna inanmaktayız. Birçok sosyalist hareket siyasal toplumsal dinamikler içerisinde kitleselleşme kanallarını zorlayan kadro hareketi olarak değil, kendi içine kapalı kendi dışına açılma kanalları ve araçları olmayan bir çalışma biçimi benimsemeye çalışmışlardır. Örnek olarak son seçimler yukarıda söylenen köşelerin bütünlüğünü taşımayan taktiklerini içermiştir. Sol kadrocu bir anlayış akabinde sağ politikaları da beraberinde getirebilmektedir. Başka bir örnek ise çeşitli yayın organlarında ayaklanma moduna girmiş işçileri engelleyen sadece sendika liderleriymiş gibi bir yorum yapılarak düzenden umudunu kesmemiş işçilerden yapamayacaklarını beklemek şeklinde düşünceler dile getirilebilmektedir. Hemen şimdi genel grev sloganlarının olması gibi, “legal değil devrimci parti” gibi sloganları yükselterek siyasal dinamiklerin bu topraklarda 30 yıldır yarattığı bir takım geleneklerin evirilme determinizmini göz ardı etmek, siyasal ittifak ilişkilerini yok saymak, bu siyasal dinamikler üzerinde ideolojik hegemonya oluşturacak araçları geliştirme konusunda yetersiz kalmak gibi siyasal darlıklara düşülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda genel başlıklarıyla açımlamaya çalıştığım genel çerçeve ileriki süreçlerde genişletilmeye çalışılacaktır. Gelinen noktadaki sorun ve sonuçlara yol açan sebepler kendi açımdan doğrularımdır. Bu noktada zaten kendi yolumda yürürken yaratacağımız siyasal eylemlilik bu temel noktalarda biçimlenecektir.&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yazım genel çerçeve olarak kolektifimizin bakış açısıyla yazıldığı için anlamlıydı. Dostlarım sevinçle karşıladılar. Metinde aynı zamanda V.I.Lenin’in hayat arkadaşı ve Yoldaşı olan Nadya Krupskaya’nın bir son sözünü ilk söz olarak metnin başlığına koymuştum. Yani şimdi her zamankinden daha fazla devrimi istemek devrim için savaşmak hatta olası bir devrim gerçekleştikten sonrada daha fazla bu devrimin kendisine karşı dönmesini engellemek için çalışmak daima o amatör ruhu yitirmeden devrim emekçisi olarak çalışmayı anlatıyordu bu söz bana. Daha sonra diğer yazıların tartışılmasına geçildi. Yazı kurulumuzun ortaklaşa kaleme aldığı son eylemliliklere kısa bir bakış atan yazısının son cümlesi ise;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“… Aslında çözümün diğer bir şekli sosyal devrimdir. Ne var ki bu sünepe devletin içinde yaşamını sürdüren Kemalist-yurtsever-demokrat-devrimci-sosyalist-komünist hareketleri de edil genleştirilmiştir. Biliyoruz ki hayat boşluk tanımaz. Bir zamanların ünlü deyimiyle “Özgürlük Sokaktadır.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Olarak bağlanarak dergide baskıya hazır hale getirilmiş oldu. Nihayetinde işin zor olan kısmı tamamlanmıştı. Hızlıca işin teknik kısmı olan derginin basımıyla ilgilenecek yoldaşlar belirlenmiş, bir sonraki toplantı yeri ve zamanı karara bağlandıktan sonra hepimiz rahat bir nefes almıştık. Tek tek her birimizin gözlerinden adeta tanrısal bir ışık fışkırıyordu… Sonra son bir çay ve yemek faslından sonra dağılmaya karar verdik. Yemeğimizin her zamanki menüsü bol sarımsak yoğurt soslu makarna idi. Bu konuda dostlar bana güvenirlerdi. Bende onları hiç kırmaz ve bol bol yiyeceğimiz bir makarna hazırlardım. O mütevazı ama devrimci atmosferde geçen buluşma toplantılarımızın yapıldığı evlerin mutfaklarında… Ben yemek hazırlarken 2 Temmuz da Sivas’ta Madımak otelinde yakılarak öldürülenlerden birisi olan Hasret Gültekin’e atfen hepimizin Hasret diye hitap ettiğimiz ki kendisinin de Hasret diye hitap etmemizi isteyen. Erdoğan yoldaşın güzel sesinden ve sazından nasibimizi alıyorduk. Yemeklerimizi yiyerek çaylarımız içtikten ve ayaküstü son konuşma ve temennilerimizi yaptıktan sonra her birimiz başka bir yöne ama geldiğimiz gibi tek tek mabedimizi arkamıza bile bakmadan terk etmeye başlamıştık…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Nihayet toplantı mekânından ayrılmıştım. Evden ayrıldığımda uzaktan ezan sesleri geliyordu. Bu ezan vakitlerini, şafak vakitlerini nicedir severim. İnsanı içine alır adeta başka başka diyarlara götüren gemilere binmiş de deryalara açılmış gibi olurum. Ah bir de deniz tutmasa… Samimi bir şekilde ibadetini yaparak camiden çıkan işinden evine gelen, evinden işine giden, dükkânının, simitçi tezgâhının başına yol alan insanları, konaklayacak başka bir yeri olmayan sokak insanlarını, sabahçı kahvelerinin mistik havasını yaşamak, nefes nefes içime çekmek hoşuma gider. Ve o şafak vaktinin yüreğime işleyen sızısı altında sıcacık bir simit alıp, sabahçı kahvelerinden birisinde demli ve sadece o ibadet anı için şekerli çayımla birlikte simidimi yerim. Bu seferde öyle yapmak için bir simit alıp sabahçı kahvelerinden birisinde çayımla birlikte yemeye başladım… Samimi bir şekilde ibadetini yapanlar dedim. Biliyorum farkındayım siz devrimcilerin, sosyalist ve komünist devrimcilerin din ile kavgalı olduklarını bilirsiniz ki bu doğrudur da. Demiyor mu ki Karl Marks din afyondur diye. Evet &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“dinin toplumları uyuşturan bir afyon olduğu”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; doğrudur. Ama ne var ki komünist parti örgütlemesinin de adeta &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“din gibi”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; olması da gerekiyor. Oradan itirazınızı duyuyorum bu ikisi bir çelişki değil mi. O konuda da halkısınız. Hoca Nasrettin gibi hissettim kendimi bir an. Örgütün din gibi olması din olarak olmasını ifade etmiyor. Din olarak algılandığında ortaya başka bir tarikat çıkar, tekke çıkar ki komünistler bundan uzak kalmalı ve bunun böyle olmaması için savaşmalıdırlar. Din olarak algılandığında ise başlangıçta toplumlar için ifade edilen örgütün uyuşması ve sadece uyuşuk bir örgüt olarak kalmakla kalmayıp, adam gibi örgüt olmaya çalışan ve çabalayanların karşısında da bir çıban olarak çıkan bir şey olur çıkar. Yani diyalektiğin kanunlarından birisi gerçekleşmiş, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“bir şey hem kendisi hem de kendisinden başka bir şey“ &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;olup çıkmıştır. Burada kadim dostlarımdan birisinin de katılmış olduğu 12 Eylül sonrası ilk salonda toplanan 1 Mayıs kutlamasından bir sahne aklıma geldi. Salonda konuşmalar gerçekleştirilmektedir. Hafızam yanıltmıyorsa kürsüde sanırım Yalçın Küçük konuşuyor ve sosyalist devrimden sonra yapılabilecek olası imar faaliyetlerinden bahsediyor ve çarpık olan şehri topyekûn yıkmaktan bahsediyor falan filan. Hatta hızını alamayarak camileri, kiliseleri, havraları, yani ibadethaneleri de yıkmaya sıra gelince o zamana kadar ön sıralarda şekerleme yapan Can Yücel birden ayağa kalkıyor ve yıktırmam diyor. Korkarım ki biz sosyalistler hala devrimden, sosyalist devrimden ve sosyalist inşadan anladığımız yakmak yıkmak. Maalesef anti demokratik bir toplumsal kültürden beslenen bir ülkenin devrimcileri ve devrimci örgütleri de anti demokratik bir kültürü örgütünde ve devriminde içrekleştiriyor. Elbette ki İttihat ve Terakki’den başlayarak 12 Eylül’e kadar, hatta üzerimize yıkılan reel sosyalizm duvarına kadar &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“devleti kurtarmak için örgütlenme noktasından devleti yıkma noktasına kadar kolay gelinmedi”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; ama yıkmak her şeyi dümdüz etmekte değil, olmamalı… Bu düşüncelerle yoğunlaşmış bir şekilde hızlı adımlarla dolmuş duraklarına ilerleyip sabahın o ilk dolmuşuna ve o ilk koltuğa binerek düş emekçilerini ardımda bırakarak benim gibi şafak emekçileriyle eve doğru yol almaya başladım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;SERSERİ ŞAİR…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ertesi gün şimalle buluşacağımız çay ocağına girdiğimde Şimal’in henüz gelmemiş olduğunu gördüm. Çay ocağındaki çeşitli gazetelere bakıp oyalanmaya ve müzik kutusundan çıkan ezgileri dinlemeye bayılıyordum. Bu mekâna adım adım inerken merdivenlerinde hissettiğim taze pasta kokusu çok hoşuma gidiyordu. Kiminiz için anlamsız gelebilir ama… Bir süre sonra Şimal’de geldi. Hoş beşten sonra ona yazısının dergide çıkacağını söyledim. O kadar sevinmişti ki bunu kelimelerle anlatamam. Hemencecik iki çay istedim. Bana daha önce amatörce şiir yazdığından bahsetmişti, bende mahsuru yoksa okumak istediğimi belirtmiştim. Şimal çantasından bana daha önce bahsettiği şiirlerini yazdığı defterini çıkarttı, bir de başka bir defter çıkarttı. Sonra bana &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Amatörce bir şeyler karalıyorum. İşte adına günce mi dersin, anımsama defterimi onu da okur bana iyi kötü bir eleştiri sunarsan sevinirim” &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;dedi. Bende şiir ve diğer yazılarını olduğu defterlere göz gezdirirken ona, memnun olduğumu en kısa sürede inceleyerek belki de bir öneri/eleştiri yazabileceğimi. Hatta derginin ilk sayısıyla birlikte bu sunuyu kendisine iletebileceğimi belirttim. Bu hava içerisinde konuşmamızı sürdürüyorduk. Ama Şimal’in her halinden yorgun olduğu hissediliyordu. Bende “Gel bugün çok yorulmuş olmalısın istersen seni durağa kadar yolcu edeyim.” Diyerek şiir defterini ve anı defterini çantama koydum ve birlikte ayağa kalktık. Çayların parasını ödeyerek merdivenlerden o pasta kokuları içerisinde açık havaya çıktık. Yol boyunca pek konuşmadık. Dışarıda insanların koşuşturmacası bitmiş, etraf çöplerden kâğıt, plastik, teneke toplayan sokak emekçilerine kalmıştı. Nihayet durağa gelmiştik. Bir süre sonra otobüsü geldi ve vedalaşarak onu yolcu ettim. Otobüsü hareket ederken bende yola koyulmuştum. Eve vardığımda annemin henüz yatmadığını beni beklediğini gördüm. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Ne diye yatmadın Anneciğim. Hep böyle yapıyorsun, biliyorum beni merak ediyorsun ama dinlenmelisin gel hadi yatağına uzan.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Diyerek onu yatağına yatırdım. Yanağına bir öpücük koyarak uykusuna doğru yolculuğuna çıkarttım. Daha sonra odasının ışığını kapatıp her ihtimale karşı odasının kapısını aralık bırakarak odama çekildim. Kendime bir çay demleyerek Şimal’in şiirlerini ve anı defterini okumaya başladım. Karalama defterimi alarak ilk cümlelerimi yazmaya başladım. İlk cümlem &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Çok Hoş ve Tatlı bir şeydir…”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; olmuştu. Sabaha doğru yazıyı tamamlamıştım. Defterde onun doğum gününün tamda gazetenin çıkacağı güne denk düştüğünü görmüştüm. Ne güzel işte ona bir doğum günü hediyem de olur diyerek. Küçük bir kitapçık hazırlamaya karar verdim. Ama artık yatmam gerekiyordu. Her şeyi öylece bırakıp, uykunun tatlı yatağına uzandım… Ertesi gün bir önceki günün yoğunluğu ve yorgunluğu ile biraz geç kalkmıştım. Annem kendince bir şeyler atıştırmış, beni uyandırmaya kıyamamıştı. Hem ellerinin kaslarını çalıştırmak hem de oyalanmak için elinde şişlerle bir şeyler örüyor bu arada da televizyona bakıyordu. Annemin yanağına bir öpücük kondurarak bugün nasıl olduğunu sordum. Gayet iyi olduğunu söyledi. Mutfağa geçip mükellef bir sofra hazırlamaya koyuldum Annem ve kendim için. Yemeğimizi yedikten ve bulaşıkları yıkadıktan sonra odama çekildim. Bir süre sonra Annemde yanıma gelmiş kanepeye oturmuştu sessizce. Bu süre içerisinde ben Şimal’in şiir ve yazılarına dair yazıyı bilgisayarımda dizmiş, şiirlerini tek tek bilgisayara geçirmiş ve çıktı almıştım. Şimdi ise sıra çıktıları ciltlemeye gelmişti. Amatörce bir cilt yaptıktan sonra işte kitapçık hazırdı. Annem tüm bu süreç boyunca kimi meraklı gözlerle beni izlemişti. Anneme dönerek &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Tatlı kadın bak bugün bir yoldaşa doğum günü hediyesi hazırladım. Kendi şiirlerinin olduğu bir kitapçığa bir önsöz yazdım. Ne olsun bizimde doğum günü hediyemiz böyle olur.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Diyerek Şimal’in en hüzünlü şiirlerinden birisini Anneme okudum;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;YÜREĞİM ACIYOR! / Şimal Yıldız&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Gittin&lt;br /&gt;Ve&lt;br /&gt;Bittim&lt;br /&gt;Ne yarınlar kaldı senden bana&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ne de küçük bir umut&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yüreğim acıyor!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Gittin&lt;br /&gt;Ve&lt;br /&gt;Bittim&lt;br /&gt;Oysa çok şey istemedim senden&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Küçük bir sevgiden başka&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yüreğim acıyor!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Gittin&lt;br /&gt;Ve&lt;br /&gt;Bittim&lt;br /&gt;Nerde olduğunu bilmeden yaşıyorum&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yaşamak denirse buna ya!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yüreğim acıyor!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Gittin&lt;br /&gt;Ve&lt;br /&gt;Bittim&lt;br /&gt;Her şiirde hayalin var şimdi&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Oysa hayaller şiir olacaktı ya!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yüreğim acıyor!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Gittin&lt;br /&gt;Ve&lt;br /&gt;Bittim&lt;br /&gt;Gidişini hatırlıyorum durmadan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yüreğim Acıyor!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Annem &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bu kız çok hüzünlü şeyler yaşamış galiba. Baksana”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi. Bende &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Evet anneciğim bakarsın onu bu hüzünlerinden kurtarırız ne dersin”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. Annemde ben de acıkmıştık. Hemencecik etrafı toparlayıp, akşam sofrasını Annemle birlikte hazırlamaya giriştik. O geçmiş zamanlarda bize yıllarca adeta mabet olan evimizde Annemle birlikte o artık geçmiş zamanlarda çok mutluyduk…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;KIZILCA KIYAMET/GÜNBATIMI VE ŞAFAK…&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetenin çıktığını yoldaşlar haber verdiğinde içim içime sığmayacak gibi olmuştu. Nihayet başarmıştık. Hemencecik buluşma yerine giderek birkaç nüsha alarak çantama koymuştum. Evden çıkarken Şimal’e hazırladığım kitapçığı da yanıma almıştım. Vakit kaybetmeden her zamanki çay ocağının yolunu tuttum. Çay ocağına girerek her zamanki köşeye oturdum. Bir çay istedim ve çantamdan gazetelerden iki adet çıkarttım. Gazetenin birisini çay ocağına bırakmak istiyordum. Garsona bu gazeteyi bırakacağımı söyledim. O da tabiî ki bırakabilirsiniz diyerek gazeteyi aldı ve göz gezdirmeye başladı. Bende gazeteyi satır satır çayımla birlikte adeta yudumlayarak okumaya başlamıştım. Baya zaman geçmişti. Birden Şimalin tatlı sesiyle &lt;/span&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Merhaba Engin”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; sesiyle irkildim. Şimal’de gelmişti. Ona gazetelerden birisini verdim. Ve içinde Şimalin şiirlerinden oluşan kitapçığın olduğu itinayla paketlenmiş paketi de çantamdan çıkartıp. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Doğum günün kutlu olsun Şimal”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek Şimal’e uzattım. Şimal o kadar sevinmişti ki anlatamam. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Paketi evde açarsın”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Gerçi sana layık değil ama sevineceğini umuyorum”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Oda olur mu çok mutlu oldum hatta bugün kendi doğum günüm bile olduğunu unutmuştum”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi. Bana bugün eve erken gitmesi gerektiğini söyledi. Bende tabiî ki diyerek onu durağa kadar yolcu etmek ve ona refakat etmek için çay ocağından birlikte ayrıldık. Onu tekrar doğum gününü kutladığımı belirterek otobüsüne bindirdim. Bana yarın izin günü olduğunu işim yoksa buluşup buluşmayacağımız sordu. Bende tabiî ki neden olmasın diyerek teklifini kabul ettim. Yarın için buluşmak üzere vedalaştık. O otobüsle birlikte evine doğru hareket ettiğinde ben de diğer yoldaşlarla buluşmak üzere yola koyuldum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ertesi gün Şimal’le çay ocağında buluştuk. Hemencecik birer çay içip çay ocağından ayrıldık. Bana kitapçığı okuduğunu ve çok mutlu olduğunu anlattı yol boyunca. Bugün benimle birlikte şehri dolaşmak istediğini söyledi. Yılardır bu şehirde yaşadığını ancak bu şehri evle iş arası otobüste gördüğü kadarıyla bildiğini söyledi. Ben şehirlerin bireyin var olduğu sürece şehir olduğuna inananlardanım. Birey eğer yaşadığı şehri tanımıyor, tanımak için araştırmıyor ve adım adım karış karış şehri dolaşmıyor ise o şehirde yaşamasının da bir anlamı olamayacağına inanırım. Ve hala onca dolaşmama ve neredeyse adım adım dolaşmama rağmen şehrin gizli saklı bir şeyleri olduğunu biliyorum. İnsan gibi şehirlerde birbirine benzemeyen birer organizmalar. İnsan nasıl bir psiko-sosyal varlık ise şehirlerde adeta birer psiko-sosyal hayatların yansımalarıdır. Görebildiğim ve gözlemleyebildiğim kadarıyla bu içinde yaşadığım şehir, içinde çeşitli sosyal eşitsizlik ve çelişkilerin iç içe geçip harmanlandığı bir yapıyı içinde barındırıyor. Şehrin bazı yerlerine ne üst sınıfların alt sınıfların yaşadığı mahallelere adım atmaya cesaret edemediği ne de alt sınıflardan insanların üst sınıftan insanların yaşadığı mahallelere çöp toplayıcılık haricinde adımını atmadığı. Karşılıklı olarak iki sınıfında birbirini küçümsemekten çok aşağılayarak baktığı bir sınıfsal çelişkiler ve çatışmalar yumağı olduğunu deneyimlerimle öğrenmiştim. Çünkü ekmeğimi kazandığım işim dolayısıyla tüm şehri tanıma fırsatım olmuştu, tanıma fırsatım oluyordu. Şehrin yıllar içinde üç merkezi oluşmuştu. Kentin alt sınıfları adına yakışır biçimde doğu kısımda buluşur, alışveriş ve her türlü ihtiyacını oralardan karşılardı. Bu kısım görece daha iç içe geçmiş, sıkışık, harap durumdaydı. Alt sınıfların en çok tercih ettiği dolmuş durakları da buradaydı. En sıkışık trafik de buradaydı, genelevde. Ama buna karşılık şehrin en tarihi mekânları da buradaydı. Örneğin içindeki şadırvanıyla canım sıkıldıkça adeta bir mabet gibi ziyaret etiğim çay ocaklarından birisi de şehrin bu kısmındaki taş hanın içindeydi. Sonra zaman zaman iş stresini atmak için gittiğim Açıkhava meyhanesinin olduğu şehrin en büyük parkı da şehrin bu kısmındaydı. Şaşırtıcı şekilde iç içe sıkışmış elektronikçiler, malzemeciler, matbaacılar, tamirciler, toptancılar, vb. dükkânları ile ticaretin merkezi de buralardı. Hijyenik olarak en olumsuz olarak ne varsa buradaydı. Şehrin yine adına yaraşır biçimde üst sınıflarının toplandığı yerler ise batı kısmında yer alıyordu. Batı bu ülkede hijyen ile yan yana anılırdı ve buralarda her şey derli toplu düzenli ve lükstü. Büyük alışveriş merkezleriyle, büyük otelleriyle, büyük binalarıyla, elçilikleriyle, villalarıyla, diskotekleriyle ve gündüz geçe fuhuş yapan erkek ve kadınlarıyla. Hijyenikti hijyenik olmasına karşın aynı zamanda alt sınıfların sıradan ve olağan yaşantı biçimine o kadar dışsaldı ki. İlginç toplumun en azınlık ama en kanserli kesimi buradaydı ve tüm toplumu kanser ediyordu. Birde her iki toplumun da dışladığı bir orta alan vardı şehrin merkezinde her iki toplumdan da ayrışmış, kendi toplularına kültürlerine yabancılaşmış unsurların buluştuğu bir mekân vardı ki burası adeta şehrin aurasıydı. Burada toplumun değiştirilmesi ve dönüştürülmesi için adeta toplum mühendisliğine soyunmuş insanlar yaşardı. Burada her şey ne hijyendi ne de değil. Şaşılası biçimde burada her şey ve herkes samimiydi. Maskelerinden sıyrılmış olarak bu mekânlara gelirler ve giderlerdi. Atilla İlhan’ın sisler altındaki bulvarlarından eser yoktu buralarda. Burada tüm şehri saran sis perdesi şaşılacak biçimde aralanır. Gerçekler görülür. Toplumun değiştirilip dönüştürülmesi için adeta iman tazelenir, amentüler içilir di. Daha sonra içinden gelinen alt ve üst sınıf kimliklerimizi yaşadığımız mahallelerimize giderdik. Ama çok azımız dönüşmüş ve yeniden biçimlenmiş olarak. Mahallelerimizde burçlara bayraklarımızı dikerdik. Üç renkli bayrağımızın kızıl tonu daha fazla olanını…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehri bu düşüncelerle gün batımını en güzel seyredeceğimiz şehrin ortasındaki havuzun iki kıyısını birbirine bağlayan köprünün ortasında tamamladık. Güneş ufukta tüm ihtişamıyla kızılca kıyamet içinde yavaşça batarken bizde yeni bir ufka doğru adeta şafakta güneşin kızılca kıyameti içinde yavaşça doğan güneş gibi bir hisle derinlere ve güzel günlere inancımızı tazeliyorduk. Bu şehri dolaşma serüveninde her mahalleden bulabildiğimiz birer adet çiçek kopartarak Şimal’e vermiştim. Şimal de kitapçığın içerisine her sayfaya birer tane olacak şekilde yerleştirmişti. Parktan ayrılırken kızılca saçlı ve peri yüzlü bir çiçekçi kızın sepetinden bir kırmızı karanfil alarak saçına taktım ve bu biçimde dolmuş durağına kadar Şimal’e eşlik ettim. Bu şehri dolaşma sürecinde o kadar konuşmuştuk ki. Adeta konuşmaktan bitap düşmüştük. Vedalaşma vakti gelmişti. İkimizde memnun olmuştuk bu günkü serüvene. Birbirimize doyasıya sarılarak onu dolmuşa bindirdim. O dolmuşa binip yolculuğuna başladığında bende yolculuğuma kaldığım yerden devam etmek üzere yola koyulmuştum bile… &lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;/span&gt;*&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;İKİNCİ ANLATI&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yine bir Perşembe günü, gelişi Çarşamba’dan belli olan...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Haftanın her Perşembe günü -bazen periyotları aksasa da- yine o merdivenleri taze pasta kokulu, merdivenlerden aşağıya doğru üç kat bodrum kata doğru inilen tavanı basık ama her şeye rağmen her ikisinin de sevdiği o alçak tavanlı, hasır tabure ve sehpalar duvarları boydan boya sedirlerle döşenmiş olan, duvarlarında eski kilimler, Yılmaz Güney, Nazım Hikmet ve Ahmet Arife ait poster/şiirler olan sevimli ve sıcak bir çay ocağında kadın yoldaşla buluştu. Bu sefer kadın yoldaş ondan erken gelmişti. Ve yine o sevdiği -sormamıştı ama kadın yoldaşının da sevdiğini tahmin ettiği- o köşede oturdular. Çay içtiler. Müzik kutusunda yine bildik ezgiler çalıyordu. Buranın kendileri gibi müdavimlerinin o andaki ruh hallerine uygun olarak seçtikleri ezgilerin sesi altında bildik sohbetlerinden birisinin derinliğine daldılar. En son iki hafta önce görüşmüşlerdi. Bu süreç içerisinde kadın yoldaş mevsime uygun bir hastalığa yakalanmıştı. Ve hastalığı hâlâ atlatamadığı görülüyordu. Yine üstlerinde melankolik bir hava vardı. Birbirlerini aylardır tanıyorlardı. O bu kadın yoldaşına diğer insanlardan biraz daha fazla değer veriyordu. Karşılıklı olarak oldukça fazla şey paylaşmışlardı. Aslında kadın yoldaşı kendisiyle birçok şeyini paylaşmıştı. Kendisinin ise kadın yoldaşıyla kendisine ait paylaştığı şeyler çok az olmuştu, hatta o kadar bencildi ki tüm bu süreç içerisinde kadın yoldaşını defalarca üzmüştü. Çünkü o yaşadığı yıllar içerisinde, kendisine dahi yabancı olmayı başarabilen ve bu dolayımla insanları pek tanımayan deyim yerindeyse yabaninin birisi olmuştu. Patavatsızlığı bundandı. Buna ise kendince bir gerekçe bulmuştu, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Kendinde dürüst”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; olmak. Bu ise yaşanılan olgunun sadece bir kısmıydı. Gerisi karanlıklarda saklıydı. Ama her şeye rağmen karşılıklı olarak dostlukları, yoldaşlıkları sürüyordu. Gerçekten dostlukları ve yoldaşlıkları sürüyor muydu? Buna kendiside inanamıyordu ama uzun süreden beri bir insanla bu dereceye varan “Samimi” bir tarz ilişki kurmamıştı. Tıpkı o da kadın yoldaşı gibi insanlara güvenini yitirmişti. Hayır, hayır o asla insanlara karşı güvenini yitirmez, güvenini yitirdiğini sanırdı. Ama kadın yoldaşı genç yaşına karşın insanlara karşı tamamen güvenini yitirmişti. İnsanlar onu sakatlamıştı. Hem neyine güvenecekti ki insanların. Hatta kendisi de başlangıçta bu ilişkiden pratik bir fayda ummamış mıydı? Bunu kendisine itiraf etmesi ve kadın yoldaşa söylemesi hem o kadar acemice, beceriksizce ve aniden olmuştu ki. Buna kendisi de şaşırmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— Doğru&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; tespit etmişsin, tamda okuyucuya aktardığın biçimde davranışlar sergiledim. John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar kitabındaki Lennie gibi, sevmek isterken öldürmek gibi bir sonuçla karşılaştım. Ama onu öldürmek istememiştim. O öldü... Onu öldürdüm. Kime yakınlaşsam sonuçta onu öldürüyorum, ama kahretsin ben hiç kimseyi öldürmek istemiyorum ki.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;O günden bu yana bu bencilliğini tamire uğraşıyordu. Her seferinde biraz daha bozarak da olsun. Kadın yoldaşı ona karşı o kadar içtendi ki. Bu içtenliği tanımlamakta zorlanıyordu. Birde kadın yoldaşını kaybetmekten korkuyordu. Haksız da sayılmazdı. Bu günkü buluşmada en son aptallığının -kendisinin kendine ve yoldaşına karşı &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Kendinde dürüstlük”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; olarak algıladığı- kadın yoldaşın kafasında yarattığı sorulara maruz kalmıştı. Ama o bu saçmalığının diyetini görüşmedikleri bu iki hafta içerisinde, her an kendi benliğini biraz daha kanatırcasına kadın yoldaşı adına kendi kendisinden öç almayı denemişti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— Evet, kendime karşı o kadar acımasız davranıyordum ki. Kendime yaptığım işkencelerden o kadar yorgun düşmüştüm ki. Kaybolmuştum. Kendimi bulamıyordum. Bir kuyuya kendi ipimle inmeye kalkışmıştım ve bu kendime güvenimin sonucunda dipsiz kuyuda kala kalmıştım. Kendi kendimden yardım istemiştim ve kendi kendime yardım eli uzatamamıştım...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Şimdide kadın yoldaşı deniyordu ve dedim ya, o kadın yoldaşını yitirmekten korkuyordu. Hayata karşı bir başınaydı. Bir başına olmaktan bugünlerdeki kadar korktuğunu hatırlamıyordu. Topu topu çevresinde bir tek bu yoldaş dediği kadın arkadaş kalmıştı. Onu da kaybetmek istemiyordu. Kaybederse yaşayamazdı. Yok, yok yaşardı da umudu bir başka yol yürüyüşü için kırılırdı. Yok, canım abartıyorum, ona hiçbir şey olmaz, tıpkı yıllardır yaptığı gibi tekrar yeni dostluklar kazanmayı dener. Yok, yok bu yaştan sonra yeni dostlukları tekrar denemek için kendinde güç bulamaz. Güç bulamaz mı dedim. Çok kötümser oldum, kendime çekidüzen vermeliyim. Nerde kaldı o iyimserliğim. Hatırladığım kadarıyla sizinle de paylaşmak istediğim ve söylemesem çatlayacağımdan korktuğum bir şey var, o bu sürece adım atarken o kadar çok sancı çekmişti ki. Buna tüm inançlarım üzerine yemin ederim...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Mutsuzluk ve kalp ağrısı...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Tanıştıracağım bu kişi Engin işte, o bir komünist’tir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— Merhaba bu satırları okuyan kişi ben Engin nasılsın. Beni anlatmak istemek gibi zor ve sancılı bir uğraşıya soyunan bu kızcağıza pek de yardımcı olduğum söylenemez. Bana beni hem bana hem de sana, sen okuyucuya anlatmak ve bu sayede bana bir kış günü armağanı vermek istediğini söyledi. Onu bunu yapmaması için tehdit bile ettim, ama o bunda kararlıydı. Peki dedim beni bana ve okuyucuya anlat.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Evet, onu size biraz tanıtayım. —Tanıtmamı istemeseniz gerçekten de size kırılmam ama eminim ki onu sizde tanıyınca benimseyeceksiniz ama Sever misiniz? Sevmez misiniz? Bilemem- Bir defasında Engin’e sormuştum, erken çocukluğuna dair ne hatırlıyorsun diye, ama o pek bir şey hatırlamıyordu. Sanırım erken çocukluğunu pek yaşamamıştı. Hatta erken çocukluk yıllarından hâlâ görüştüğü tek bir arkadaşına dahi çevresinde rastlamadım. Çocukluğunun ilk yedi yılının üç senesini A şehrinde, dört yılını ise babasının çalışmak için gittiği A ülkesinde L kasabasında geçirmişti. Sonra tekrar annesiyle birlikte A şehrine dönmüşler, tüm bu zaman içinde bir çocuk olarak sıkıntılı bir uyum süreci yaşamak zorunda kalmış ve bu duruma maruz kalan her insan gibi, sonunda çevresiyle uyumsuz bir kişi olup çıkmıştı. Üstüne üstlük bin türlü çaba ve özveriyle kazandığı arkadaşlıklarını ve en önemlisi konuşma dilini, lehçesini yitirmekle geçen bu dönem gerçekten de korkunç olmalı. Ben böyle bir şey yaşamadım ama onun gözlerinde bunu sık sık yakaladım. Ne yapsın o da kendi kendisini yitiremeyeceğine karar vererek, kendine dönük bir yaşam kurmuştu. Bu dünyada kendisi, eylemleri ve hayalleri vardı. Bir defasında bana anlatmayı denedi ama hemen sustu. Korktu sanırım. Bu durumda doğal olarak hayata dair hemen hemen her şeyi kendi kendisine öğrenmişti. Bu ise eminim ki, kafasını çarpa kıra böyle oldu. Onu annesi büyüttü. Babası yılın otuz/kırk günü A ülkesinde izinli olarak A şehrine geldiğinde gördüğü, “Cebinde sıcaktan erimiş çikolata” tadında bir yabancıydı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;— Evet&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;, o çikolataları çok severdim. Hemen açar ve bir hamlede yerdim. O yıllarda amcamın bakkalında satılan çikolataların yanında bu hem çok farklı, hem de o günkü koşullarda bir lükstü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Yaşamının dört yılını geçirdiği A ülkesinde çok mutlu olduğunu anımsardı. Arada sırada annesinin, kardeşinin, A ülkesindeki L kasabasında evlerinde oturdukları ninesinin ve kendisinin o gülümseyen renkli fotoğrafı ile bazen de annesi ve kendisine ait pasaporttaki suretine bakar ve kendisi gibi E n g i n olan düşüncelere dalarmış. Hayır, hayır hayıflanmazmış. Çünkü bunu sordum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;”Hiç hayıflanıyor musun”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. O ise o her zamanki muzip gülümsemesiyle; “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yoook”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bu yanıtı verirken gözlerinde ıstırap izleri vardı ama gözlerinde yakaladığım bu ızdırabın nedenini bildiğimi ona söylemedim, söyleyemedim, bunu kendime sakladım… A ülkesinde iken bir bisikleti varmış. Asfalt yollarda hepsi kendi dili ve ülkesine yabancı olan arkadaşlarıyla kaydığı tekerlekli pateni varmış. Festivallerin birisinde aldıkları tarrrrr tarrrrr eden makineli tabancası varmış. Uzun süre -Türkiye’ye gelmeden bir süre önce o çitin altına, ziyaretten döndükten sonra oynamak için sakladığı (o bu gidişi hemen ertesi gün dönülecek bir ziyaret olarak biliyormuş)- o makineli tabancasının hayali hafızasından silinmemiş. Sık sık bu hayalle süslü rüya/kâbuslar görürmüş. Birde A ülkesinde sıklıkla yediği sürpriz yumurtaları özlermiş. Kurmalı tosbağa otomobilini de.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— Ama ağlıyorsun sen.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— Yok, canım sana öyle geliyor, ben hiç ağlamam ki.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; — Peki, peki öyle olsun. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;A şehrinde yaşadıkları semt bir gecekondu mahallesiydi. Yolları çamurla kaplıydı. Yağmurdan deforme olmuş sokaklar. Bugün yollar asfaltlandı. Ama o yıllarda bir köyü andırıyordu. O cicili bicili bir çocuktu. Henüz küfür etmeyi bilmiyordu. Kavga etmeyi de. Hatta sık sık ona sorulan A ülkesinin dilinde bir şeyler söyler misin? Sorularından da bıkmıştı. A şehrine geldikleri ilk günlerde Selim’i sordu. Ama Selim ölmüştü. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Ölmüş mü?” “Ölüm ne demek”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; bilmiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— Anne&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Ölüm ne demek bana ölümü anlatır mısın?&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Diye sordum. Ancak ne annem ne de bir başkası bana bunu tarif edemiyordu… Hayvanları çok seviyordum, özellikle de Kedileri. Çocukken kardeşimle birlikte bir kedi yavrusunu ‘evlatlık’ edinmiştik, bir kulağı hafifçe kırık bir kediydi, aslında sıradan bir sokak kedisiydi. Kedimize bir ad bile koymamıştık, oda bizim gibi yersiz, yurtsuz, kimliksizdi galiba o sebeple isim takmamıştık, kedimizle birlikte yatıyorduk.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ama bir gün kedileri eve dönmedi, günlerce onu ortanca kardeşiyle birlikte köşe bucak aradı. Yoksa o da mı ölmüştü. O günden sonra herhangi bir hayvanı evlat edinmedi. Ölüm ona uzak kalmalıydı. Böyle düşünüyordu. Bu nedenle bu güne kadar hiçbir cenazeye katılmadı. Katılamadı. Yıllar sonra bir kez komşularının çocuğu tiner konulmuş bir odada çocukluk/ ilk gençlik heyecanıyla sigara içmek isterken yaktığı kibritten parlayan alevlerle yanarak öldüğünde onun cenazesinin eve getirilişi sırasında ailesinin çocuklarının acısıyla sarsıldıklarını görmüştü. O bu ailenin bu çocuklarını pek sevmediklerini (özellikle de çocuğun annesinin) düşünürdü. —O günden sonra en çok sevdiği bisikletine bir daha binmedi- Ölümle sırf bu kadarcık yakınlaşmıştı. Birde yurtdışındayken Ester ninesini hastanede ziyarete gitmişlerdi. Onu gerçek ninesi bellemişti ki Ester nine de ona bir torun şefkatiyle davranıyordu. Yıllar sonra onun ziyaretinden yarım saat sonra yaşlı kadının hayata veda ettiğini söylemişti annesi… Bana babasının A şehrine izinli olarak geldiği sırada, ondan ciddi anlamda ilk defa bir şey istediğini söyledi, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bana bir bisiklet alır mısın?”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Babası da ona elden düşme &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Pinokyo”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; marka bir bisiklet almış.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— Mavi&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; renkli bir bisikletti. O gün o kadar mutlu olmuştum ki anlatamam.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bisikleti bugün trafikte göremeyeceğimiz, benzin kokulu, damalı eski bir taksi dolmuşun bagajında eve getirdiklerini anlattı. Eve gelir gelmez bisikletin sırtına atladığını, mahallenin tozlu yollarında dolaşmaya başladığını, sonra kendisini izleyen çocuklara acıyarak bisikletini onlarla paylaşmaya başladığını, bu sırada çikolata kokulu yabancının yani babasının onu gördüğünü, yanına çağırıp bir güzel haşladığını, ilginç hâlâ hatırlıyordu hiç ağlamamıştı. Sadece bu azarlamaya o an için bir anlam verememişti. O günden sonra aşırı şekilde mutlu olmayacak, hislerini kontrol etmeye çalışacaktı. Çünkü her mutluluğunun sonunda acı çekiyordu. Bu olaydan sonra o &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Çikolata kokulu yabancı yani babam”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dediği yani babası ona ilelebet yabancı olarak kalacak, ondan bir daha hiçbir şey istemeyecekti ve o günden sonra bana babasına; çok istemesine rağmen; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Baba/babacığım”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diye hitap edemediğini söyledi. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Babam o günden sonra benim için tüm diğer insanlar gibi yabancı kaldı”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi. Bunu söylediğinde gözlerini benden sakındı. Biliyordum ki için için ağlıyordu. Ama annesi onun hayatta biriciğiydi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— O&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; okuma yazma bilmeyen, sırtında çimento, kum, briket, kuyudan su taşıyan, harç karan o minnacık nasırlı elleriyle inşa ettikleri gecekondunun üçüncü defa yıkılmak istenmesine isyan edip, harç kardığı küreği kaparak belediye yıkımcılarını kovalayan o kadın anne sevilmez mi hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Onu tanıyorum. Ama o şimdi hasta, o her şeyi sıfırdan yaratan mübarek elleri yakalandığı bir kas hastalığı “Myasteni” nedeniyle ara sıra tutmuyor. Ama yinede her türlü işi yapmaktan geri durmuyor. Tıpkı Engin’in annesinin kendi annesi Engin’in diğer bir değer verdiği insan anneannesi gibi. Onu da tanıma fırsatına erişmiştim. Annesini ve anneannesini düşündüğünde hep göz pınarları yaşarır. Burnunu çeker. Tıpkı şu an olduğu gibi. Dur be koca çocuk beni de ağlatacaksın… Ha bir de son aylarda yoldaş dediği kadının &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Yaşam ve ruh sıkıntılarına çözüm bulamamak”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; onun göz pınarlarının yaşarmasına neden oluyor. Bunu biliyorum, çünkü birkaç defa rastladım. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;”Yine ne oldu Engin”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diye sorduğumda.&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;”Hiç gözüme bir şey kaçtı da önemli değil” d&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;iyerek geçiştirmeye çalışıyor. Ama o yalan söylemeyi hiç beceremez ki...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Babasına inat bisikletini, bilyelerini, bildiklerini, çok sevdiği leblebi tozunu, gofretlerini, İlham marka gazozunu, (Belki sen okuyucu anlayamazsın ama bunlar bir çocuğun küçük evreninde en değerli şeylerdir) yaşamının sonraki yıllarında ise hayatını, ömründe o ana kadar hiç karşılaşmadığı ve bir daha da karşılaşma fırsatı olmayacağı insanlarla paylaşmaya başladı. Yok, canım bu paylaşma değil bir hibeydi. Ve bu canını bile acıtmayacak, normal zamanlarda üstünde bile durulmayacak olan bu azarlamayla kim bilir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Komünist”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; oldu. Onu tanıyan çoğu insanın imalı bir şekilde dediği gibi &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Kitap kurdu”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; oldu. Çok küçük yaşlarda yaşıtlarının düşünmediği şeyler hakkında kafa yormaya başladı. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Düşünmeyi, düşmeden düşünmeyi”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; öğrendi. Kendince iyi bir şeyi kazandı. Bu kendisiydi. Kendisine karşı yabancılaşmayı aşmayı bilmeye adım attı. İnsanlığı düşündü. Ve aynı zamanda küçücük böcekleri de. Kendi ekonomik ve sosyal durumları iyiydi. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Ama ya diğer insanlar.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Onlara harçlıklarından, hayatından bir şeyler vererek nereye kadar yol alabilirdi ki. “İnsanların sonsuza kadar tıpkı o şarkıdaki gibi (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn4" name="_ftnref4" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;) hayatının bayram olması için, mutluluk içinde, yokluk/yoksulluk/yoksunluk nedir bilmeden yaşaması için” neler yapılması gerektiğinin yollarını düşündü. O yaşıtları gibi değildi. Gittikçede yaşıtlarından uzaklaşıyordu. Ve bunları paylaşacağı yek diğer bir insan yoktu çevresinde. Ama kitaplarında vardı ve yine o dost kitaplarından düşünmenin tek başına yetmediğinin, bununla beraber eyleme geçmek gerektiğinin sesini işitti. Bu sese kulak verip tıpkı Lewis Carroll’un hikâyelerindeki Âlice gibi harikalar diyarına daldı. Evet, hayat şimdi ummadığı derecede harikalarla doluydu. Her caddede, sokakta, bulvarda, patikada, dehlizde, lâbirentte yeni yeni harikalarla karşılaşıyordu. Ve o günlerde diline okuduğu kitaplardan bir tümce takıldı. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Hey sen sıradaki insan, ne duruyorsun be çık artık sıradan.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Ve o bu kendisini içine almayan sıradan çıkmak için birçoklarının cesaret edemediği ufak bir adım attı. İşte o artık bu adımla artık sıradanların sırasında değildi. Sıranın dışındakilerle birlikte kendine ve topluma karşı soruları/sorumlulukları olan yek benzerleriyle bir aradaydı... &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Ben de bu ela gözlü adı gibi Engin olan ve lise son sınıftan beri numaralı gözlüklerinin ardından bakan bir çift miyop ela gözlü bu çocuk/delikanlıyı işte o günlerde tanıdım. Ailesinden değilse de o anlık çevresinden uzaklaşmak için üniversite sınavını kazanmalıydı. Ama buna rağmen sınav gününe kadar bir tek test sorusu dahi çözmedi. Derslerine karşı ilgisizdi. Bir meslek tercihi bile yoktu. Ama zekiydi. En azından ortalamanın üstündeydi. Sonuçta sınavda başarılı oldu. Puanı iyiydi ancak tercih listesini doldururken öğretmenlerinin tüm yönlendirmeleri ve ısrarlarına karşın o kendine özgü ilkel inatçılığı ile kafasına göre bir tercih listesi hazırlamıştı. Sonuçta listedeki okullardan birisini kazanmıştı ya önemli olan da buydu. Ve vakit kaybetmeden okula kaydını yaptırdı. İşte en azından bir süre ailesinden değilse bile çevresinden uzaklaşabilirdi. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Okulu ve bir başka okulda okumayı ve bunun için kendisini zorlamayı”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; hiç düşünmedi. İlk defa “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Kaderin kederli kollarına”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; kendisini sürüklemesi için &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Kaderin akıntısına”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; bıraktı. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Sürükleneyim bakayım nereye kadar gideceğim”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— Evet&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;, öyle dedim ve kendimi bir kuş kadar özgür hissettim. Ama ben özgürlüğün sarhoşluğuna kapılacak kadar kırılgan ve insanların iğrençliklerine karşı aşısızdım. Kısa süre sonra hastalandım ve hâlâ kurtulmuş değilim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Evet, Engin’i tanımam işte bu günlerde oldu. Yıllarca etkisi altında kalacağı kısa süren bir aşkın tohumları okul günlerinde atılmıştı. Uzunca süre bu sevgiliyi unutmadı. Unutamadı. Fakat bir gün bir bıçak gibi kesip atma lüzumu hissetmiş. Bana anlattığına göre bu olay, bugün artık kullanılmayan şehirlerarası otobüs terminalinde gelişmiş. İlişkilerine son bir şans ve yön arıyormuş. Kadın ona &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Askere gitmesi”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; ve bundan sonra bu ilişkiyi, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Sonu hayat ortaklığına varan bir ilişkiye”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; taşıyabileceklerini söylüyormuş. Engin, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Peki öyleyse bir yazı tura atalım, kim kazanırsa onun isteği olsun”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; demiş. Ve yazı tura atmışlar, ne yazık ki Engin kazanmış, ama kadın hâlâ ısrar ediyormuş. Kadını otobüse kadar uğurlamış ve otobüs hareket ederken, o da bir gölge gibi kaybolmuş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;— Bugün düşündüğümde ben aslında o gün bu ilişkide kendime yabancılaştığımı fark etmiştim… Yakındaki parka gittim ve ona ait tek şeyi, onun fotoğrafını yırttım ve havuzun suyuna fırlattım, artık o benim için sonsuza dek yabancı olarak kalacaktı... O güne kadar sevdiğim ve değer verdiğim insanların hatıralarının bir göstergesi olarak idrak ettiğim fotoğraflar benim için değerini kaybetmişti. Hatırlıyorum da Annemle ara sıra eski fotoğraf albümüne bakardık. Siyah / beyaz / renkli / canlı / soluk yüzlerce fotoğraf arasında Annem ve benim için değerli hatıraların hapsolduğu anları temsil ediyordu. Bir fotoğrafta Annem ve kucağında ben vardım Annem o kadar gençti ki, başını eşarbıyla çenesinin altında olacak şekilde bağlamış gencecik bir kadındı bu fotoğrafta gencecik bir anne, bense minicik bir dev oğluydum annemin kucağında. Bir diğer fotoğrafta bu sefer babamın kucağındaydım. Babam sandalyede oturmuş bense kucağındaydım, elimde ise yarısı yenmiş bir simit tutuyordum. Babamın ayakkabıları ne kadarda eski idi öyle. Ama genç bir erkek, mağrur ve ben babamın minicik dev oğluydum kucağında. Bir diğer fotoğrafta ise Annem, Babam ve ben vardım. Ben annemin kucağındaydım Babam ise Anneme sıkı sıkıya sarılmış gözlerinde gurur okunuyordu ikisinin de işte diyorlardı sanki işte bu minik dev oğlan bizim oğlumuz diyorlardı, demek istiyorlardı bu fotoğrafa bakan herkese. Başka bir fotoğrafta tek başınaydım artık büyümüş kocaman olmuştum. Annemin pasaportunun yanındaki sütunda duruyordum. Muzip bir gülümseme dudağıma yapışmış halde. Annemde yan sütunda bana tebessümle bakıyor işte diyor benim oğlum artık büyüdü kocaman oldu diyor. Sonra başka bir fotoğraf gözüme ilişiyor. Bir evin bahçesinin çitinin önündeyiz. Annem eşarbını atmış, saçlarını fönle kıvır kıvır yaptırmış, üstünde krem rengi bir döpiyes, çokta güzel yakışmış ona, yanında ben varım yine yine o muzip gülümseme dudağıma yapışmış. Yanımdaysa Ester ninem, Annemin kucağında ortanca kardeşim sarı tulumlarının içinde işte Annem ve Babamın ikinci gururları ikinci minik dev oğulları. Güneşli bir gün olduğu belli, belli ki yaz gelmiş. Her yer yemyeşil. Bir diğer fotoğraf bu sefer ortanca kardeşimle yan yanayız. Benim saçım yeni tıraş olmuş belli ki okula başlamışım. Kardeşimin ise saçları o kadar çok ki ikimizde fotoğraf makinesinin kadrajına bakıyoruz ve guruluyuz. Karşıdan babamız ve annemiz bakıyor bize bizlerle gurur duyuyorlar. Bakın diyorlar bakın bizim dev oğullarımız büyümüş kocaman olmuşlar. Yine başka bir sahne bu sefer oyuncak trendeyiz. Lunaparkta üçümüzde ardı ardına binmişiz vagona en önde en küçüğümüz arkasında ikincimiz sonrada ben üçümüzde o kadar mutluyuz ki ve bende yine o muzip gülümseme. Annem ve babam bize bakıyorlar ve elbette bizle yine gurur duyuyorlar. Başka bir fotoğraf polaroid makinemizle çekilmiş. Ailecek yıllarca yaşadığımız gecekondu evimizin tahtalı oda dediğimiz evimizin iki odasından birindeyiz. Babam, Annem, Ortanca ve Küçük kardeşim ve yine o muzip gülümsemesiyle ben. Biz bir aileyiz diyoruz. Hep birlikte ve mutlulukla. Sonra hatıralarım birer birer soluklaşıp kararıyor. Albümdeki fotoğraflarda anlamını yitiriyor… Bugün elimde kendime ve geçmişime ait hiçbir fotoğraf yok. İnanın ki yok…&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;O. Ne yazık ki o günden beri hâlâ bir sarmalın içinde burkulmaya devam ediyor. Bu sarmalın içinden kurtulmak ne kadar da zormuş. Ah ne ahmaklık, ne zavallılık. Mutluluk ona ne diye bu kadar uzak ve ona karşı bu kadar acımasız. Sorun onda mı? Yoksa seçimini yaptığı insanlarda mı? Bir bilebilse. Yaklaşımlarıyla, tavırlarıyla, düşünceleriyle ne... Kahretsin ki ne yapacağını bilemiyor. Beyni bu anlarda yerinden fırlayacakmış gibi oluyor. Mutsuzluk ve kalp ağrısı... Ona yardımcı olamamaktan kederliyim. Tıpkı onun da şu kadın yoldaşına karşı eli kolu bağlı kalmaktan duyduğu keder gibi...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;   &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;/span&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;   &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;ÜÇÜNCÜ ANLATI&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;PERİ YÜZLÜ Kızıl saçlı kız…&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;—Bugün karnemi almak için okula gittim. Karnemi aldıktan sonra arkadaşlarla şehrin en eski parkına gittik. Parkta biraz oyalandıktan sonra arkadaşlarla daha sonra buluşmak üzere vedalaştım. Parkta kendi başıma dolaşırken havuzun kenarında oturmuş bir adam dikkatimi çekti. Havuzun sularına dalgın dalgın bakıyordu. Sanki bu dünyadan uzaklaşmış gibi bir görüntüsü vardı. Elindeki bir kâğıda bakıyordu. Daha dikkatlice baktığımda bunun bir fotoğraf olduğunu fark ettim. Daha sonra fotoğrafı yırttığını ve havuzun sularına savurduğunu gördüm. Merakımı giderememiş ve yanına kadar yaklaşmıştım. Benim varlığımı algılamıyordu bile. Yanına sessizce oturdum. Onun gibi bende havuzun sularına tamda onun baktığı yere bakmaya başladım. Acaba ne hissediyordu. Karşıda tam onun gözlerinin odaklandığı yerde fıskiyeler vardı ve fıskiyelerden yükselen sular tam yukarıda adeta bir şemsiye oluşturuyorlar ve bu bir anlık görevini tamamlayan damlalar yere doğru yani çıkmış oldukları sulara doğru hızla düşerek yeni bir serüven için sıralarını bekliyorlardı. Güneşin bu dansa katıldığını ve mikro gökkuşakları yarattığına da tanık olunuyordu. Ama tüm bunlar benim gözlerimle gördüğüm gözlemlerimdi. Peki, ama bu adam ne görüyordu. Kendimi daha fazla tutamayarak ona; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Merhaba”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. Ama o duyumsamıyordu galiba tekrar bu sefer omzuna dokunarak; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Merhaba Adım Peri sizi rahatsız etmek istemem ama konuşabilir miyiz”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. Ve bu medeni cesaretime kendim bile şaşırdım ve itiraf etmeliyim utandım da. Oda bana benim yüzüme bakmadan; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Sana da merhaba, Rahatsız etmiyorsun”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; ve bir zaman sonra &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Benim adım da Engin… Engin Işık”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi. Ve birden derin hislerle daldığı su damlacıkların dansından gözlerini ayırarak bana baktı. Öyle derin bakıyordu ki gözlerimin içine bakışlarımı kaçırmak zorunda kaldım…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center" class="MsoBodyText" style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center" class="MsoBodyText" style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;—Evet, terminalden kaçarcasına geldiğim bu parkta tekrar nefes alabildiğimin farkına vardım. Parktaki bu havuzu ve fıskiyeleri çok seviyordum ve gelip havuzun başına oturdum. Hayat gibi geliyordu bana suların dansı. Dalga dalga gelip kıyıya çarpıyorlardı. O kadar çok zaman bekliyorlardı ki bu anı ve bir anda yok oluyorlardı işte. Beklide buna değerdi kim bilir. Bir başka sefer için kim bilir daha ne kadar zaman geçecekti… İnsanı dinlendiriyordu bu serüveni izlemek. Sizde hak verirsiniz ki sadece bu bizim duyumsamamız olabilir. Ama ya dalga, ya dalgayla birlikte hareket eden su, ya suyu oluşturan o birçok damlalardan şu veya bu o bir tek damla… Sonra fıskiyeler çalıştırıldığında bu seferde göğe/ yukarıya/ yükseğe doğru harekete geçiyordu damlalar. Görevlerini tamamlamak için yine sıra beklemek zorundaydılar. Sanki bir askeri düzen ve disiplin altındaydılar. Ama ben hayatım boyunca ne anlamsız düzenleri nede anlamsız disiplinleri sevmişimdir… Sonra su ile birlikte damlalar yükselmeye başlıyor, yükseliyor, yükseliyor ve nihayetinde en tepede zirvedeler işte ama zirvede olmak bir an sürüyor damla için sonra tekrar gerisin geriye sulara dostlarının yanına dönüyor ve tekrar o zirveye çıkmanın hayalini sürüyor, deviniyor. Kendi hayatımı bu su damlasına benzetmeye çalışırken ve hayatımı film şeridi gibi tekrar canlandırmaya çalışırken tatlı bir kız sesinin bana &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘Merhaba’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dediğini duyumsadım ki ben o anda o kadar uzaklardaydım ki ah bir bilse. Tepki vermezsem hemen çekip gideceğini sanıyordum. Ama bir süre sonra aynı tatlı sesin bu sefer omzuma dokunarak &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘Merhaba, Adım Peri sizi rahatsız etmek istemem ama konuşabilir miyiz’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; demesiyle bu tatlı sesli kızın hiçte kolay kolay pes edecek birine benzemediğinin ayırtına vardım. Tıpkı benim gibi miydi ne. Sonra derin hayallerimden uzaklaşıp yüzüne bakmadan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘Sana da Merhaba’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘Rahatsız etmiyorsun’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; ve bir zaman sonra &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘Benim adım da Engin… Engin Işık’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim ve birden derin hislerle daldığım su damlacıklarının dansından gözlerimi ayırarak ona, doğrudan onun gözlerinin içine baktım. Öyle derin bakıyordum ki gözlerinin içine istenç dışı olarak bakışlarını kaçırmak zorunda kaldı… O kadar tatlı bir yüzü vardı ki. Çillerle kaplı bir yüz. Saçları ise kıvır kıvır ve doğuştan kızıldı. Bir süre ona hayranlıkla baktığımı hatırlıyorum bu zaman içinde nedense ona kanımın ısındığını fark ettim. Elinde bir kitap tutuyordu. Dikkatlice baktığımda N.G.Çernişevski’nin Nasıl Yapmalı adlı kitabı olduğunu gördüm. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘İlginç; bu kitabı elinde taşımıyorsundur umarım’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. O da kızgın bir ses tonuyla; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘Hayır, ne münasebet’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi ve kitabın okuduğu kadarlık bölümünü bana anlatmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Çernişevski bu eseri petropavlovski isimli çarlık zindanlarındayken 4 ay gibi bir sürede, sosyalist kuruluş sürecini tanımlamak için kaleme almış. Kimi pratik uygulamaların kitaptaki olaylar üzerinden açıklanmasının yanı sıra, o günden bugüne tartışması hala süren insanın doğası gereği eşitliği kaldıramayacağı konusu üzerinde durmuş ve başarılı bir şekilde bir öykü kurgusu içerisinde açıklamış. Bu eserinde, ‘yeni insan’ın yaratılması üzerine bir takım tezler geliştirmiş. Bu eser özelinde, Rus köylüsünün (ki evrensel anlamda tüm köylülerin) çıkarcılığı ve bencilliği, Rus insanının kirlenmişliği ve Rus toprak sahiplerinin bunları kendine fayda çıkarmak için kullanması vb. en ince ayrıntısına kadar verilmiş. Özetle Nasıl Yapmalı da bu insanları konu ediniyor Çernişevski. Bu öykülerde, gerek Vera Pavlovna’nın yaşam öyküsüyle, gerek Vera Pavlovna’nın ailesinin dünyaya çıkarcı bakış açısıyla, bu kirlenmişlikten kurtulmanın aslında ne kadar kolay ve gerekli olduğunun altını çizmiş. Bu eser, zamanında Rusya’da Narodnik hareketinin temel taşını oluşturmakla beraber, V.İ.Lenin’e de ilham kaynağı olmuştur. V.İ.Lenin, sonradan tilmizlerinin adlandırdığı biçimiyle ‘Leninist’ örgüt teorisini geliştirip açıkladığı Ne Yapmalı’yı yazarken de bu eserden oldukça etkilendiği anlaşılıyor. Kısacası bu eser çağını aşıp evrenselleşmiştir.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu beni oldukça çok şaşırtmıştı bu kız. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Yaşına göre oldukça iyi bir çözümleme yapıyorsun doğrusu beni şaşırttın”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. Bunu onu kırmadan ve küçümsemeden nasıl söyleyebileceğim kaygısını taşıyarak söylemiştim. O da gururlu bir ses tonuyla.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Teşekkürler Engin”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bunu ilk dile getiren sen değilsin”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Sonra ben ona bir iki ilave yapmak gerektiğinden bahsettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Örneğin kitap, defalarca çarlık sansürüne uğramıştır ki bu da kitabı şifreli bir havaya sokmuştur. Kitap boyunca görünen bir aşk hikâyesinden bağımsız olarak ana konuya bağlı ikinci derecede olay ardında yeni insanı tarif etmeye çalışıyor. Kitaptaki biraz da zorunlu olan gizem, sonlara kadar devam eder. Üç başkahramanın yanında kitaba on-on beş sayfa konuk olan bir &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/rahmetov" title="(bkz: rahmetov)"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Rahmetov&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; vardır ki darma duman olmuş kahramanlara ve okuyucuya ışık olur gider. Dönemin &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/rusya" title="(bkz: rusya)"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Rusya&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;’sının üniversitelerinde, özellikle &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/narodnik" title="(bkz: narodnik)"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Narodnik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; hareket içinde büyük ilgi görmüş ve &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/nas%fdl+yapmal%fd%5c%27y%fd+okumayan+adam+de%f0ildir" title="(bkz: nasıl yapmalı'yı okumayan adam değildir)"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Nasıl Yapmalı’yı okumayan adam değildir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; anlayışı dahi hâsıl olmuştur. Öte yandan yazıldığı dönemde, aslında &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/kom%fcn" title="(bkz: komün)"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;komün&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; bir yaşama ve sisteme sembol olarak gösterilen &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/vero%e7ka" title="(bkz: veroçka)"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Veroçka&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;’nın dikiş atölyesini Çarlık Rusya’sında deneyen meramı anlamamış kadınlar da olmamış değildir! Kitap, hâlâ &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/yeni+insan" title="(bkz: yeni insan)"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;yeni insan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;a giden yolun güzel, oturaklı rehberlerindendir.” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Sohbetimiz hızla ilerlemiş ve değişik yön ve tat almaya başlamıştı. Yeni insandan, gelecek toplumlardan. Gelecek için bugün için yapılması gereken ivedi işlerden. Hâsılı örgütlenmeden. Ama öncelikli olarak insanın kendi kendisini örgütlemesinden bahsettiğimiz bir sohbet ve fikir alışverişi kulvarına gelmemiz o kadar hızla olmuştu ki. Daha şimdiden kendi özge ruh sıkıntılarımı unutmuştum bile. Velhasıl terminalde daha bir saat önceki karşılıklı rest çekme ve sonrasında karşılıklı olarak tatsız terk ediş/edilişi unutmuş, yeni bir yöne doğru yol almam başlamıştım bile…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Birden o anda &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Hadi kalkalım yoldaş, sohbete yolda devam edelim”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek aynı anda birbirimize teklif etmemiz hiçte bizi şaşırmamıştı. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Yoldaş”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; kelimesini o kadar içtenlikle söylemiştik ki birbirimize ve o kadar iyi gelmişti ki bu kızıl saçlı kızcağız Peri ve düşünceleri… En yakın ay çekirdeği satıcısından bir külah ay çekirdeği aldık. Artık parkta ay çekirdeğimizi çitleyerek ilerliyor ve sohbetimizi derinleştiriyorduk. Park şimdi bize bir bakıma Aristo Okulu olmuştu. Daha henüz ay çekirdeğimizi yeni bitirmiştik ki karşımızda şehrin en meşhur dondurma dükkânı olan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘Şişmanın Yeri’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; çıktı. Yine aynı anda sanki sözleşmiş gibi &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Hadi yoldaş kâğıt helva arasında birer dondurma yiyelim mi” &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;sözcükleri dudaklarımızdan çıkmıştı. İkimizde dolu dolu birer kâğıt helva arasında dondurmamız elimizde bir banka oturarak sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyorduk ki ben ona;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bak yoldaş sana bir süre önce yazdığım bir metni okuman için vereceğim okumak istersen tabi ki”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki bu metin terminalde buluştuğum kadın arkadaşa yazılmış bir metnin kopyasıydı.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Ama”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bu metnin bazı yerlerinin özel anlam içerdiğini göz ardı etmelisin. Bu metin özelde Reel Sosyalizmden başlayarak Sosyalizmin sorunlarına dair kendimce bir başlangıç ve hâsılı ön notlar çerçevesindedir bu gözlükle okursan daha yararlı olur kanısındayım. Hem daha sonra bakarsın uzun uzun tartışırız ne dersin”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek cebimden kâğıtları çıkartıp ona uzattım. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Okuduktan sonra bana geri getirirsen memnun olurum çünkü bu bendeki tek kopya”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. O da sevinçle;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Çok teşekkür ederim Engin yoldaş”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek kâğıtları aldı. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Başlığı da ilginçmiş ‘Yeni Zamanlar’ müsaadenle bir göz atabilir miyim”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek benim onayımı almayı beklemeden hızla okumaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;Bu tavrına içten içe sevinmiştim. O anda &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Pek tabii Peri yoldaş”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek onu onayladığımı bile duyumsadığını sanmıyorum…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;YENİ ZAMANLAR&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; “Proletarya devrimleri, 19. Yüzyıldakiler gibi, kendi kendilerini durmadan eleştirirler; gidişlerini sık sık durdurarak tamamlanmamış olan bir konuya yeniden el atarlar; tereddütleri, güçsüzlükleri ve ilk teşebbüslerinin basitliğini amansızca alaya alırlar, ta ki; geriye dönüşü olanaksız kılacak bir durumu yaratmış olsun. O zaman bütün koşullar haykırırı. Haydi, Halep orada ise, arşın burada”(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn5" name="_ftnref5" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;1)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; “Hic Rhodus, hic Salta&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Haydi atla&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Gül burada, burada raksetmelisin” Eosope&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Merhaba Rosa,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Osmanlıdaki komitalardan birinin adı şair Rigas’ın da kurucuları arasında bulunduğu Sinomasia adlı komitadır. Bu komita için bugün özellikle 17.yüzyıl Arnavut ve Rum halkları arasındaki kurulmuş olan akrabalık, komşuluk ve dostluk geleneklerinden ilham almıştır diyebiliriz. Bu ilhama mazhar olan gelenek bir bakıma Anadolu’daki kan kardeşliğinin de biz benzeri olan hissi akrabalıktır. Bu hissi akrabalık Beşa (Arnavut geleneğinde ant içmek)’laşmak ile doruğuna ulaşır. Beşalaşmak genellikle Beşa’ların köy veya kasabanın orta yerinde olabildiğince yüksek sesle ‘hayatın hayatım, Canın Canımdır!’ haykırışıyla tüm topluma ilan edilir. Rigas’ında içinde bulunduğu Sinomesia ve benzeri örgütler Osmanlı egemenlik yapısına karşı özelde ulusal dozda bir savaş ve direniş örgütleyebilmek için yola koyulurlar. Tarihsel çıkarları o günler için uyuşan Avusturya Fransız ve Osmanlı ‘şeytan’ üçgeninde yenilirler ve Osmanlı’ya iade edilirler. Şair Rigas ve yoldaşlarının sonu boğdurulmak suretiyle acı bir ölüm olur. Ki tarih Osmanlı ülkesini ve diğer Fransız, Avusturya, Rus, Alman ülkelerini uluslaşma süreci içerisindeki dalgalanmalarla darmadağın etmiş. Rigas ve yoldaşlarının ruhu efsanedeki kuş gibi kendi küllerinden yeniden doğmuştur. Bu isyan ateşi Spartaküs’ün özgürlük ateşidir. Görev sırası Anadolu’nun Proleter Devrimcilerindedir. Bizi ulusal olmayan sınıfsal bir savaş bekliyor. Bu onurlu göreve talip olanlar var, aynı zamanda talip olmayı reddedenler de. Bu ayrışmayı yaparken mekanik açıdan yaklaşmak Marksizm’in iyi bir öğrencisi olmaya çalışan birisi için hiçleşmek olur. Bundan önceki olaylı metinde bazı noktaları aştığımızı iddia etsek de mevcut konjonktürün her türlü baskısından tam anlamıyla sıyrılamadığımızı iddia etmiştim. Zaman bunu kısmen onayladı. Bu baskıyı ne kadar azaltabilirsek ufkumuz da o kadar geniş olacaktır.(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn6" name="_ftnref6" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;2)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Yeniden ve bir kez daha iddia ediyorum. Bugün ne kadar çok marjinal olsak da, yeni bir sıçramanın, YENİ ZAMANLAR’ın politik sınıf savaşımının potansiyel enerjisini bağrımızda taşıma misyonu her an yeniden ve yeniden örgütleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Halkın görenekleri alışkanlıklara dayanır; halk neye alışmışsa, onu akla uygun, haklı ve yararlı görür. Ve bir yüzyıl daha önce yeni bularak aynı derecede şiddetle karşı çıktığı şeyleri bir yüzyıl sonra şiddetle savunur.” (Belinski, Rus Düşünce Tarihi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki alıntıda “halk” kelimesi yerine “insan, kişi, vb.” koyarak yeniden okumak yol açıcı oluyor. Tüm toplumsal ilişkilerimizden soyutlandığımızı hayal ettiğimizde çok daha rahat anlayacaksındır. Kısaca değinmem gerekirse bir dönem hakkımda ilerici görüşleri savunduğun doğruydu, ama bu o dönemin özgünlüğü bittiği noktada gericileşmenin de sebebidir. Değişmeyen tek şeydi değişim. Bu yanı sen ve benim ilişkimi tarif ede dursun. Toplumsal bir ilişkide sınayalım: Sıradan olmayan en azından “devrimci demokrat” olan arkadaş senin yanında ifade etti, “orası Çin, Rusya ve onlar Türkiyeli insanlara benzemezler...” işte gericileşme (inançsızlık) tam da burada ortaya çıkıyor. Göreve talip olmak hakkını vermektir. Ki sen de “Hiçbir şey yapmadım diyorsun; bir şeyler yaptığımı iddia etmek, yapmamaktan kötüdür.” O halde hakkını nasıl vereceğiz. Nasıl olmaması için birkaç şey kafamda biçimlendi. Tüm eksiği ile paylaşmak isterim. Kantinlerde entelektüel gevezelikler etmekle devrimcilik yaptığını, hatta hiçbir şekilde kapitalist bir savaşımla bütünleşmemiş hatta daha özelinde yapılan kantin savaşımını bile içselleştirememiş bir yürüyüşün talibi insanlar bunu söyleyeceklerdir. Liberal solcu olan bu insanlardan ne kadar kopulursa, o kadar çok marjinal olacağımız kesindir. RSDİP başlangıçta tam da bu noktadadır. Onlar bir yandan ideolojik savaşım verirken örgütlü bir yürüyüşü de düzenlemekteydiler. İğneyle kazarak yapmaya çalıştığımız da tıpkısı olmasa da benzeridir. RSDİP’ in o dönemiyle ilgili olarak N.K.Krupskaya’ya başvurmak istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“O sıralarda etkin Marksistler (Narodnizm’den sıyrılanlar -m.d-) başlangıçta zayıf da olsa bir örgüt oluşturdular. Kendilerine Alman İşçi partisi gibi Sosyal Demokratlar dediler.” (&lt;/span&gt;   &lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn7" name="_ftnref7" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;3 ) &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1917 Ekim devrimine akan süreç böylesine az sayıda, böylesine zor koşullarda kendine kanal aramış ve açmıştır. Görev vardır ve talip olma zamanıdır. Onlar talip olmasını bildiler. Ancak asla Rus çarı Petro gibi kişilere olduğundan farklı misyonlar biçmemek gerekir. Çünkü bu gelişmeyi engeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kalbinin özlemiyle hiçbir zaman yetinmedin&lt;br /&gt;Ama anavatanını bir kadın gibi sevdin&lt;br /&gt;Arzularını, emeklerini ve sanatını&lt;br /&gt;Ona verdin, kabesinin çevresinde topladın&lt;br /&gt;Tüm saf ve dürüst hisleri yeni bir yaşama&lt;br /&gt;Neşe, sevgi ve bağımsızlık kutsaldır,&lt;br /&gt;Vatan keder ve çekişmeyle dolu dedin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ölüm saatinin çalması için çok erken&lt;br /&gt;Daha fazla engellenemeyecek o ışığını o soylu aklı&lt;br /&gt;Böylesi eşitsiz iktidarın kelimeleriyle konuşan&lt;br /&gt;İnsanlığı kurtarmaya çabalayan kalbindir.” (&lt;/span&gt;   &lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn8" name="_ftnref8" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;4)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan 1990’dan beri dört yıla yakın bir zaman geçti. İnsanların hayatında tesadüflerin rolü oldukça önemli olabiliyor. Karşılıklı etkileme ve etkileşmeler hayatın daha sonraki dönemlerinin temellerini atabiliyor. Meşhur bir Anadolu deyişi “boynuz kulağı geçti” der. Bu etkileşimdeki süreç tam da buna benzer bir sürece denk düştü benim için. Seninle tanıştıktan sonra bugün açıkça senden etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Bana geniş bir ufuk açtın. Bugün ben bu ufku yaşamaya gayret ediyorum. Ki benden etkilenen insanlar beni aştıkça seviniyorum.&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Her gelişme kendisinden önceki birikimin üzerine oturuyor. Ve o birikimin bağrında oluşuyor. Sınıflı toplumların İlkel komünal toplumdan yabancılaşarak birbiri ardına yeni toplumsal örgütlenme biçimlerini üretirken proletaryanın her toplum biçiminde kendisini daha da bileyerek gelişmesi gibi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Yukarıdakilerden sonra anlatmak istediğim (kavratmak da istemiş olduğum) bana karşı telaşlanman değil sevinç duyman daha sağlıklı bir bakış olmalı idi. En azından bir momentten sonra. Fakat telaşın, içinde bulunmak zorunda olduğun toplumsal ilişkilerin basıncı tarafından belirlendiği içindir ki gericileşiyor, dilim demeye varmıyor ama yinede diyeceğim bir bakıma onursuzlaşıyorsun. Tek kelimeyle yazık. Tam da burada Karl Marks’a kulak verelim:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Dünyanın yaratılışı, en büyük darbeyi jeogeniden aldı –Yani dünyanın bundan sonraki gelişmesini bir süreç bir kendini doğurma süreci olarak gösteren bilimden. Yaratılma teorisinin tek pratik yadsıması, Generatio aequivoca’dır (kendiliğinden üreme, kendi kendini oluşturma –ç-)”dır.(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn9" name="_ftnref9" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;5) &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha beni affedeceğini umarak ukalalığa sığınarak sana bir öneride bulunacağım. Tabancadan çıkan bir mermi çekirdeğini durdurmak imkânsızdır. Belki, ancak imkân dâhilindedir de pekâlâ. Eğer o mermiden daha hızlı hareket edilebilirse. Kısaca benim yürüyüşümü durdurabilmen için benden çok daha hızlı olman yani kulağı geçen boynuzu geçen kulak olman gerekiyor. Belki de efsanedeki gibi boynuzu kesersin kim bilir. Gerçi buna talip değilsin Tam da bu durumun aşağıda yazılanlardan ne kadar farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Alexander, üniversitede doğal bilimler okumak için Petersburg’a gitti. Orada Anna’dan bile gizleyerek devrimci çalışmalara katıldı. Ve yaz tatillerinde eve geldiğinde de bununla ilgili olarak hiç kimseye bir şey söylemedi.&lt;/span&gt;  &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Evindeki son yaz boyunca Aleksander, İlyich’le konuşmaktan kaçınıyordu. İlyich, solucanlar üzerine taziyle uğraşan – şafakta kalkıyor, saatlerce solucanları gözlüyor, mikroskopla ilgileniyor ve deneyler yapıyordu- ağabeyini gözlemliyor ve şöyle düşünüyordu. ‘Hiçbir zaman devrimci olamayacak’ hatasını çok geçmeden fark edecekti. Ağabeyinin trajik sonu onun üzerinde büyük bir etki bırakmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;...&lt;br /&gt;Alexander 8 Mayıs (1887-m.d-)’de idam edildi. Haberi duyduğunda İlyich şöyle demişti ‘Hayır biz aynı yolu izlemeyeceğiz. Başka bir yol izlemek gerekiyor’.”(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn10" name="_ftnref10" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;6)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Senin praksisinden izleyebildiğim kadarıyla ki sürecin. (Yemek boykotu, dernek çalışması, Gözaltı vd.) Lenin’in düşüncelerinde açığa çıkanın bir benzerini bana da öğretmiştir. Başka bir yol arayışı, işte tam da burada Bolşevizm başlıyor. Narodnizm’den Bolşevizm’e akıştır bu süreç. Ve biz de bunun aranışı içerisinde savaşıyoruz. Anadolu devrimcilerinin sorması gereken sorusu, Rus entelijansı’nın (aydın takımı –md-) özellikle Katerina’dan beri kendilerine sordukları sorunun cevabını aramaktır. Tekrarlamak gerekirse kendilerine sordukları soru şudur:&lt;br /&gt;“Rusların kendilerine sordukları soruların tümü ulusal (aynı zamanda uluslar arası –md-) kimlikleriyle ilgiliydi; ‘Nereden geliyoruz nereye gidiyoruz?’, ‘İnsanlığa yapabileceğimiz katkı nedir?’ ‘Bize verilen görevi yerine getirebilmek için neler yapabiliriz?’ Bu sorulara yanıt bulmaya çalışırken, düşünen Ruslar, kendi durumlarına daha ileri ülkelerin perspektifinden bakmak ve bu ülkelerin kuramsal kavrayış yönetmelerini kullanmak gibi bir olanağa kavuşturan ‘geri kalmışlığın ayrıcalığı’ denilen özel bir ayrıcalıktan yararlanmış oldular” (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn11" name="_ftnref11" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;7)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Kısa bir nefes aldıktan sonra kaldığımız yerden devam edelim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“... Dolayısıyla, bu düşüncelerin alınıp benimsenmesini izlemek, yalnızca akademik bir ilgi sorunu olmayıp, Rus düşüncesinin içinde biçimlendiği ve hızla gelişmesini sağlayan düşünsel ortamın çıkartılması çabasının da önemli bir bölümünü oluşturur.” (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn12" name="_ftnref12" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;8)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Öğrenmemiz ve bunun çabasını Anadolu’da yaratmamız, kendi coğrafyamızın gelişimini kavramamız için öğretici bir soyutlamayı önümüz koyuyor yazar. Bu yazılanları özümsemek 72 yıl sonra bugün gelinen noktada pratik hataları olan Sovyet sisteminin derinlerinde yer alan diğer bir sivri ucunu tanımamıza olanak tanımıyor mu? Rus insanı daima uçlarda yaşamasını bilmiştir. Ufak bir örnek Dostoyevsky’dir. Bu sorun hemencecik üzerinden atlanabilir türden değildir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Daha düne kadar Reel olarak karşıtları için bile dayanak noktası olan Sovyet iktidarı artık fiili olarak yok. Bugün proletaryanın devrimci bir diktatörlüğü Hz. Süleyman’ın kullarını yolladığı neresi olduğu bilinmeyen Ofir ülkesi gibidir. Ama bu ülkeyi bulmak bugünden başlayarak sınıf savaşımının sert yöntemleriyle yakınlaştırılacaktır. Başka bir yolu ‘80 öncesinin devrimci pratik deneyimini, proletarya teorisiyle yoğurarak ona ruh (Bolşevizm) katarak yaratılacaktır. Biz bir yerde “devleti kurtarmak için örgütlenmeden, yıkmak için örgütlenmeye kolay gelinmedi”ğini söylemiştir. Yıkmak, iktidar mücadelesi için ciddi çalışmayla olanaklıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Nous commençons et il finissent / Biz başlıyoruz, onlar bitiriyor” (D.Fonvizin, Rus Düşünce Tarihi)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bağrında yarattığın rüşeym (oluşum) halindeki düşünce hiç de bugünkü praksise denk düşmeye bilirdi. Kendimce cevabım: Birincisi kendi kişilik yapım olabileceği gibi ki ben bunu kabul etmiyorum an azından fazlasıyla etkin olduğunu kabul etmiyorum. İkincisi geçmiş hayatımdan onurlu bir kopuş, onurlu bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Tıpkı:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bu ülkede daha önce yaşamaya başlamışlarsa, bizim de elimizde yaşamımızı başlatırken, hiç değilse istediğimiz herhangi bir biçimi seçme olanağımız ve ülkemizde kök salmış uygun olmayan ve kötü davranışlardan kaçınmaya hakkımız var. Nous commençons et il finissent. (Biz başlıyoruz, onlar bitiriyor)” (D.Fonvizin) (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn13" name="_ftnref13" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;9)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Elbette birilerinin bitirmiş olduğu bir şeyler için savaşmak olmaz. Ama yinede biz başlamak, bir yerlerden başlamak zorundayız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; “Topraktan insanlar bitiyordu, saban izlerinde ağır ağır kapkara öc alıcı bir ordu filizleniyordu; bu ordu pek yakında bütün toprağı çatlatacak olan gelecek yüzyılların ürünleri için boy atıyordu.” (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn14" name="_ftnref14" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;10) &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir defa daha Kropokin’in Etika’da ifade ettiği gibi çiçeğin çiçekleyeceğine bunun çiçek için ölüm bile olmasının bir şeyi değiştirmeyeceğine olan inancımı yineliyorum. Burada Hasan Hüseyin Korkmazgil’den bir şiir aktarmak istiyorum. İlk okuduğum zaman ürperten bir şeyler buldum. Bu ürpertiyi dostluğuna sığınarak seninle paylaşmak istedim. Şiire geçmeden önce H.H.Korkmazgil ile ilgili birkaç noktaya değineceğim. Şair, devrimci-demokrattır. Devleti eleştiriyor ama bulduğu çözüm mevcut istemi aşmaya yetmiyor. Benzerleri gibi Kemalizm’in solunda kalıyor, Kemalizm’i aşamıyor. Tüm bunlarla genel anlamda tam bir sol liberalist çizgidedir. Ancak ne var ki tüm bu nitelemeler onun dar anlamda ya da bunun biraz ötesinde sanatsal anlamdaki önemini geri plana atmıyor. Karl Marks için Hegel okumaları, dahası Hegel önelidir. Bu niteleme ve ciddiyetiyle eğilmek gerekiyor. İspanyolca’sı ve Türkçe’sini alt alta yazdım. Okuyalım.&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; “Yüreğim sızladığı zaman&lt;br /&gt;(Cuanda me duele el alma)&lt;br /&gt;Gece yarılarından sonra şafaktan önce&lt;br /&gt;(despues de la medianoche, antes del amanecer)&lt;br /&gt;Bilmediğim bir istasyondan, bilmediğim bir müzik geliyor kulağıma&lt;br /&gt;(duste una estacion que ignoro, una musica que descanozca)&lt;br /&gt;Uzak&lt;br /&gt;(lejona)&lt;br /&gt;Vahşi&lt;br /&gt;(Salvaje)&lt;br /&gt;Karanlık&lt;br /&gt;(Oscura)&lt;br /&gt;Gece denizleri gibi bir müzik&lt;br /&gt;(Una musica como los mares nocturmos)&lt;br /&gt;Batık gemileri gece denizleri gibi bir müzik&lt;br /&gt;(Como los barcos hundicios)&lt;br /&gt;Çağırıyor, çağırıyor beni durmadan&lt;br /&gt;(mellama, mellama sinparar)&lt;br /&gt;Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim&lt;br /&gt;(Quizas, sez entonces, cuanda empieza a dolarme el alma)” (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn15" name="_ftnref15" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;11)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Son günlerde “Örgütlü hep, örgütsüz hiç” cümlesini kendi kendime tartışıyorum. En azından bir devrimci, örgütsüz (düşünsel olarak değil ama fiziki olarak örgütsel ilişkilerden muaf) da olsa yine de düşünsel üretimlerinde örgütlü olarak davrana bilir mi? İllaki devrimci mücadele örgüt mekanizması içinde mi olmalıdır? Elimde bir noktaya kadar Marks ve tabiî ki Engels var. Hatta Nazım Hikmet, Hikmet Kıvılcımlı var. Ama bu bir noktaya kadar gelip dayanıyor. Böylesine etkin bir varoluş ve yaratım Proletaryanın bir savaşçısı olarak var olduğumuzu her halükarda kabul ve hissedersek anlam kazanıyor. Tersi ise çürümedir diye düşünüyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Kendi kendinize sorun; bu kör bu ışığa nasıl katlanabilir!” (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn16" name="_ftnref16" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;12)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Benimle, senin aramızdaki savaşım tüm bu zaman içinde tüm insani zaaflarımıza rağmen, tekrar belirtiyorum ki bir momentten sonra Aysbergin su altındaki suratını açığa çıkartmasını andırır. Viktor Hugo’dan seçtiğim şu satırlar öğreticidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; “Topraktaki oluşumun biçimi insana hareket edebileceği birçok yön gösterir. İnsanın üstünde sanıldığından çok daha fazla etkilidir. Kimi Vahşet dolu manzaraların varlığı insanda görme bozukluğu yaratır ve yaratılışı suçlamaya kalkışırız. Bu tür manzaralarda doğanın ağır kışkırtmasıyla karşılaşmış gibi oluruz. Çöl bazen bilince, özellikle yarı aydın insan bilincine zararlıdır. Ama bu devasa bir bilinçse, işte o zaman Sokrat ya da İsa ortaya çıkar. Cılız bir bilinçse ancak Atree’yi ya da Judas’ı yaratır. Bilincin cılızı çabucak bir sürüngene dönüşür. Karanlık ormanlar, çalılıklar, dikenler, ağaç dallarının altındaki bataklıklar onun için kaçınılması mümkün olmayan birer sığınaktır. Oralarda kötülüğün gizli etkisine teslim olurlar. Görme bozukluğu, nedeni bilinmeyen seraplar, zaman ve mekânın korkunçluğu insanı yarı dinsel, yarı hayvani bir korkuya sürükler ki o da, vahşeti doğurur. Katilin yolunu aydınlatan meşaleyi yanılsamalar tutar. Haydudun başı döner. Eşsiz doğanın yüce ruhları aydınlığa boğan, çılgın ruhları ise kötü eden iki yönü vardır. İnsan cahil, çöl de seraplarla dolu olunca, yalnızlığın karanlığı zekânın karanlığına eklenir. İnsanın yüreğinde uçurumların açılması da işte bundandır. Kimi kayalar, kimi hendekler, kimi bataklıklar: Kimi vahşi görünüşlü açıklıkların akşam karanlığı insanı delice insafsızca davranışlara iter. İnsanın neredeyse, bazı yerlerin insanı kötülüğe sürüklediğini düşünesi gelir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Geniş ufuklar insanı genel düşüncelere götürür. Dar ufuklarsa bölük pörçük düşüncelerin ilham kaynağıdır. Bu da bazen büyük yürekleri küçük ruhlu insanlar olmaya mahkûm eder...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Küçük düşüncelerin, bölük pörçük düşüncelerin büyük ve genel düşüncelerden nefret etmesi; bu ilerleme için verilen savaşın ta kendisidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Memleket ve Vatan. Bu iki sözcük bütün Vendee Savaşının da özetidir. Yerel düşüncenin evrensel düşünceyle kavgası. Yurttaşa karşı köylüler” (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn17" name="_ftnref17" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;13)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Şu an için gerçek olan, kutsal kitaplarda anlatıldığı biçimiyle Havva’nın Âdem’in sol kaburgasından yaratıldığı/ortaya çıktığı gibi senin içinden çıkan ben seninle girmeye çalıştığım (tüm süreç boyunca) girdiğim bu mücadele sonucunda tıpkı birer ikiz kardeş ama bir birinin zıddı iki kardeş gibi uçup gideceğiz. Aksi şu an için koskoca bir hülya olur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Ve bu iki ruh, bu iki trajik kız kardeş, birinin gölgesi ötekisinin ışığına karışarak, birlikte uçup gittiler.”(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn18" name="_ftnref18" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;14)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman her şeyin ilacımıdır? Bunun köşe taşlarını henüz oluşturmuş değilim. Fakat ne trajiktir ki zamanında THKP-C öncülleriyle taban tabana çatışmaya girmiş olan Mihri Belli 6 Mayıs ile ilgili köşe yazısında şunları söylüyor/yazıyor.&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“... Martirler; temsil ettikleri özveri ruhu genç kuşaklara aşılansın diye anılır. Taşımış oldukları bayrak elden ele geçsin, yere düşmesin diye, pek öyle olmadı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; 68 kuşağından eskilerin çoğu, aradan geçen uzun yıllar boyunca bu düzenin kurallarına uyarak geçim derdine düştüler. 6 Mayıs ‘Martirleriyle’ saf tuttukları günler uzak geçmişte kaldı. Bulanıklaşmış bir hatıra oldu. Zamanla sararan eski fotoğraflar gibi. O geçmişe tümden sırtını dönenler var. Dönmeyenler de var. Gençlikleriydi o şanlı geçmiş.”(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=8920736426536753287&amp;amp;postID=5823984857080153353#_ftn19" name="_ftnref19" title=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;15)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; Aynı dönemde Mihri Belli’nin “Martirler” dediği 6 Mayısta idam edilenlerin temsil ettiği 68’lilerin bir koluyla Kızıldere’de omuz omuza savaşmış bir diğeri ise Kızıldere Manifestosu için TV’ de 12 Mart adlı Belgeselde “Kapağı Atmak” deyimini kullanmaktadır. Belki de zaman her şeyi yerli yerine koyuyor. Ne söylediğimiz değil ne yaptığımızdır önemli olan. Mevcut moment sanki mistik bir tülden ibarettir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Gerçeği, çırılçıplak gerçeği belki de hiçbir zaman göremeyeceğiz. Belki de buna ömrümüz yetmeyecektir. Yoldaş V.İ.Lenin, “Görmek istemeyen gözden daha kör bir göz yoktur” derken ne kadar da halkıdır. Müdahale etmeyi hep daima kutsal bir görev olarak algıladım algılıyorum da. Ki bu yazı ile de bir çakıl taşının büyük bir kaya bloğunu durdurması gibi küçük ama mütevazı bir şeylere soyunduğumu sanıyorum. Aslında açılabildiğim bir dost olman, belki de senden yararlanmam, bencilliğim bunda rol oynuyor kim bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Açıklık” diyordu bir yoldaş “Açtığı yarayı iyileştiren bir kılıçtır.” Ben de bunu yineleyerek sana yazdığım tüm yazılarımın açıklığa hizmet etmek için yazıldığının söyleyebilirim. Açıklık için yaratmaya çalıştığım bu praksiste kendi kılıç yaramı iyileştirdim. Bu senin yaralarını iyice açmayı göze alarak da olsa böyle olmak zorundaydı. Bir önceki metinde seni yoldaşça yürüyüşe çağırmıştım. Maalesef net bir cevap alamadım. Demek ki yüksekten uçan bir kartal olmayı istemedin. Kaybedecek zamanımız yok. Nasıl ki Kapitalizmin ve tüm diğer azınlık sınıf egemenlik biçimlerinin bağrında doğup gelişen Proletaryanın 1917 Ekim devrimiyle azınlık sınıf iktidarlarını yıkıp tarihin çöp sepetine attığı gibi, ben de bağrından doğduğum seni aşıp yıkıyor ve savuruyorum. Son sözüm ilk sözüm olmalıydı. DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN.&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Peri kâğıttaki yazıyı okurken bende etrafımdaki insanları incelemeye yoğunlaşmıştım. Ayakkabı boyacıları, ay çekirdeği ve kâğıt mendil satıcıları, tartıcılar, tatlıcılar, yani her türden seyyar satıcılar ve en önemlisi sokakta çalışan çocuklar o kadar çoktular ki. Köşede kuytulukta tiner ve bir yapıştırıcı markası olarak ‘Bally’ koklayan, şarap ve bira içen, fuhuş pazarlığı yapan çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkek onlarca ve o kadar çok insan vardı ki. Toplumun burjuva toplumumuzun ayaktakımları buralardaydı, bu mekânlardaydı ve bizde bu insanlarla aynı havayı ve mekânı paylaşıyorduk. Kurtuluş o anda hepimiz için uzaktı ama bir o kadarda imkânsız değildi. Görev vardı ve yerine getirilmeliydi… Ben bu düşüncelerin iklimindeyken, Peri de ‘Yeni Zamanlar’ ismini verdiğim yazımı okuduktan sonra kâğıtları kitabının arasına -kutsal bir metinmişçesine- özenle katlayıp koydu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Hımm ilginç şeyler seninle tartışacağımız çok şey var Bay Engin yoldaş”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi muzip bir gülümsemeyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de &lt;/span&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Tartışmadan kaçanın kaşığı kırılsın”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek ona doğru kılıcımı çekmiştim bile.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Birlikte etrafımızdaki insanlara aldırmadan kahkahalarla gülüyorduk ki. Karşımızdaki kayıkhaneyi göstererek;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Hadi gel Engin sandala binelim”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Uzun süredir sandala binmemiştim”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Hemencecik iki kişilik bilet alarak sandala bindik. Havuzun ortasındaki fıskiyelere o kadar yaklaşmıştık ki rüzgârın ters esmesiyle hafiften ıslanmıştık bile. Az kalsın kitap ve kâğıtta ıslanıyordu. Ama biz tüm bu olanlara aldırmadan kahkahalarla gülüyorduk. Sandalı kıyıya yaklaştırıp karnımızı doyurmak için bir şeyler yemeye karar verdik. Çoğunlukla uğrayıp stresten uzaklaşmak için ara sıra takıldığım açık hava birahanelerinden birisinde oturup bira eşliğinde et döner yemeyi teklif ettiğimde doğrusu Peri’nin vereceği tepkiden çekinmiştim. Hemencecik kabul etti ve oraya doğru yürüdük kendimize ikişer adet bol etli, bol soğanlı, bol cin biberli ve bol turşulu döner ısmarlayıp masaya oturduk. Gelen garsona ikişerde -Alman yoldaşlara özenerek- duble boy bardakla bira ısmarladık. O sırada yerel bir gazete satıcısını fark ettim. Gazete satıcısına işaret ederek ondan bir gazete aldım. Gazeteye göz gezdirirken bir fotoğrafa gözüm ilişti. Tabi ya bu bizim Karabatak değimli &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘Karabatak Selim’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; haberin devamında şehir içi belediye otobüsü bileti basarken yakalanan bir çeteden bahis olunuyordu. Demek ki yakalatmış kerata dedim içimden. Masadaki alet edevat bizim bir zamanlar bin bir zorlukla temin ettiğimiz araç gereçlerdi. Ve bizim &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘karabatak Selim’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; sanki hiçbir şey olmamış gibi eliyle zafer işareti yapıp gülümsüyordu, diğer suç ortakları onun aksine kafalarını öne eğmişlerdi. Aslında &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘karabatak Selim’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; oldukça yetenekli ve girişken bir arkadaştı. Sonradan kendi kendime insanın inançlarının gereklerini yerine getirmemesi ve onu amaçları dışında kullanmasının onu ne dereceye kadar düşebileceğine delil olduğuna kanıt getirip buruk bir tebessüm attım gazetedeki fotoğrafa ve Selim’e. Sonra garsonun masamıza getirdiği biralarımızı Peri ile birlikte &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;‘Gelecek güzel günlere’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; temennisiyle tokuşturup et dönerimizi yemeye koyulduk. Bu arada da devrimcilik ve devrimci inanç ve irade konusunda derin bir sohbete kulaç atmıştık bile. Karnımızı doyurup birazcık da olsun dinlendikten sonra artık kalkmaya karar verdik. Köşede şipşak fotoğraf çeken yaşlı bir amca ile karşılaştık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Gel Engin beraber bir fotoğraf çektirelim dostluğumuzun başlangıcının hatırası olsun”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek beni birlikte fotoğraf çektirmeye zorladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Çocukluğum zamanlarından hatırladığım artık tedavülden kaldırılmış olan 25 ve 50 kuruşluk metal paralardan hatırladığım iki heykeli ortamıza alarak ufukta batmaya yüz tutmuş güneşin alaca kızıllığının fonunda fotoğrafımızı çektirdik. Fotoğrafı hemen alıp alamayacağımızı sorduğumuzda yaşlı fotoğrafçı bize ancak yarına hazır olabileceğini söyledi. Bizde acelemiz olmadığını yarın alabileceğimizi söyledik. Bize yarın buralarda olacağını, buralarda rast gelmezsek ilerideki fotoğrafçılara ayrılan kulübede olacağını söyledi. Bu arada Peri yarın için ivedi bir işi olduğunu müsait olursam fotoğrafı benim alıp alamayacağımı sordu. Bende pekâlâ bunun mümkün olabileceğini söyledim. Yaşlı fotoğrafçıya ön ödemeyi yapıp el sıkışarak oradan ayrıldık. Güneş iyice kaybolmuş yeni ay tüm çıplaklığıyla gökyüzünde görünmüştü. Köprünün üzerinde bir teleskop kurulduğunu gördük. Teleskop ikimizin de ilgisini çekmişti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Gel Teleskopla gökyüzüne bakalım”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;İlk önce Peri baktı teleskopla uzayın derinliklerine sonra da ben uzay/evren o kadar sonsuzmuş ki ancak şimdi ayrımına varabiliyordum. O kadar çok gök cismi varmış ki. İnsan kendisinin evrende ne kadar da küçük ve bir o kadar da yalnız olduğunun ayrımına varıyor bu anlarda. Ki dinsel ve totaliter görüşlerde sırf bu ufaklık, yalnızlık, hiçlik hissi ile insanı kuşatıp beslenerek adeta iğdiş etmiyor mu? Teleskoptan gözümü ayırdığımda hemencecik bu düşünceler de dağıldı birden. İşte yine hayatın içindeydim ve işte ben bendim yine kendimdim. Teleskopu köprü üstüne kuran gence ücretini ödemiştim ki. Peri;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Oooo saat bir hayli geç olmuş beni evden merak ederler”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek benim kolumdan çekiştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen koşar adım otobüs durağına doğru yol almaya başladık. Yolda bir dahaki sefere nerede buluşacağımızı da kararlaştırmaya çalışıyorduk. Peri ancak iki gün sonra müsait olabileceğini söyledi. Ben Peri’ye zaten yarın fotoğrafları alabileceğimi iki gün sonra görüşebileceğimizi ama bir bulmacam olduğunu bu bulmacayı çözebilirse buluşmamızın mümkün olabileceğini ki bu bulmacayı çözemezse üçüncü gün bugün ilk karşılaştığımız yerde ve aynı saatte olacağımı söyledim.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bulmacaları severim, söyle bakalım bulmacanı”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bulmacam basit bu kentte elinde bir buket çiçek tutan bir kent heykeli var hem de o kadar göz önündeki işte ben o heykelin yanında seni saat tam 19’u 17 geçe bekleyeceğim. Unutmazsın değil mi?”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedim. Peri;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Tamam, biraz geç ama saat tam 19’u 17 geçe orada olacağım”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bu arada durağa varmıştık bile. Bir süre sonra otobüsü geldi. El sıkışıp sarılarak vedalaştık. Otobüs hareket ettiğinde bende yine o eski derin düşünce/hülyalara dalarak yola koyulmuştum…&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;span style="font-size: 0px;"&gt;&lt;/span&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—Otobüsün hareket etmesiyle birlikte Engin’in de yavaş/hızlı adımlarla yola koyulduğunu fark ettim. Kendisine el sallamamı bile fark etmemişti. Yolculuk boyunca bilmeceyi düşünüyordum. Bu kent heykeli de neydi ne anlam ifade ediyordu. En önemlisi nasıl bulacaktım burasını. Tüm hafızamı tekrar tekrar gözden geçiriyordum ama bir türlü çıkartamıyordum bu heykeli ve yeri… Eve yakın durakta otobüsten indim. Bu arada yağmur başlamış ve birden bire aniden bastırmıştı. Bu mevsimde böylesi bir sağanak yağmur ne görülmüş ve nede işitilmiş değildi. Neyse ki durakla ev arası bir koşumluk mesafeydi, elimdeki kitabı ve içindekileri ıslatmamaya özen göstererek koşar adım eve girerken bile bu kent heykelini ve Engin’i düşünüyordum… Öyle ilginç bir gün geçirmiştim ve ilginç bir bilmeceyle de gün sona ermişti… Neyse ki eve adımımı attığımda Anne ve Babamın evde olmadığını gördüm. Girişteki aynaya Amcamlara gittiklerini ve merak etmememi yazan bir not bırakmışlardı. Tüm gece bu bilmeceyi ve Engin’i düşünerek sabaha karşı uykuya dalmışım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün boyunca ve buluşma günü tüm kentte bu yeri aradım. Tüm tanıdıklara eş ve dostlara sordum ama kimse bilmiyordu. Son bir hamleyle parka giderek o yaşlı adama sormayı düşündüm. Yaşlı adamı parkta fotoğraf çektirdiğimiz heykelin olduğu yerde Engin ile benim gibi iki kişinin fotoğrafını çekerken rastladım. İlginç tam bu anda güneş ufka doğru hızla yaklaşmış, gökyüzü alaca kızıllığa girmişti. Yaşlı amcaya beni hatırlayıp hatırlamadığını sordum. Bana;&lt;/span&gt;  &lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Elbette hatırladım. Sen Peri’sin bende seni bekliyordum senin aradığın yere ana caddeden ulaşılıyor. Ana caddeye çık 07/11 nolu belediye otobüsüne bin iki durak sonra in üstgeçitle karşı kaldırıma geçip ilk sokağa dal ve yolu takip et karşına çiçekçi dükkânları çıkacak çiçekçi dükkânlarının sonunda yine bir üst geçit var üst geçidin sonunda sola döndüğünde karşılaşacaksın o heykelle. Hadi Peri çabuk ol”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sanki ben orada değilmişim ve benimle biraz önce konuşmamış gibi bıraktığı yerden işine koyulmuştu. Bugün anımsıyorum da o anda benim adımı nereden bildiğine şaşırmış bir halde, teşekkür etmeyi bile unutarak oradan uzaklaşmıştım. Neyse ki ana yol çok uzakta değildi. Hızlı adımlarla yola koyulmuştum ama zaman o kadar da daralmıştı ki. Yetişemeyeceğimden korkuyordum. Yaşlı adamın dediği gibi duraktan 07/11 nolu belediye otobüsüne bindim iki durak sonra indim üstgeçitle karşı kaldırıma geçip ilk sokağa daldım ve yolu takip ettim karşıma aniden çiçekçi dükkânları çıktı. Her taraf karanfil kokuyordu. Çiçekçi dükkânlarının sonunda yaşlı fotografçının bahsettiği işte o ikinci üst geçide de ulaşmıştım. Alelacele saate baktığımda buluşma saatine 1 dakikamın kaldığını gördüm. Koşar adım üst geçitten ilerledim son basamağı geçip sola döndüğümde birden irkildim. İşte oradaydı tam karşımdaydı meşhur kent heykeli ve Engin… Bu duruma o kadar sevinmiştim ki. Engin’in beni kucaklayarak;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Başardın Peri Yoldaş, seni kutlarım al bu karanfiller senin”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Dediğini bugün bile hayal meyal hatırlıyorum. Öyle ki heyecandan kalbim küt küt atıyordu…&lt;br /&gt;Heyecanımı gören Engin benim koluma girerek ilerideki çay ocakların birisine kadar eşlik etti. Bu çay ocağı üç kat bodrum kattaydı ve merdivenleri taze pasta kokuyordu. Çay ocağının kapısından girmiş ve sedire yan yana oturmuştuk ki;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bize iki çay verir misin dostum”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; diyerek garsona seslendi. Garson ise;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Ona tabiî ki dostum çaylarınızı hemen getiriyorum”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi. Müzik kutusunda güzel bir ezgi çalıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Bu benim en çok sevdiğim şarkı Suliko”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt; dedi ve mırıldanmaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Sakvarlis saplavs vedzebdi /ver vnaxe dakarguliko. Sevgilimin mezarını arıyordum./Bulamadım kaybolmuştu./Yüreğim parça parça ağlıyordum. / Sen nerdesin sevgilim”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;Bana;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;“Suliko Gürcü şair Akaki Tzereteli’nin bir şiiridir aslında. Şiir ilk etapta her ne kadar bir aşk şiiri gibi görünüyorsa da, şairin bunu vatan yani Gürcistan için yazdığı biliniyor. Ancak o;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 14.2pt 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #444444;"&gt;’Ben her şeyden önce Gürcüyüm, çünkü Gürcüstan’da doğdum, ama bu benim milliyetçi ve ırkçı olduğum anlamına, kendi halkımın mutluluğunu başka bir halkın zara
